ATP'de müthiş becerikli tecrübeli tenisçiler varken, WTA'e nazaran ilerlemek daha zor ve genç tenisçiler de sıralamada ilerlemekte zorlanıyorlar. Göze batan '93 ve sonrası oyunculara bakalım... (sıralama Dünya Sıralaması'na göre yapılmıştır)
12- Andrey Rublev: Listemizdeki en genç isim olan '97li Rublev 1.88'lik boyuna karşılık zayıf kalıyor ve bu da güçlü rakipleriyle denk mücadele etmesini engelliyor. Rus tenisçi, bu yıl en büyük başarısını Barcelona'da Verdasco'yu yenerek elde etti. Dudi Sela ve Damir Dzumhur da yendiği diğer önemli isimler oldular.
11- Elias Ymer: Etiyopya asıllı olan İsveç doğumlu tenisçi, '96 jenerasyonun önemli isimlerinden. Bu yıl tüm Slam'lerde elemeleri geçti ve ana tabloda ilk turda kaybetti. Bir Challenger şampiyonluğu var, Barcelona'da Kyrgios'u yenmesi ve son 16'ya kalması not edilmesi gereken bir başarı.
10- Kimmer Coppejans: Belçikalı tenisçi de Rublev benzeri bir fiziksel zorlanma yaşıyor. Bu yıl iki Challenger şampiyonluğu yaşadı; bir finali var Challenger'larda. Mersin'de Marsel İlhan'ı, Guangzhou'da Hyeon Chung'u, Bordeaux'da ise Sam Groth'u yenmeyi başardı.
9- Alex Zverev: Ağabeyi Mischa'dan daha önemli bir potansiyele sahip olan Alex, bu yıl bir tane Challenger şampiyonluğu yaşadı ve Bastad'taki 250'lik turnuvada yarı final oynadı. Citi Open'da ise çeyrek final oynamayı başardı. Bu yıl birçok önemli ismi yendi. Citi Open'da Kevin Anderson'ı yenmeyi başardı; Janowicz-Dolgopolov-Groth yenmeyi başardığı önemli isimler.
8- Hyeon Chung: '96lı tenisçi beş Challanger turnuvasında final oynadı ve üçüncü kazandı. Granollers ve Paire bu yıl yenmeyi başardığı önemli isimler; özellikle sezonun ikinci yarısında önemli gelişim gösterdi, US Open 2.turunda Stan Wawrinka'ya üç tiebreak'te kaybetti, maçtaki direnci ve soğukkanlı oyunu dikkat çeken bir performans oldu.
7- Thanasi Kokkinakis: Birçok genç yıldıza sahip Avustralya tenisinin şu anda geride olan isimlerinden ama Tomic-Kyrgios'a göre tenise daha çok yakışan bir isim olduğunu da not edelim. Bu yıl Indian Wells'te son 16'ya kaldı; tüm Grand Slam'lerde çeyrek final oynadı, en önemli başarısı Roland Garros'taki üçüncü turu. Bordeaux'da birçok önemli ismin katıldığı Challenger turnuvasını kazandı. Bu yıl Gulbis-GGL-Monaco-Fognini-Chardy yendiği önemli isimler oldu. Bu yıl, Tomic'e karşı 1-2 durumunda.
6- Lucas Pouille: Fransa tenisi, önemli tecrübeli isimlere sahip ama geriden gelen fazla sayıda önemli tenisçi yok. 25 yaş altındaki en önemli isimleri Lucas Pouille. Avrupa yerine Dubai'de yaşamayı tercih eden Pouille; bu yıl tüm Grand Slam'lerde ilk turda elendi. Sezonun en etkileyici performansına Hamburg'da imza attı. Elemelerden geldikten sonra Monaco-Paire'ı eledi ve yarı finalde Fognini'ye kaybetti.
5- Nick Kyrgios: '95li tenisçi sezona çok iyi bir başlangıç yaptı; Avustralya'da Karlovic ve Seppi'yi geçtikten sonra çeyrek finalde Murray'e kaybetti. Estoril'de final oynadı. Madrid'te Federer'i geriden gelerek yenmeyi başardı. Wimbledon'da Raonic'i yenmeyi başardı, dördüncü turda Gasquet'e kaybetti. Amerika turunda Rogers Cup'ta Wawrinka'yı yenmeyi başardı ama o maçtaki sportmenlik dışı hareketi ve oldukça terbiyesizce söylemi kendisi için oldukça antipati oluşturdu. Amerika'da şanssız bir kura çekti diyebiliriz, ilk turda Murray'e çarptı.
4- Jiri Vesely: 198 boyundaki Çek tenisçinin, 250'lik turnuvalar dışında başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Yılın son Grand Slam'inde Ivo Karlovic'i setlerde geriye düştükten sonra yenmeyi başardı ve üçüncü turda elendi. 250'lik turnuvalara bakarsak; sene başında Auckland'de elemelerden gelerek şampiyonluğa kadar gitti. -Kev Anderson'ı yendi arada- Casablanca'da yarı final ve Bükreş'te final sezonun diğer önemli turnuvaları oldu.
3- Borna Coric: '96lı tenisçi, geçen yıl Basel'de Nadal'ı yenmeyi başarmıştı ve dikkatleri üzerine çekti. 2015'te ise beklenen patlamayı yaptığını söyleyemeyiz. Sadece Dubai'deki 500'lük turnuvada Andy Murray karşısında farklı bir galibiyet alıp, yarı final oynadı ve Federer'e kaybetti. Roland Garros'taki üçüncü turu bu sezonki diğer başarısı oldu; Coric'in sıralamada geride olan genç rakiplerine karşı geriye düşebileceğini düşünüyorum kendisini aşmazsa...
2- Jack Sock: Çiftlerde Pospisil'le beraber başarılı olan Sock, tekler kariyerinde bu yıl başarılı olmaya başladı. Houston'da Querrey'i yenerek kariyerindeki ilk tekler şampiyonluğunu kazandı; Indian Wells ve Miami'de iyi turnuvalar çıkardı. Roland Garros'ta Dimitrov'u yendi ve devamında dördüncü tura çıktı. Yılın son iki Slam'inde iyi sonuçlar alamadı. Rogers Cup'ta bir kez daha Dimitrov'u yenmeyi başardı.
1- Dominic Thiem: Dünya Sıralaması'nda ilk 20'ye giren ilk '93 ve sonrası doğumlu tenisçi olan Thiem bu yıl Grand Slam'lerde iyi sonuçlar alamadı. Miami'de Feliciano Lopez'i yenmeyi başardı ve devamında çeyrek finale kaldı; Andy'e kaybetti. Roma'da Simon'u yenmeyi başardı. Wimbledon'dan sonraki küçük turnuvalarda önemli başarılar elde etti. Umag'da ve Gstaad'ta şampiyon olmayı başardı; bu süreçte Monfils-Feliciano-Goffin'i yenmeyi başardı.
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
19 Eylül 2015 Cumartesi
18 Eylül 2015 Cuma
Eurobasket 2015 – Yarı Finaller Sonrası
Eurobasket’te heyecan dolu yarı final maçlarını izledik ve ikisinde de daha az şans verilen takımlar kazandılar, Pazar 22:00'de oynanacak finalin adı İspanya-Litvanya oldu...
İSPANYA: İspanya'nın Fransa'yı uzatmada devirdiği maçta maçın tek hakimi Pau Gasol oldu diyebiliriz. Maçı 40s- 11r- 3b tamamlayan Gasol kusursuza yakın bir performans gösterdi ama performansının çok da şaşırtıcı olmadığını not edelim. İspanya'da turnuva başından beri takım Gasol üstüne kuruluyor; Sergio Llull kısmen, Rudy Fernandez ise tamamen Real Madrid'teki rollerinin dışında oynuyorlar ve İspanya'da top sürekli pota altına iniyor. Böyle olunca Pau Gasol turnuva boyunca müthiş istatistiklere imza attı; bu maç da biraz daha ekstra oynadı ama çok şaşırtıcı olmadığını söylemek lazım. İspanya bu maçı kaybedecek olsa bile, Gasol'ün 30s- 8r civarında katkı yapması normal olurdu. Şunu da not etmek lazım; Pau Gasol normal sürenin sonunda Batum'a, uzatmada ise 78-75 yaptığı pozisyonda Lauvergne'e net fauller yaptı -özellikle ikincisi çok net- ve bunlar hakemler tarafından atlandı.
Fransa'ya gelecek olursak, bu maçta ne eksikti diye bakarsak; 3'lükler haricinde çok kötü şut attıklarını görüyoruz öncelikle. 19/52 ikilik ve 10/17 serbest atış isabeti var takım olarak. Gelabale ve Lauvergne dışında kenardan gelen oyunculardan verim alamadılar ve neredeyse hiç kullanmadılar. Takımın lideri Tony Parker 3/13 ikilik, 1/4 üçlük ve 1/4 serbest atışla felaket bir şut günü geçirdi. Batum turnuvanın kendisi adına en iyi oyununu oynadı diyebiliriz. Gobert ve Diaw yine standart bir maç oynadılar. Bu kadar sıradan bir performansa rağmen, hakemler normal süre sonunda ve uzatma sonunda doğru kararlar verebilselerdi, Fransa yine de finalist olabilirdi.
LİTVANYA: Litvanya zorlu maçlar kazanma serisini devam ettiriyor ve İspanya'ya göre daha az şans verilmesine rağmen yarı final maçını da kazandılar. Litvanya gruptaki son maçlarını ve Gürcistan maçını beş sayının altındaki farklarla kazanmıştı. İtalya'yı ancak uzatmada yendiler ve Sırbistan'ı da yine son saniyelerde geçtiler. Oyun olarak hiçbir rakibi sürklase edemiyorlar ama maç boyunca ayakta kalmaları ve tüm oyuncuların maç içinde iniş-çıkış göstermelerine rağmen maç sonlarında daha istikrarlı oynamaları Litvanya'yı finale kadar taşıdı.
Litvanya-Sırbistan arasındaki müthiş maçla ilgili notlara bakalım; maç yüksek tempoda başladı. İlk çeyrek itibariyle Kalnietis-Valanciunas ikili oyunlarının işlediğini ve Valanciunas'ın savunmada da çok etkin olduğunu gördük. Sırbistan dış şutlarda da başarısız olunca skorda geriye düştüler. İkinci çeyrekte Litvanya farkı çift hanelere kadar açsa da, devre sonunda Sırbistan geri döndü ve rakibini yakaladı... İkinci yarıda savunma dozajları iyice arttı; önce Litvanya, sonra Sırbistan rakip takımı kitlediler. Son saniyelerde Sırbistan maçı kazanma noktasına gelmişti ama Bogdanovic hem acele etti ve hem ayağı kaydı, sonrasında da Litvanya kazandı.
İstatistiklere bakalım; Kalnietis 12s- 5r- 9a ama 8 tk ile oynadı. Valanciunas yine beklendiği gibi oynadı. Maciulis son iki maçın altında kaldı, kenardan gelen Kuzminskas ise bu turnuvadaki en iyi performansını sergiledi ve ikinci yarıda 4 numara pozisyonunda oynayarak Sırbistan'ı bozan en önemli parça oldu... Sırbistan tarafında ise Teodosic-Bjelica-Bogdanovic-Raduljica haricindeki oyuncular döküldüler; Teodosic-Bjelica özeline bakarsak, bu oyuncular da beklenenin altında performans sergilediler, özellikle maç sonunda daha sorumlu oynamalarını bekleyebilirdik -Teodosic için pek şaşırtıcı değil maç sonu ama Bjelica'nın maç genelinde olduğu gibi maç sonunda da kötü olduğunu gördük-
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
WTA Tenis – Genç Yıldızlar
WTA’de
tecrübeli oyuncuların da aldıkları şaşırtıcı sonuçlar ve gösterdikleri
inişli-çıkışlı performanslardan sonra sıralamada üst noktalara çıkan birçok
genç isim var. Dünya sıralamasına da bağlı olarak dikkat çekici 15 isme
bakalım…
15- Ajla Tomljanovic: Zagreb doğumlu
olan 2014 Temmuz’da Avustralya vatandaşlığına geçmişti. 1.80 boyundaki tenisçi
kariyerinin ilk finaline bu yıl Tayland’da çıktı ve finalde Hantuchova’ya
yenildi. Stanford’daki çeyrek finalini de çıkarırsak bu yıl kayda değer başka
turnuva oynamadı. 2014’te toprakta etkili olurken, bu yıl başarılı sonuçları
sert zeminde geldi. Bu yıl yendiği önemli rakipler Belinda Bencic (Madrid) ve
Madison Keys (Stanford)
14- Annika Beck: 2014 Mart’ta 43
numaraya kadar çıkan Beck düşüş sergiledi ama son aylarda yine yükselişti. Bu
yıl şampiyonluğu yok, Florianapolis’te final oynadı ve Pereira’ya kaybetti.
Onun haricinde yine International turda başarılı turnuvalar çıkardı;
Hertogenbosch ve Bad Gestein’da çeyrek finalleri var. Bu sezon görece başarılı
olduğu tek Slam Roland Garros oldu, ilk turda Agnieszka Radwanska’yı yenmeyi
başarmıştı.
13- Alison van Uytvanck: Belçikalı
tenisçi, Katowice’deki yarı finali ve daha sonra Roland Garros’taki müthiş
performansı dışında pek bir iş yapmadı. Boyu çok uzun olmasa da, iyi bir
servisçi, servis oyunlarına iyi konsantre oluyor ve soğuk kanlı bir oyunu var.
Roland Garros’ta biraz da kura şansı vardı diyebiliriz; yendiği rakipler
Schmiedlova-Diyas-Mladenovic-Mitu; çeyrekte Bacsinszky’e kaybetti.
12- Carina Witthöeft: ‘95li
Alman tenisçi, 1.76 boyunda ve iyi servis atıyor. Bu sezon aldığı sonuçlara
bakarsak; Altenkir ve Cagnes’teki ITF turnuvalarında şampiyon oldu –Cagnes’te
Bertens-Maria’yı yendi, önemli bir şampiyonluk- Avustralya Açık ilk turunda
Navarro’yu yenmeyi başardı, Rogers Cup’ta çeyrek finale kadar çıktı.
11- Zarina Diyas: Asyalı tenisçiler
arasında 1 numaraya yükselen genç tenisçi, kortlarda yaşından beklenmeyecek
seviyede oynuyor diyebiliriz. Bu yıl en dikkat çekici Grand Slam performansı
Wimbledon’da geldi. Seribaşı isimlerden Pennetta ve Petkovic’i eledi, dördüncü
turda Sharapova karşısında da kötü oynamadı. Dubai’de yine Petkovic’i yendiğini
görüyoruz. Stuttgart’daki toprak turnuvasında Lisicki’yi 6-0/ 6-0 yenmesi
sezonun en dikkat çekici skorlarından biri oldu.
10- Daria Gavrilova: 1.66 boyundaki
Daria, Moskova doğumlu, geçen yıl Avustralya’ya taşındı ve bu yıl Avustralya’yı
temsil ediyor. Bu yıl Grand Slam’lerde başarısız oldu; Miami’de Sharapova’yı
yenmesi kendisi adına yılın en dikkat çekici sonuçlarından biriydi. Toprak kort
sezonunda ise Roma’da yıldızlaştı; elemelerden geldikten sonra Bencic-Ivanovic-Timea-McHale’ı
yenip yarı finalde Masha’ya kaybetmişti. Rogers Cup’ta Stosur ve Safarova’yı
elemeyi başardı. İstanbul’da çiftlerde Svitolina ile beraber şampiyon
olmuşlardı. Kortların en sempatik isimlerinden biri.
9- Caroline Garcia: Fransız tenisçi,
1.77’lik boyuyla yine dikkat çekici bir isim. Çiftlerde de Srebotnik ile
beraber oynuyor, böylece oyununa çok yönlülük kattığını söyleyebiliriz.
Teklerde ise çiftlerdeki kadar iyi bir sezon geçiremedi. Şubat’ta Meksika’da
üstüste iki haftada da finallerde Timea Bacsinszky’e kaybetti, Indian Wells ve
Stuttgart’da Ana Ivanovic’i yenmeyi başardı.
8- Sloane Stephens: Steph
iki yıl önce Avustralya’da Serena’yı yenmeyi başardığı için daha tecrübeli
olduğu varsayılabilecek bir tenisçi ama ’93 doğumlu olduğunu hatırlatalım. 2014’te
beklenen patlamayı yapamadı; bu yıl da patladığını söyleyemeyiz ama oyununu
olgunlaştırdı ve çıkışa geçti. Bu yıl RG ve Wimbledon başarılı Slam’leri oldu.
RG’da Venus-Watson-Pironkova galibiyetleri aldı ve dördüncü turda elendi.
Wimbledon’da üçüncü tur oynadı. Kariyerinin ilk şampiyonluğu ise Amerika
turunda Washington’da geldi. Stosur ve Pavlyuchenkova’yı yenerek şampiyon oldu.
7- Anna-Karolina Schmiedlova: Yine
Gavrilova gibi çok sempatik ve hareketli bir tenisçiyle karşılaşıyoruz. Bu yıl
küçük turnuvalarda etkili oldu. Rio’da final oynadı, Katowice’de çeyrekte son
şampiyon Cornet’i ezip geçti, sonra Giorgi’yi yenerek şampiyon oldu, Bükreş’te
Errani’yi yenerek şampiyon oldu. P5 seviyesindeki Cincinnati’de
Radwanska-Begu-Lepchenko’yu yendi ve çeyrek finalde elendi. Üç yaş küçük
kardeşi Kristina da yavaş adımlarla geliyor; Williams kardeşler olmasa da
Radwanska kardeşler benzeri bir gelecek beklediğini söyleyebiliriz.
6- Kristina Mladenovic: 1.83’lük
boyuyla kortların en uzun kadınlarından biri olan Kiki, çiftlerde de Babos ile
beraber mücadele ediyor. Bu yılın genelinde istikrarsız sonuçlar elde etti.
Grand Slam’lerde daha iyi oynadı; iki önemli turnuvasını not edelim. Birmingham’da
Bouchard-Strycova-Halep’i yendi ve yarı finalde Pliskova’ya yenildi. Amerika
Açık’ta ise dördüncü turda Makarova karşısında özellikle final setinde
müthişti, çeyrekte Vinci karşısında yorgunluğun da etkisiyle final setinin
sonlarında geriye düştü ve elendi. 2013 Wimbledon’dan beri bir Slam’de çeyrek
final yapan ilk Fransız oldu ve Cornet’nin de arka arkaya aldığı kötü
sonuçlarla Fransa’nın yeni 1 numarası oldu.
5- Eugenie Bouchard: 2014 yılını müthiş
geçiren Bouchard, 2015’e iyi başladı diyebiliriz. Avustralya’da çeyrek final
oynadıktan sonra, Indian Wells’te iki tur geçti; ne olduysa Lesia Tsurenko’yla
oynadığı maçla beraber başladı diyebiliriz. FED Cup’ta Dulgheru’nun elini
sıkmamasından sonra adeta bir ‘lanet’e uğradı diyebiliriz; katıldığı
turnuvalarda hiçbir başarı sağlayamadı. US Open’da kendisine geldi, özellikle
Cibulkova’yla yaptığı üçüncü tur maçı çok iyi bir maçtı, o maçı kazandı ama
sonra düşerek kafasını vurdu ve turnuvadan çekildiğini açıkladı.
4- Belinda Bencic: ‘97li Bencic listede
yer alan en genç oyuncu ve bu yıl tüm yaş kategorilerine bakarsak, en dikkat
çekici isimlerden biri olduğunu da söyleyebiliriz. Geçen yılın ikinci
yarısından itibaren çıkışta olan Bencic’in bu kadar hızlı bir yükseliş
göstermesini beklemiyorduk desek yanlış olmaz. Eastbourne’de
Keys-Bouchard-Wozniacki-Radwanska’yı yenip kupayı aldı. Rogers Cup’ta inanılmaz
bir hafta geçirdi; Bouchard-Wozniacki-Lisicki-Ivanovic-Serena-Halep’i yendi ki
burada özellikle Serena galibiyetinden bahsetmemiz gerekir. Serena’yı –hem de
setlerde gerideyken- çok zor bir maçtan sonra yendi, Bencic’in maç kazandıkça
havasını bulduğunu ve özellikle büyük tenisçilere karşı oynarken daha fazla
konsantre olduğunu söyleyebiliriz. İlerleyen yıllarda, büyük tenisçilere karşı
olduğu kadar sıralamada geride olan rakiplerine karşı da benzer konsantrasyonla
oynarsa, dünya sıralamasında 1 numaranın en büyük favorisi olacağını
söyleyebiliriz...
3- Madison Keys: ‘95li Amerikalı,
sezonun ilk Slam’inde Kvitova ve Venus’u geçerek yarı finale kadar yükselmişti.
Sonrasında ise ‘Stephens’ın iki sene önceki hali’ gibi olduğunu söyleyebiliriz;
turnuva seçmeye başladı ve oyun olarak da farklı şekillerde oynamadı.
Charleston’daki toprak kort turnuvasında biraz da kura etkisiyle finale çıktı,
finalde Kerber’e karşı maç için servis atarken servis kırdırdı ve devamında
kaybetti. Wimbledon’da çeyrek finalde Radwanska’ya kaybetti, Amerika’da
Radwanska’dan rövanşı aldı, sonrasında Serena’ya kaybetti. Avrupalı genç
tenisçilere nazaran az turnuvaya gitmesi kendisini sık görmemizi engelliyor;
oyun tarzı olarak, yine Williams’lar ve Stephens gibi çok agresif bir oyun
tarzı seçiyor, Kerber ve Radwanska gibi tecrübeli ve sakin tenisçilere karşı
çok fazla basit hata yapması onu oyunda geriye düşürebiliyor.
2- Elina Svitolina: ‘94lü Ukraynalı, bu
tenisçiler arasında ‘ayağı yere en sağlam basan tenisçi’ olarak özel bir konuma
sahip diyebiliriz. Gerçekten çok özel bir tenisçi. Avustralya’da üçüncü turda
Serena karşısında ilk seti kazanmıştı, sonra kaybetmişti. Roland Garros’ta
çeyrek finale kadar yükseldi, yılın son iki Grand Slam’inde başarısız oldu.
Cincinnati’de özel bir performans sergiledi ve Bouchard-Garcia-Safarova’yı
yenerek yarı finale çıktı, yine Serena’ya takıldı. İstanbul’da teklerde
başarısız oldu ama çiftlerde Gavrilova ile birlikte şampiyon oldular.
1-
Garbine
Muguruza: İspanyol tenisinin zirvesi için, çiftlerde de partneri olan
Navarro ile ‘tatlı rekabet’ yaşayan Muguruza Dubai’de Radwanska-Navarro’yu
yendi ve yarı final oynadı. Roland Garros’ta Kerber-Pennetta’yı yendi ve çeyrek
finale çıktı. Kariyerinin en büyük başarısı ise Wimbledon’da geldi. Kerber-Wozniacki-Timea-Radwanska’yı
yendikten sonra final maçında Serena’nın karşısına çıktı; özellikle ikinci
setin sonlarına doğru ortaya koyduğu mücadele ile takdir topladı.
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
16 Eylül 2015 Çarşamba
Eurobasket 2015 – Yarı Finale Doğru
Eurobasket’te çeyrek final maçları da tamamlandı ve yarı finallere geldik...
Çeyrek finallere bakarsak; Fransa ve Sırbistan, -sırasıyla- Letonya ve Çek Cumhuriyeti'ne karşı kesin favori durumundaydılar. Bu iki maç da benzer şekilde geçti; favoriler maça çok kötü başladılar, iyi şut bulan Letonya ve Çek Cumhuriyeti yavaş yavaş ritmlerini kaybettiler -Çekler daha dirençli oldu- sonunda favoriler rahat kazandılar.
İspanya-Yunanistan ve Litvanya-İtalya maçları ise bu turun çekişmeli maçları oldu. İspanya, Yunanistan karşısında son çeyrekte maçı çevirdi ve son dakika içindeki top kayıplarına rağmen Antetounkmpo'nun orta sahadan attığı şut girmeyince yarı finalist oldular... Çeyrek finallerin son maçı olan Litvanya-İtalya beklendiği gibi çok çekişmeli geçti. Litvanya maçın genelinde bir veya birkaç adım önde olsa da maç sonunda yakalandılar. Son topta Gentile lakayt davrandı ve topu kullanamadı, böylece maç uzadı. Uzatmada ise Litvanya tecrübeli oyuncularıyla farklı kazandı.
Fransa-İspanya: Son şampiyon ve evsahibi Fransa, İspanya ile 2013 yarı finalinin rövanşına çıkmış olacak. Fransa şu ana kadar gerçekten güçlü bir takımla karşılaşmadı diyebiliriz; Türkiye-Letonya maçlarında maç başında kötü oynasalar da ikinci yarıda savunma dozajını arttırarak galibiyetlere gittiler. Letonya maçında Gobert 13s- 6r- 3b ile pota altında büyük fark yarattı. Tony Parker 18s- 6a ile turnuvadaki en iyi performansını sergiledi. De Colo 15s- 7r- 5a ile etkileyici bir performans sergiledi. Lauvergne kenardan gelip 14s- 7r ile oynadı. Lauvergne-Kahudi dışında kenardan gelip önemli katkı veren başka bir isim olmadı.
İspanya'ya bakalım; İspanya grup maçlarında etkileyici sonuçlar almamıştı ve Yunanistan karşısına geldiklerinde, daha az şans verilen takım konumundaydılar. Önceki maçlardan farklı bir şey de olmadı diyebiliriz, Pau Gasol 27s- 9r- 3a- 2b ile yine takımını sırtında taşıdı. Nikola Mirotic 18s- 2a ile oynadı ama sadece 1r alabildi. Sergio Rodriguez ise 10s- 5a ile oynadı. Maçın başı dışında Llull etkili olamadı, Rudy neredeyse hiç yoktu. 8 kişilik bir rotasyon kullanan İspanya'da Gasol-Mirotic-Rodriguez takımın en iyileri oldular; Fransa karşısında da muhtemelen dar bir rotasyon kullanacaklardır.
Perşembe 22:00'de oynanacak olan maçla ilgili kısaca bir tahmin de yazalım; Fransa önceki maçlardaki gibi ilk bölümde kötü oynarsa bu sefer pahalıya patlayabilir. İspanya ilk yarıda oyunun kontrolünü ele geçirirse, sonuna kadar götürebilirler. Diğer taraftan, Fransa Gobert-Lauvergne ikilisiyle İspanya'nın pota altı skorerlerini yavaşlatmaya çalışacak ve bunda başarılı olmaları durumunda İspanya'nın skor bulması zor olabilir. Fransa'nın pota altında etkili olması ve Tony Parker'ın da rahat oynaması durumunda Fransa'nın maçta daha büyük favori konumuna gelmesi muhtemel...
Sırbistan-Litvanya: Sırbistan, zorlu B Grubu'nu lider bitirmişti ve eleme maçlarında da zorluk yaşamadılar. Çeyrek final maçında Teodosic'in şovunu izledik diyebiliriz. 12s- 14a ve sadece 2 tk ile oynayan Teodosic, yaptığı akıl dolu asistlerle izleyenlere çok keyifli anlar yaşattı. Takımına müthiş liderlik yaptığını söyleyebiliriz. Nemanja Bjelica 14s- 10r ile oynarken; kenardan gelen Erceg-Raduljica-Nedovic üçlüsü toplamda 44 sayıya ulaştılar.
Litvanya zorlanmasına rağmen turları geçmeye devam ediyor. Gruptaki son üç maçı ve Gürcistan maçını son dakikada kazandıktan sonra, İtalya maçı da uzadı, uzatmada tecrübeli yıldızlarıyla galip geldiler. Litvanya'nın bu maçta oyun planını beklendiği gibi uyguladığını söyleyebiliriz. Kalnietis'in liderliğinde, pota altında Valanciunas'ı devreye soktular, Maciulis yine etkili oldu; uzatma bölümünde İtalya'nın yıldızları saçmaladılar. Üç yıldız da maçı double-double'la tamamladılar. Valanciunas 26s- 15r, Maciulis 19s- 10r, Kalnietis 14s- 11a.
İki takım arasında oynanan son iki maça bakarsak Eurobasket 2011'de Litvanya, 2013'te ise Sırbistan galip gelmişler. Litvanya'nın oldukça inatçı bir takım olduğunu görüyoruz bu turnuvada. Oyun düzeni olarak birbirlerine oldukça benzer oyun planlarıyla sahada olacaklar. Teodosic-Kalnietis, Raduljica-Valanciunas, Bjelica-Jankunas, Kalinic-Maciulis... Buralarda sadece Sırbistan'ın 4 numaraya daha fazla ağırlık verdiğini, Litvanya'nın ise 3 numaradan oynadığını görüyoruz. Bjelica-Maciulis takımları için daha kilit oyuncular olacak gibi duruyor; 1-5 numaralardan iki takımın da benzer katkılar alacağını düşünürsek, Bjelica-Maciulis belirleyici olacaktır ama Teodosic'in de çeyrek finalde gösterdiği performans çok özeldi ve onu küçümsemek olmaz...
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
Çeyrek finallere bakarsak; Fransa ve Sırbistan, -sırasıyla- Letonya ve Çek Cumhuriyeti'ne karşı kesin favori durumundaydılar. Bu iki maç da benzer şekilde geçti; favoriler maça çok kötü başladılar, iyi şut bulan Letonya ve Çek Cumhuriyeti yavaş yavaş ritmlerini kaybettiler -Çekler daha dirençli oldu- sonunda favoriler rahat kazandılar.
İspanya-Yunanistan ve Litvanya-İtalya maçları ise bu turun çekişmeli maçları oldu. İspanya, Yunanistan karşısında son çeyrekte maçı çevirdi ve son dakika içindeki top kayıplarına rağmen Antetounkmpo'nun orta sahadan attığı şut girmeyince yarı finalist oldular... Çeyrek finallerin son maçı olan Litvanya-İtalya beklendiği gibi çok çekişmeli geçti. Litvanya maçın genelinde bir veya birkaç adım önde olsa da maç sonunda yakalandılar. Son topta Gentile lakayt davrandı ve topu kullanamadı, böylece maç uzadı. Uzatmada ise Litvanya tecrübeli oyuncularıyla farklı kazandı.
Fransa-İspanya: Son şampiyon ve evsahibi Fransa, İspanya ile 2013 yarı finalinin rövanşına çıkmış olacak. Fransa şu ana kadar gerçekten güçlü bir takımla karşılaşmadı diyebiliriz; Türkiye-Letonya maçlarında maç başında kötü oynasalar da ikinci yarıda savunma dozajını arttırarak galibiyetlere gittiler. Letonya maçında Gobert 13s- 6r- 3b ile pota altında büyük fark yarattı. Tony Parker 18s- 6a ile turnuvadaki en iyi performansını sergiledi. De Colo 15s- 7r- 5a ile etkileyici bir performans sergiledi. Lauvergne kenardan gelip 14s- 7r ile oynadı. Lauvergne-Kahudi dışında kenardan gelip önemli katkı veren başka bir isim olmadı.
İspanya'ya bakalım; İspanya grup maçlarında etkileyici sonuçlar almamıştı ve Yunanistan karşısına geldiklerinde, daha az şans verilen takım konumundaydılar. Önceki maçlardan farklı bir şey de olmadı diyebiliriz, Pau Gasol 27s- 9r- 3a- 2b ile yine takımını sırtında taşıdı. Nikola Mirotic 18s- 2a ile oynadı ama sadece 1r alabildi. Sergio Rodriguez ise 10s- 5a ile oynadı. Maçın başı dışında Llull etkili olamadı, Rudy neredeyse hiç yoktu. 8 kişilik bir rotasyon kullanan İspanya'da Gasol-Mirotic-Rodriguez takımın en iyileri oldular; Fransa karşısında da muhtemelen dar bir rotasyon kullanacaklardır.
Perşembe 22:00'de oynanacak olan maçla ilgili kısaca bir tahmin de yazalım; Fransa önceki maçlardaki gibi ilk bölümde kötü oynarsa bu sefer pahalıya patlayabilir. İspanya ilk yarıda oyunun kontrolünü ele geçirirse, sonuna kadar götürebilirler. Diğer taraftan, Fransa Gobert-Lauvergne ikilisiyle İspanya'nın pota altı skorerlerini yavaşlatmaya çalışacak ve bunda başarılı olmaları durumunda İspanya'nın skor bulması zor olabilir. Fransa'nın pota altında etkili olması ve Tony Parker'ın da rahat oynaması durumunda Fransa'nın maçta daha büyük favori konumuna gelmesi muhtemel...
Sırbistan-Litvanya: Sırbistan, zorlu B Grubu'nu lider bitirmişti ve eleme maçlarında da zorluk yaşamadılar. Çeyrek final maçında Teodosic'in şovunu izledik diyebiliriz. 12s- 14a ve sadece 2 tk ile oynayan Teodosic, yaptığı akıl dolu asistlerle izleyenlere çok keyifli anlar yaşattı. Takımına müthiş liderlik yaptığını söyleyebiliriz. Nemanja Bjelica 14s- 10r ile oynarken; kenardan gelen Erceg-Raduljica-Nedovic üçlüsü toplamda 44 sayıya ulaştılar.
Litvanya zorlanmasına rağmen turları geçmeye devam ediyor. Gruptaki son üç maçı ve Gürcistan maçını son dakikada kazandıktan sonra, İtalya maçı da uzadı, uzatmada tecrübeli yıldızlarıyla galip geldiler. Litvanya'nın bu maçta oyun planını beklendiği gibi uyguladığını söyleyebiliriz. Kalnietis'in liderliğinde, pota altında Valanciunas'ı devreye soktular, Maciulis yine etkili oldu; uzatma bölümünde İtalya'nın yıldızları saçmaladılar. Üç yıldız da maçı double-double'la tamamladılar. Valanciunas 26s- 15r, Maciulis 19s- 10r, Kalnietis 14s- 11a.
İki takım arasında oynanan son iki maça bakarsak Eurobasket 2011'de Litvanya, 2013'te ise Sırbistan galip gelmişler. Litvanya'nın oldukça inatçı bir takım olduğunu görüyoruz bu turnuvada. Oyun düzeni olarak birbirlerine oldukça benzer oyun planlarıyla sahada olacaklar. Teodosic-Kalnietis, Raduljica-Valanciunas, Bjelica-Jankunas, Kalinic-Maciulis... Buralarda sadece Sırbistan'ın 4 numaraya daha fazla ağırlık verdiğini, Litvanya'nın ise 3 numaradan oynadığını görüyoruz. Bjelica-Maciulis takımları için daha kilit oyuncular olacak gibi duruyor; 1-5 numaralardan iki takımın da benzer katkılar alacağını düşünürsek, Bjelica-Maciulis belirleyici olacaktır ama Teodosic'in de çeyrek finalde gösterdiği performans çok özeldi ve onu küçümsemek olmaz...
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
PROFİL – Flavia Pennetta
US Open
2015’de kariyerinin ilk ve tek Grand Slam şampiyonluğunu elde eden Flavia
Pennetta’nın kariyerine bakalım…
Başlangıç: 25 Şubat 1982 Birindisi
doğumlu olan Flavia, 5 yaşındayken babasıyla beraber tenis çalışmalarına
başladı ve 15 yaşındayken de ITF turnuvalarında oynamaya başladı. 1999 Roland
Garros’ta genç kızlarda çiftler kategorisinde Roberta Vinci ile beraber
şampiyonluk yaşadı.
Turdaki İlk Yılları: 1999’da ITF’te iki
tekler ve iki çiftler şampiyonluğu kazanan Pennetta, 2002’de WTA Sıralaması’nda
ilk 100’e girmeyi başardı. 2004’te toprak zemindeki turnuvalarda başarılı oldu,
iki finalde kaybettikten sonra Polonya’da kariyerinin ilk şampiyonluğunu elde
etti. 2005 Şubat’ta da arka arkaya iki turnuva kazandı ve ilk 30’a girmiş oldu.
2006-8 arasında Slam’lerde genellikle ilk turlarda oynadı, 2008’de Amerika’da
çeyrek finali yakaladı ve sıralamada ilk 20’ye girmiş oldu.
Çiftler Başarıları ve Sakatlık: 2010
başından itibaren Gisela Dulko ile beraber çiftlerde mücadele ettiler ve müthiş
başarılar yakaladılar. İki turnuva şampiyonluğu ve Grand Slam’lerde iki
çeyrek-iki yarı final; 2011 Avustralya Açık şampiyonluğuyla birlikte Flavia
Pennetta dünya çiftler sıralamasında da 1 numaraya çıkmış oldu. 2012 sonunda Dulko tenisi bıraktı, Pennetta
da bilek sakatlığı sonrasında kortlardan uzak kaldı.
Sakatlık Dönüşü ve Kariyerinin Zirvesi:
Bilek sakatlığından sonra WTA Tekler Sıralaması’nda ilk 50’nin dışına çıkan
İtalyan’ın dönüşü yavaş oldu ama sonuç olarak muhteşem oldu diyebiliriz. 2013’te
Amerika’da yarı final oynadı, 2014’te Avustralya’da çeyrek final oynadı ve
kariyerindeki en üst düzey tekler şampiyonluğunu Indian Wells’te yaşadı. Bu
turnuvada kura şansının da yanında olduğunu söyleyebiliriz. Yarı finalde, 1
nolu seribaşı olan Li’yi ve finalde de 2 nolu seribaşı olan Radwanska’yı yendi
ama onlar dışında oldukça rahat isimlerle karşılaştı.
2014’te
Wimbledon’da dördüncü tur ve Amerika’da çeyrek final başarıları yakaladı.
Çiftlerde ise yılın ikinci yarısında Martina Hingis’le beraber oynadılar. US
Open finalinin yanında Uzak Doğu’da iki şampiyonluk elde ettiler.
2015 yılı ve US Open şampiyonluğu: Çok
iyi geçen 2014’ün ardından 2015’te çok başarılı başlamadı. Sert zemin sezonunda
Dubai-Indian Wells-Miami’de çeyrek finallere geldi; Grand Slam’lerde ise 4.tur
oynadığı Roland Garros haricinde kayıptı diyebiliriz. Amerika Açık’a 26 nolu
seribaşı olarak katılan Pennetta, ilk turlarda Gajdosova-Niculescu-Cetkovska’yı
yendi; özellikle Cetkovska karşısında geriden gelerek kazanması etkileyici oldu
diyebiliriz. Sonraki üç turda, oldukça iddialı olan seribaşlarıyla karşılaştı,
sırasıyla Stosur-Kvitova-Halep’i yendi; Kvitova karşısında geriden geldi ve
Halep karşısında çok yorulduğunu söyleyemeyiz; neredeyse kusursuz bir
performansla yendi. Final için muhtemel rakibi Serena Williams olarak
gözüküyordu ama vatandaşı Roberta Vinci hiç beklenmeyen muazzam bir geri
dönüşle Serena’yı yenince Pennetta’nın kupa yolunu da açmış oldu. Final maçının
ilk setinde zorlanmasına rağmen tiebreakle kazanan Pennetta, ikinci sette
rahattı ve kupayı kazandıktan sonra da yıl sonunda tenisi bırakacağını açıkladı…
Bu turnuvada çift kadınlarda Sara Errani ile birlikte mücadele ettiler ve yarı
finalde Hingis/Mirza’ya kaybettiler… WTA
Sıralaması’nda 8.sıraya yükselen Pennetta, yıl sonu listesi için 6.sıraya kadar
çıktı. Pennetta, bu gidişle jübilesini Singapur’daki yıl sonu finallerinde
yapacak gibi duruyor…
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
14 Eylül 2015 Pazartesi
Eurobasket 2015 – Çeyrek Finale Doğru
Eurobasket’te
ikinci tur maçları da tamamlandı ve artık daha ciddi bölüme geçtik…
İkinci tur
maçlarına bakarsak; birçok maçın formalite icabı oynandığını görüyoruz.
Evsahibi Fransa’nın yanında Sırbistan-Yunanistan-İspanya-İtalya ikinci turu çok
farklı skorlarla geçtiler. Litvanya, Gürcistan karşısında zor da olsa kazandı.
Letonya, Slovenya karşısında sürpriz yaptı diyebiliriz. Çek Cumhuriyeti,
Hırvatistan karşısında ezici bir galibiyet alarak çeyrek finalist oldu.
Çeyrek final
tablosu şu şekilde:
Fransa –
Letonya
İspanya –
Yunanistan
Ssrbistan – Çek
Cumhuriyeti
Litvanya – İtalya
Fransa-Letonya:
Son şampiyon ve evsahibi Fransa beklediğimiz gibi çeyrek finale kadar hiç
zorlanmadı, yarı final için de zorlanmasını beklemek hata olabilir. Gruptaki
Polonya ve uzatmaya giden Finlandiya maçı haricinde hiçbir maçta maç skoru olarak rakiplerini 5 sayıya kadar
yaklaştırmadılar. Fransa’da takımın en efektif oyuncusu olarak Nando de Colo
göze çarpıyor. En fazla süre alan oyuncu olan Tony Parker asist olarak takıma
fazla katkı yapmıyor –yapmasına gerek de kalmadı- Joffrey Lauvergne ve Rudy
Gobert pota altında önemli istatistiklere imza atıyorlar; Boris Diaw ise ilginç
bir şekilde takımın asist lideri oldu.
İlk turda ev sahibi
olan Letonya avantajını iyi değerlendirdi. Zayıf gruplarında çok iyi savunma
yaptılar ve son maçta Estonya’yı geçerek gruptan çıktılar. Letonya asıl
sürprizi ikinci turda yaptı ve Slovenya’yı geçti. Takımın lideri olan ve en çok
süre alan oyuncu olan gard Strelnieks abartılı istatistiklere imza atmasa da
oyunun her alanında etkili diyebiliriz. 10 sayı ortalamasını geçen tek oyuncu
olan Dairis Bertans sadece %33’le şut atmasına rağmen asist olarak da önemli
katkı sağlıyor. Pota altında Fremianis-Berzins; dışarda Timma-Blums diğper
dikkat çeken isimler.
İspanya-Yunanistan:
İspanya grupta hayal kırıklığı yarattı diyebiliriz. Sırbistan-İtalya maçlarında
potalarında yüksek skorlar görerek kaybettiler; ikinci turda ise Polonya’yı
yendiler. Pau Gasol 23s- 8r- 3a- 2b ile inanılmaz oynuyor; turnuvada 8/10 dış şut
isabeti var. Mirotic, kadroya çağrılmasının doğru karar olduğunu kanıtladı. Sergio’lar
takımın asist yükünü taşıyorlar. Rudy Fernandez hayal kırıklığı yarattı
diyebiliriz.
Yunanistan’da
takımın skor ve ribaund lideri Kostas Koufos. (maçların yarısında oynuyor)
Spanoulis-Printezis-Bourousis-Anteto.-Calathes 20 dakikanın üstünde süre alan
ve etkili olan oyuncular.
Sırbistan-Çek
Cumhuriyeti: Sırbistan, zorlu B Grubu’nu domine ederken, son saniyede
kazandıkları Almanya maçı dışında tüm maçlarda fark attılar ve ikinci turda da
Finlandiya’yı geçtiler. Teodosic-Bjelica-Raduljica skor yükünü sırtlıyorlar;
Markovic-Nedovic-Bogdanovic-Kalinic diğer önemli isimler.
Çek Cumhuriyeti
ilginç sonuçlar aldı. Grupta iki galibiyet sonrası arka arkaya üç yenilgi
aldılar ama gruptan çıktılar. İkinci tur maçında ise Hırvatistan’ı ezip
geçtiler. Vesely-Satoransky-Schilb en etkili isimler; Satoransky 13s-6r-9a
ortalamalarıyla etkili oynuyor.
Litvanya-İtalya:
Litvanya gruptaki son üç maçını ve son olarak Gürcistan maçını beş sayının
altındaki farklarla kazandı. Valanciunas-Maciulis-Jankunas-Kalnietis en etkili isimler,
Seibutis-Kuzminskas diğer önemli isimler.
İtalya’ya
bakacak olursak; zorlu B Grubu’nda kötü başlamalarına rağmen zamanla takım
kimyası oluştu ve daha iyi oynamaya başladılar. İtalya NBA patentli yıldızları
ve Gentile’yle skor bulmakta sıkıntı
yaşamıyor; Daniel Hackett’ın beklenenden çok uzak olduğunu
söyleyebiliriz. Gentile-Gallinari-Bargnani’nin dış şutlarda başarılı olduğunu
görüyoruz.
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
Amerika Açık'tan Akılda Kalanlar
Yılın son Grand Slam'ini de geride bıraktık. Bu turnuvadan akıllarda kalanları hatırlayalım...
KADINLAR
Hayal Kırıkları: İlerleyen turlarda da hayal kırıklıkları olsa da burada ilk turda elenenlerden bahsedelim; Lucie Safarova, Karolina Pliskova, Ana Ivanovic ve Carla Suarez Navarro ilk turda elenen yüksek numaralı seribaşları oldular. Safarova ve Ivanovic şanssız kuralar çektiler diyebiliriz, sırasıyla Tsurenko ve Cibulkova'ya çarptılar. Pliskova ve Navarro ise slam'lerdeki başarısız performanslarını devam ettirdiler. Pliskova ilk turda Tatishvili karşısında varlık gösteremedi ve yine ilk turda elendi. Pliskova bugüne kadar hiçbir slam'de üçüncü turu geçemedi. Navarro ise ilk turda Allertova'ya kaybetti ve bu yılki dört Slam'in üçüne ilk turda veda etmiş oldu.
Sürpriz: Finalist İtalyanlar dışında turnuvanın en büyük sürprizlerinden biri de Kristina Mladenovic oldu. Son iki yılda dikkat çekici bir çıkış içinde olan Kiki seribaşlarından Kuznetsova ve Makarova'yı yenmeyi başardı, çeyrek finalde Vinci'ye kaybetti.
Geri dönen yıldızlar: _ Öncelikle Dominika Cibulkova'dan bahsedelim. Eski dünya 10 numarası, sezon başında Avustralya'da çeyrek final oynadıktan sonra sakatlanmıştı ve ameliyat olmuştu. Amerika Açık öncesi yavaş yavaş ritm bulan Dominika, ilk turda Ivanovic'i zorlu bir maç sonunda yendi. İkinci turda Pegula'yı geriden gelerek yendi. Üçüncü turda Bouchard'la oynadığı çok zorlu maçı kaybetti.
_ Viktoria Azarenka bu yıl istediği sonuçları alamamıştı -kötü kuraların da etkisiyle- son iki Slam'de Serena'yla erkenden eşleşmişti. Bu turnuvada ise Serena ile aynı tarafa düşmedi, üçüncü turda Kerber'le inanılmaz bir maç oynadılar ve kazandı. Çeyrek finalde Halep'le yine müthiş bir maç oynadılar, bu kez kaybetti ama bu yılın tek çeyrek finalini oynamış oldu ve gelecek yıl için çok olumlu sinyaller verdi.
_ RG'da ikinci turda, Wimbledon'da birinci turda elenen Simona Halep, Amerika Açık öncesindeki iki turnuvada final oynamıştı. Amerika Açık'ta ilk üç turu çok rahat geçtikten sonra; Lisicki ve Azarenka ile çok zorlu maçlar oynadı ve final setlerinde kazandı. Yarı finalde Pennetta karşısında geldiğinde pili bitmişti desek yanlış olmaz.
Roberta Vinci sürprizi: Vinci Amerika turuna kadar çok kötü bir yıl geçiriyordu. Amerika turunda da müthiş sonuçlar aldığını söyleyemeyiz ama Grand Slam'e iyi hazırlandı. Müthiş bir şansla yarı finale kadar hiçbir seribaşı isimle karşılaşmadı. Karşılacağı tek seribaşı olan Bouchard da kafası üzerine düştü ve maça çıkamadı. Vinci, Serena Williams karşısında geldiğinde bahislerde 1-300 şeklinde bir ihtimal veriliyordu ve bu turnuvada Serena'yı yenebilecek isimler arasında adı hiç geçmiyordu. İlk sette de 2-6 ile kaybeden Vinci'nin fazla direnç göstermesi beklenmeyebilirdi ama müthiş bir direnç gösterdi; 6-4'lük ikinci setten sonra final setine kötü başlamasına rağmen yine müthiş bir şekilde döndü ve kariyerindeki ilk -muhtemelen tek- finale yükseldi; finalde vatandaşı Pennetta karşısında ilk sette ayakta kalsa da, ikinci sette fazla mücadele edemedi.
Şampiyon Flavia Pennetta: 26 nolu seribaşı olarak başlayan tecrübeli tenisçi Gajdosova-Niculescu-Cetkovska'yı yendi ilk üç turda. İşin zorlu kısmı ise dördüncü turda başladı. Dördüncü turdan finale kadar Stosur-Kvitova-Halep'i yendi; Kvitova'yı geriden gelerek yendi, Halep karşısında ise neredeyse kusursuz bir performans sergiledi. Pennetta finalde de Serena'yla eşleşse ve onu yense daha da epik bir şampiyonluk kazanmış olacaktı; finalde Vinci ile oynadı, ilk seti tiebreak'le bitirdi, ikinci sette ise rahattı. Kariyerinin tek grand slam şampiyonluğunu kazanan Pennetta, sezon sonunda tenisi bırakacağını açıkladı.
ERKEKLER
Hayal Kırıklıkları: İlk turda zorlu bir maç sonunda Paire'ye kaybeden -önceki yılın finalisti- Kei Nishikori şüphe yok ki en büyük hayal kırıklığı oldu. Grigor Dimitrov da ikinci turda oynadığı zorlu maçta Kukushkin'e kaybetti. Simon'un ilk turda Young'a yenilmesi de hayal kırıklığı oldu diyebiliriz Fransa adına.
Sürpriz: Donald Young demişken, buradan devam edelim. Evsahibi ülkeden Donald Young, ilk turda Simon ve üçüncü turda Troicki maçlarında ilk iki seti kaybettikten sonra maçları kazandı. İkinci turdaki Bedene maçında ise ilk seti kaybettikten sonra kazandı. Onu durduran isim Wawrinka oldu.
Fransızlar'ın yükselişi: Simon ve Monfils ilk turda elenmiş olsa da, Fransız tenisçiler için iyi bir turnuva oldu diyebiliriz. Çeyrek final oynayan Gasquet ve Tsonga'nın yanında Chardy-Paire de dördüncü tur oynadılar. Paire, seribaşı tenisçilerden Nishikori ve Robredo'yu yendi, Tsonga'ya takıldı. Chardy, David Ferrer'i yenmeyi başardı, Cilic'e kaybetti. Çift erkeklerde ise Herbert/Mahut çifti şampiyon oldular.
Andy Murray'nin serisinin sonu: Bu turnuvaya gelmeden önce üstüste 17 slam'de en azından çeyrek final oynayan ve 2015'teki büyük turnuvalarda (GS&Masters) Djokovic veya Federer dışındaki bir isme kaybetmemiş olan Murray'nin bu serisi Amerika'da son buldu. Kyrgios'u yendikten sonra Mannarino karşısında iki set geriden gelip kazanan Murray, üçüncü turda da Bellucci'yi geçti. Dördüncü turda büyük servisçi Kevin Anderson'la karşılaştı ve turnuvanın seyir zevki en yüksek maçlarından biri oynandı. Kevin, dört sette kazandı ve müthiş bir galibiyete imza atmış oldu.
Düşüştekiler: Sıralamada üst basamaklarda yer alan isimlerden Tomas Berdych ve David Ferrer'in üçer yıllık 'yılda en az iki Slam'de çeyrek final oynama serisi' bu yıl son bulmuş oldu.
_ Rafael Nadal 10 yıl sonra yılı GS kazanamayıp bitirdi, bunun yanında hiçbir slam'de yarı finale de çıkamadı.
_ Milos Raonic son iki Slam'de dördüncü turu göremedi.
_ Grigor Dimitrov Avustralya'da dördüncü tura çıktı, ondan sonraki Slam'lerde ilk turlarda kaybettti.
Çıkıştakiler: _ Stan Wawrinka, 2014 Roland Garros'ta ilk turda elenmesinin dışında katıldığı son sekiz Slam'de en azından çeyrek final görmüş oldu. Bunlardan ikisini kazanan Stan, üçünde de yarı finalist oldu.
_ Kevin Anderson, bu yıl kariyerinin en iyi Grand Slam sezonunu geçirdi. Avustralya'da ve Wimbledon'da dördüncü turda oynadı; Amerika'da ise kariyerinin ilk çeyrek finaline çıkmış oldu ve dünya sıralamasında da 12.sıraya çıkarak rekor kırdı.
_ Marin Cilic: Sezon başında sakat olan Cilic, Avustralya'da oynayamadı, son üç Slam'de ise istikrarlı sonuçlar aldı. Sırasıyla yükselerek dördüncü tur-çeyrek-yarı yapan Cilic, son iki Slam'de Djokovic'e kaybetti.
Finalist Roger Federer: Federer, genel olarak çok başarılı bir turnuva geçirdi diyebiliriz. Dördüncü turdaki Isner maçı haricinde tiebreak bile oynamayan ve maçları çok kısa sürelerde bitiren Federer, Wimbledon'da olduğu gibi yine finalde 1 nolu seribaşıyla eşleşti ve ikinci seti aldıktan sonra son iki seti kaybetti. Federer böylece üstüste üçüncü yılı da Grand Slam şampiyonluğu olmadan kapattı.
Şampiyon Novak Djokovic: İlk iki turda zorlanmayan Djokovic, Seppi-Agut-Feliciano maçlarında biraz test edilmiş oldu; yarı finalde Marin Cilic'i her zamanki gibi çok rahat geçti -bu kez beklentilerin ötesine rahattı- Finalde ise Federer'i Wimbledon finalinde olduğu gibi üçüncü ve dördüncü setleri kazanarak yendi. Djokovic üstüste 11 turnuvada final oynarken, bu yıl üç Grand Slam şampiyonluğu kazandı. Djokovic 2011'de de aynı şekilde Aus-Wimb-US şampiyonlukları kazanmıştı.
_ Martina Hingis'in başarısı: Hingis'in çiftlerdeki müthiş başarıları devam ediyor. Karışık çiftlerdeki Slam'lere Leander Paes ile birlikte katılan Hingis, Roland Garros'ta ikinci turda elenmeleri haricinde üç Slam'i de kazanmış oldu.
. Çift kadınlarda ise Aus'da Pennetta ile beraber başarısız oldular ve Sania Mirza ile beraber oynamaya başladı. Mirza ile beraber Wimbledon'dan sonra US Open'da da şampiyon olmayı başardılar.
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
KADINLAR
Hayal Kırıkları: İlerleyen turlarda da hayal kırıklıkları olsa da burada ilk turda elenenlerden bahsedelim; Lucie Safarova, Karolina Pliskova, Ana Ivanovic ve Carla Suarez Navarro ilk turda elenen yüksek numaralı seribaşları oldular. Safarova ve Ivanovic şanssız kuralar çektiler diyebiliriz, sırasıyla Tsurenko ve Cibulkova'ya çarptılar. Pliskova ve Navarro ise slam'lerdeki başarısız performanslarını devam ettirdiler. Pliskova ilk turda Tatishvili karşısında varlık gösteremedi ve yine ilk turda elendi. Pliskova bugüne kadar hiçbir slam'de üçüncü turu geçemedi. Navarro ise ilk turda Allertova'ya kaybetti ve bu yılki dört Slam'in üçüne ilk turda veda etmiş oldu.
Sürpriz: Finalist İtalyanlar dışında turnuvanın en büyük sürprizlerinden biri de Kristina Mladenovic oldu. Son iki yılda dikkat çekici bir çıkış içinde olan Kiki seribaşlarından Kuznetsova ve Makarova'yı yenmeyi başardı, çeyrek finalde Vinci'ye kaybetti.
Geri dönen yıldızlar: _ Öncelikle Dominika Cibulkova'dan bahsedelim. Eski dünya 10 numarası, sezon başında Avustralya'da çeyrek final oynadıktan sonra sakatlanmıştı ve ameliyat olmuştu. Amerika Açık öncesi yavaş yavaş ritm bulan Dominika, ilk turda Ivanovic'i zorlu bir maç sonunda yendi. İkinci turda Pegula'yı geriden gelerek yendi. Üçüncü turda Bouchard'la oynadığı çok zorlu maçı kaybetti.
_ Viktoria Azarenka bu yıl istediği sonuçları alamamıştı -kötü kuraların da etkisiyle- son iki Slam'de Serena'yla erkenden eşleşmişti. Bu turnuvada ise Serena ile aynı tarafa düşmedi, üçüncü turda Kerber'le inanılmaz bir maç oynadılar ve kazandı. Çeyrek finalde Halep'le yine müthiş bir maç oynadılar, bu kez kaybetti ama bu yılın tek çeyrek finalini oynamış oldu ve gelecek yıl için çok olumlu sinyaller verdi.
_ RG'da ikinci turda, Wimbledon'da birinci turda elenen Simona Halep, Amerika Açık öncesindeki iki turnuvada final oynamıştı. Amerika Açık'ta ilk üç turu çok rahat geçtikten sonra; Lisicki ve Azarenka ile çok zorlu maçlar oynadı ve final setlerinde kazandı. Yarı finalde Pennetta karşısında geldiğinde pili bitmişti desek yanlış olmaz.
Roberta Vinci sürprizi: Vinci Amerika turuna kadar çok kötü bir yıl geçiriyordu. Amerika turunda da müthiş sonuçlar aldığını söyleyemeyiz ama Grand Slam'e iyi hazırlandı. Müthiş bir şansla yarı finale kadar hiçbir seribaşı isimle karşılaşmadı. Karşılacağı tek seribaşı olan Bouchard da kafası üzerine düştü ve maça çıkamadı. Vinci, Serena Williams karşısında geldiğinde bahislerde 1-300 şeklinde bir ihtimal veriliyordu ve bu turnuvada Serena'yı yenebilecek isimler arasında adı hiç geçmiyordu. İlk sette de 2-6 ile kaybeden Vinci'nin fazla direnç göstermesi beklenmeyebilirdi ama müthiş bir direnç gösterdi; 6-4'lük ikinci setten sonra final setine kötü başlamasına rağmen yine müthiş bir şekilde döndü ve kariyerindeki ilk -muhtemelen tek- finale yükseldi; finalde vatandaşı Pennetta karşısında ilk sette ayakta kalsa da, ikinci sette fazla mücadele edemedi.
Şampiyon Flavia Pennetta: 26 nolu seribaşı olarak başlayan tecrübeli tenisçi Gajdosova-Niculescu-Cetkovska'yı yendi ilk üç turda. İşin zorlu kısmı ise dördüncü turda başladı. Dördüncü turdan finale kadar Stosur-Kvitova-Halep'i yendi; Kvitova'yı geriden gelerek yendi, Halep karşısında ise neredeyse kusursuz bir performans sergiledi. Pennetta finalde de Serena'yla eşleşse ve onu yense daha da epik bir şampiyonluk kazanmış olacaktı; finalde Vinci ile oynadı, ilk seti tiebreak'le bitirdi, ikinci sette ise rahattı. Kariyerinin tek grand slam şampiyonluğunu kazanan Pennetta, sezon sonunda tenisi bırakacağını açıkladı.
ERKEKLER
Hayal Kırıklıkları: İlk turda zorlu bir maç sonunda Paire'ye kaybeden -önceki yılın finalisti- Kei Nishikori şüphe yok ki en büyük hayal kırıklığı oldu. Grigor Dimitrov da ikinci turda oynadığı zorlu maçta Kukushkin'e kaybetti. Simon'un ilk turda Young'a yenilmesi de hayal kırıklığı oldu diyebiliriz Fransa adına.
Sürpriz: Donald Young demişken, buradan devam edelim. Evsahibi ülkeden Donald Young, ilk turda Simon ve üçüncü turda Troicki maçlarında ilk iki seti kaybettikten sonra maçları kazandı. İkinci turdaki Bedene maçında ise ilk seti kaybettikten sonra kazandı. Onu durduran isim Wawrinka oldu.
Fransızlar'ın yükselişi: Simon ve Monfils ilk turda elenmiş olsa da, Fransız tenisçiler için iyi bir turnuva oldu diyebiliriz. Çeyrek final oynayan Gasquet ve Tsonga'nın yanında Chardy-Paire de dördüncü tur oynadılar. Paire, seribaşı tenisçilerden Nishikori ve Robredo'yu yendi, Tsonga'ya takıldı. Chardy, David Ferrer'i yenmeyi başardı, Cilic'e kaybetti. Çift erkeklerde ise Herbert/Mahut çifti şampiyon oldular.
Andy Murray'nin serisinin sonu: Bu turnuvaya gelmeden önce üstüste 17 slam'de en azından çeyrek final oynayan ve 2015'teki büyük turnuvalarda (GS&Masters) Djokovic veya Federer dışındaki bir isme kaybetmemiş olan Murray'nin bu serisi Amerika'da son buldu. Kyrgios'u yendikten sonra Mannarino karşısında iki set geriden gelip kazanan Murray, üçüncü turda da Bellucci'yi geçti. Dördüncü turda büyük servisçi Kevin Anderson'la karşılaştı ve turnuvanın seyir zevki en yüksek maçlarından biri oynandı. Kevin, dört sette kazandı ve müthiş bir galibiyete imza atmış oldu.
Düşüştekiler: Sıralamada üst basamaklarda yer alan isimlerden Tomas Berdych ve David Ferrer'in üçer yıllık 'yılda en az iki Slam'de çeyrek final oynama serisi' bu yıl son bulmuş oldu.
_ Rafael Nadal 10 yıl sonra yılı GS kazanamayıp bitirdi, bunun yanında hiçbir slam'de yarı finale de çıkamadı.
_ Milos Raonic son iki Slam'de dördüncü turu göremedi.
_ Grigor Dimitrov Avustralya'da dördüncü tura çıktı, ondan sonraki Slam'lerde ilk turlarda kaybettti.
Çıkıştakiler: _ Stan Wawrinka, 2014 Roland Garros'ta ilk turda elenmesinin dışında katıldığı son sekiz Slam'de en azından çeyrek final görmüş oldu. Bunlardan ikisini kazanan Stan, üçünde de yarı finalist oldu.
_ Kevin Anderson, bu yıl kariyerinin en iyi Grand Slam sezonunu geçirdi. Avustralya'da ve Wimbledon'da dördüncü turda oynadı; Amerika'da ise kariyerinin ilk çeyrek finaline çıkmış oldu ve dünya sıralamasında da 12.sıraya çıkarak rekor kırdı.
_ Marin Cilic: Sezon başında sakat olan Cilic, Avustralya'da oynayamadı, son üç Slam'de ise istikrarlı sonuçlar aldı. Sırasıyla yükselerek dördüncü tur-çeyrek-yarı yapan Cilic, son iki Slam'de Djokovic'e kaybetti.
Finalist Roger Federer: Federer, genel olarak çok başarılı bir turnuva geçirdi diyebiliriz. Dördüncü turdaki Isner maçı haricinde tiebreak bile oynamayan ve maçları çok kısa sürelerde bitiren Federer, Wimbledon'da olduğu gibi yine finalde 1 nolu seribaşıyla eşleşti ve ikinci seti aldıktan sonra son iki seti kaybetti. Federer böylece üstüste üçüncü yılı da Grand Slam şampiyonluğu olmadan kapattı.
Şampiyon Novak Djokovic: İlk iki turda zorlanmayan Djokovic, Seppi-Agut-Feliciano maçlarında biraz test edilmiş oldu; yarı finalde Marin Cilic'i her zamanki gibi çok rahat geçti -bu kez beklentilerin ötesine rahattı- Finalde ise Federer'i Wimbledon finalinde olduğu gibi üçüncü ve dördüncü setleri kazanarak yendi. Djokovic üstüste 11 turnuvada final oynarken, bu yıl üç Grand Slam şampiyonluğu kazandı. Djokovic 2011'de de aynı şekilde Aus-Wimb-US şampiyonlukları kazanmıştı.
_ Martina Hingis'in başarısı: Hingis'in çiftlerdeki müthiş başarıları devam ediyor. Karışık çiftlerdeki Slam'lere Leander Paes ile birlikte katılan Hingis, Roland Garros'ta ikinci turda elenmeleri haricinde üç Slam'i de kazanmış oldu.
. Çift kadınlarda ise Aus'da Pennetta ile beraber başarısız oldular ve Sania Mirza ile beraber oynamaya başladı. Mirza ile beraber Wimbledon'dan sonra US Open'da da şampiyon olmayı başardılar.
sahinarif88@hotmail.com
twitter: @arifsahin1
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)