6 Ağustos 2015 Perşembe

ATP’nin Yeni Yükselen Yıldızı: Alexander Zverev

         Rus ailenin ikinci çocuğu olan Hamburg’lu Alexander Zverev de abisi Mischa gibi tenisçi oldu ve abisinden çok daha ciddi bir tenis kariyerine sahip olmaya aday gözüküyor…


         Profil ve Gençliği: 20 Nisan 1997 doğumlu olan Sascha tenis eğitimini Florida’da aldı. Gençler kategorisinde beş Grand Slam oynadı, bir şampiyonluk-bir final-bir yarı final başarılarını gösterdi ve Ekim 2013-Haziran 2014 arasında gençler sıralamasında bir numara olarak yer aldı. 2012’de Bradenton’da kariyerinin ilk Challenger finaline çıktı, Temmuz 2014’de Braunschweig Challenger’ı kazandı ve Challenger tarihinin en genç şampiyonu oldu.



         2015 yılı: Yılın ilk iki Grand Slam’inde elemelerde kaybeden Alex, Wimbledon’da ise ana tabloya kaldı ve Gabashvili’yi elemeyi başardı… Masters serisinde Miami’de elemeleri geçti ve Groth’u da elemeyi başardı… Halle’de tecrübeli Nieminen’i yenmeyi başardı, bu yıl Irving ve Neckarcup Challenger turnuvalarını kazanmayı başardı. Hamburg’da ise çiftlerde ağabeyi ile beraber finalist oldular.




         Marsel İlhan rekabeti: Alex, Türkiye’nin 1 numarasıyla son bir yılda üç kez sert zeminde karşılaştı. 2014 Amerika Açık elemelerinde Marsel, 2015 Marsilya elemelerinde Zverev kazandı. Son olarak Dubai’de karşılaştılar ve Marsel İlhan kazandı. –daha sonra da Feliciano Lopez’i yenmişti-  

        

        US Open öncesi: Wimbledon sonrasında ilk 100’ün içine giren Zverev şu anda 96.basamakta yer alıyor ve Amerika turunda katıldığı ilk turnuva olan Citi Open’da Kevin Anderson’ı –geriden gelerek- yenerek kariyerinin bugüne kadarki en önemli galibiyetini elde etmiş oldu… Dünya sıralamasının 96 numarası olan ‘Mischa’, 22 yaşının altındaki tenisçilerin sıralamasında ise Thiem-Coric-Pouille-Kokkinakis-Chung’un arkasında altıncı sırada yer alıyor…






        

 sahinarif88@hotmail.com



twitter: @arifsahin1

Anadolu Efes – Yeni sezona bakış

Yeni sezonun başlamasına iki buçuk ay gibi bir süre varken, Türkiye’de kadrosunu netleştiren ilk iddialı takım Anadolu Efes olmuştu, inceleyelim…

            Kısaca geçen sezonu hatırlayalım; Anadolu Efes takımın başına tecrübeli koç Dusan Ivkovic’i getirmişti, Türkiye Kupası’nı kazanan takım, Euroleague’de İspanyollar’ın kıyağıyla çeyrek finale kaldı, TBL’de normal sezon ikincisi ve final serisinin kaybedeni oldular. Geçtiğimiz sezon Furkan-Cedi için yükselme sezonu oldu, Saric takıma dahil olmuştu, Heurtel devre arasında geldi ve yeni transferlerle heyecan verici bir yapı kuruldu.

                Bu sezon için takımda beş yabancı oyuncu değişti.

                PG – Thomas Heurtel, Jayson Granger, Doğuş Balbay

                SG – Jon Diebler, Furkan Korkmaz, Birkan Batuk

                SF- Cedi Osman, Okben Ulubay

                PF- Dario Saric, Derrick Brown, Alex Tyus

                C- Bryant Dunston, Emircan Koşut  (Nenad Krstic)


                Efes’in kadrosunda dört süperstar olma potansiyelinde genç Türk var, yeni transferler ise Avrupa tecrübesi yaşamış olan dört Amerikalı oyuncu.


OYUN KURUCULAR
        
       
Geçen sezonun ortasında takıma katılan Thomas Heurtel’den takıma liderlik etmesi beklenecektir. Doğuş Balbay da Engin Atsür transferinden vazgeçilince kadroda kaldı ve Granger da kadroya dahil edilmişken yine az süre alacak gibi duruyor. Bu pozisyonda takıma katılan yeni oyuncu ise Uruguaylı Jayson Granger. ‘89lu Granger 2006-13 arası Estudiantes’te oynadı ve son iki sezonda Euroleague’de Unicaja Malaga forması giydi.


Granger’ın istatistiklerine baktığımızda önemli bir dış atıcı olmadığını ama Draper’la karşılaştırıldığında daha iyi bir hücum oyuncusu olduğunu görüyoruz. Granger tüm kategorilerde 12s- 5a ortalamaları yakalarken, Draper 6s- 4a gibi ortalamalarda kalmıştı. Granger takımının lider oyuncusu olsa da, aldıkları süreler arasında çok fark yok. Granger’ın hem fiziksel üstünlüğü, hem çabukluğu , hem de topa hükmetmek yerine daha hareketli oyunu bir tercih etmesi onu özel kılan özellikler. Ivkovic’in geçen sezon Draper’dan alamadığı verimi Granger’dan alması muhtemel. Sezonun ikinci bölümünde Draper-Heurtel’in ikisi yan yana oynamış ama beklenen katkı gelmemişti, bu sezon Granger-Heurtel bir arada olduğunda fazla katkı sağlamaları muhtemel.

         

2/3 POZİSYONLARI
             

         Bu pozisyonları paylaşan oyuncular fiziksel olarak da benzer özelliklere sahip olunca birlikte değerlendirmenin daha uygun olacağını düşünüyorum. Ayrıca, Granger-Heurtel’in yan yana oynadıkları dakikalarda beş oyuncudan sadece biri sahada yer alacaklar. Beş oyuncuya bakacak olursak; Janning-Diebler değişikliği dışında takımda kalan dört yerli var. Görece daha tecrübeli olan Birkan-Cedi ve daha genç olan isimler Furkan-Okben.


         Üç sezondur Pınar Karşıyaka kadrosunda yer alan Jon Diebler, Efes’in bu sezon yaptığı transferler arasında en çok tartışılan isim. Efes’in geçen sezon Janning’den bulamadığı istikrarlı katkıyı bulmak için yeni bir transfere yönelmesi bekleniyordu ama Diebler doğru tercih mi? Diebler ligde ve Eurocup’ta %50 ikilik, %40 üçlük, %85 serbest atış isabetlerini yakaladı ve skor katkısının yanı sıra 3r- 2a- 1tç gibi katkıları var. Ivkovic’in kanat oyuncularından beklediği çok yönlü ve özellikle savunma alanında da gayretli ve mücadeleci oyun yapısına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Pozisyonundaki diğer oyuncular gibi üst seviyede görece az tecrübeye sahip olması eksi gibi görülse de iyi bir takviye olduğunu söyleyebilirim.


         Birkan Batuk geçen sezon sakatlıktan iyi dönmüştü, bir süre takımdan ayrılması gündeme gelse de kadroda kaldı, bu sezon ne kadar süre alacağı biraz da genç oyuncuların performanslarıyla ilişkili olacak… Cedi Osman Cavaliers tarafından draft edildi, iki sezon daha Efes’te kalması bekleniyor, Cedi’nin geçen sezon en çok eleştirilen alanı şutlarıydı. Geçen sezon %32 üçlük, %66 serbest atış ortalamalarında gezen Cedi’nin bu ortalamalarını yükseltmesi bekleniyor. Üçlükleri çok dramatik seviyede olmasa da, serbest atışlardaki isabeti gerçekten hayal kırıklığı yaratıyor.


         Gençlere gelelim… Furkan Korkmaz gençler seviyesinde pozisyonunun Avrupa’daki en iyi oyuncusu olduğunu gösterdi. Gençler seviyesindeki diğer kanat oyuncularına bakarsak, sadece Sırbistan U20’den Marko Guduric’in o seviyelerde olduğunu söyleyebiliriz, Litvanya U18’den Varnas da yakın sayılabilir ama Furkan kesinlikle bu seviyenin en iyi ismi. Oynadığı iki şampiyonada da turnuvanın en iyi beşine seçildi; son turnuvanın son maçlarında biraz fazla şut kaçırdı ama oyunun iki tarafında o kadar etkili ki, bu da göz ardı edilebiliyor. Furkan geçen sezon A Takım’da süre aldı, bu sezon daha fazla süre alması muhtemel, kendine güvenen oyunuyla da sivrilmesi muhtemel… Okben Ulubay geçen sezon fazla şans bulamamıştı, sadece Zalgiris deplasmanında göze batan bir performansı vardı. U20 ve U19’da oynayan Okben turnuvalarda göze batan bir performans sergileyemedi, özellikle U19’da çok fazla şut kaçırdı, kendine güvenen bir yapısı var ama kendine aşırı güveni sorun oluşturuyor. Sakatlık olmazsa, sezonun ilk bölümünde fazla şans bulması zor gözüküyor.

            
UZUNLAR
                

         Burada da oyuncuları beraber değerlendirmekte fayda var. Efes Lasme’nin yerine Dunston’ı tercih etti; Bjelica’nın yerine Brown geldi ve Perperoglou’nun ayrılmasından sonra da  -Krstic’in sakatlığı da hesaba katılarak-  yabancı tercihi pota altında kullanıldı ve Alex Tyus transfer edildi.


         Takımda kalan yabancıdan başlayalım. ‘94lü Dario Saric muhtemelen son sezonunu geçirecek; Saric’in gençler seviyesindeki muhteşem performanslarını hatırlıyoruz, Ivkovic de ona güvenerek geçen sezon planlarını onun üstüne kurmuştu ama Krstic’in sakatlıkları ve Bjelica’nın da formsuzluğu nedeniyle, Saric beklenen katkıyı verememişti. Kasım ayında Euroleague tarihinin en genç ‘ayın oyuncusu’ olan Saric, bu yıl daha geniş rotasyon ve ülke basketboluna daha fazla uyumuyla birlikte Efes adına daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.


         Lokomotiv Kuban’dan transfer edilen Derrick Brown daha önce NBA yıllarında da zaman zaman dikkat çekmişti ama istikrarlı olamamıştı. Kuban’da ise hem VTB’de, hem de Avrupa Kupaları’nda dikkat çekici istatistiklere imza attı. Gerekirse 3 numara olarak da oynayabilen Brown’ı Ivkovic pek öyle değerlendirmeyebilir. Solak oyuncu, dış şut tehdidi de olabilen ve içeri penetrelerde etkili olan Brown serbest atış çizgisinden sıkıntı yaşayabiliyor. Genellikle sol tarafını kullandığı ve sırtı dönük oyunlarda etkili olamadığı için, tahmin edilmesi kolay bir oyuncu ve uzun süre sahada kalması takım adına zarar verici olabilir. Yine de –iddialı bir cümle olacak ama- , Efes’in bu sezon yaptığı en önemli transfer olduğunu söyleyebilirim.


         Olympiakos’tan transfer edilen Bryant Dunston, Lasme’nin bir değişik versiyonu diyebiliriz. Orta mesafe şutları ve tecrübesi nedeniyle Lasme’nin kalmasının daha doğru bir tercih olacağını düşünürdüm ama Bryant da hiç yabana atılacak bir isim değil tabii ki. İstikrarsızlıkla geçen yılların ardından Varese’de çıkış yakaladı ve iki sezon boyunca Olympiakos’ta forma giydi. Euroelague’in en iyi pota altı savunmacılarından biri oldu. 2.03’lük boyuyla pivot için biraz kısa kalsa da, atletikliğiyle bunu çözüyor. Hücum alanında yaratıcı özellikleri olmasa da, Olympiakos’ta Spanoulis-Sloukas’la beraber oynadığı ikili oyunlarıyla hücuma başka bir zenginlik kattığını söyleyebiliriz.


         Maccabi’den transfer edilen Alex Tyus da 2.03 boyunda; Dunston’dan farklı yönleri birebir savunmada daha iyi olması ve dört numara olarak da oynayabilmesi. Topsuz oyunda daha etkili olması ve hücum ribaundlarındaki etkinliği kendisini daha özel kılıyor. Dunston’dan iki yaş küçük ve çok daha zayıf; serbest atış çizgisinde ise daha fazla zorlanıyor.


         ‘95li Emircan Koşut 2.10 üzerindeki tek oyuncu oluyor –Krstic yokken- Geçen yıl fazla şans bulamayan Emircan yazın yine U20 Şampiyonası’nın en etkili pivotlarından biri oldu. Emircan’ın performansına bakmaksızın; bu sezon daha fazla şans bulup bulamamasıyla ilgili bir iyi, bir de kötü haber var. İyi haber şu ki, Deniz Kılıçlı da takımdan ayrıldığına göre ve Saric-Brown-Tyus-Dunston’dan biri de tribüne gideceğine göre, ligde daha fazla süre alması kesinleşti. Avrupa’da ise tersi geçerli. Böyle zengin bir uzun dörtlüsü varken, Euroleague’de süre bulması ise çok düşük bir ihtimal.


Koç Dusan Ivkovic


         ’43 doğumlu koç, Efes’le olan sözleşmesinin son yılında ve muhtemelen Olympiakos döneminde olduğu gibi sözleşmesini uzatmayarak, yerini yerli ve genç bir isme bırakacak. Bunun için de öne çıkan isim yardımcısı Ahmet Çakı. Erdemirspor ve Tofaş’ta düşük bütçelerle oluşturduğu takımların, özellikle güçlü rakiplere karşı gösterdiği performans ve takım içindeki olumlu havayla dikkat çektiğini hatırlıyoruz.

         Ivkovic geçen sezon yüksek bütçeli bir kadro kurmamıştı ve sezonu geçiş sezonu olarak değerlendirmişti. Cedi-Furkan-Saric kadroya monte edildiler, Heurtel devre arasında takıma katıldı ve bu yaz neredeyse tamamı isabetli olması muhtemel Amerikalı oyuncular transfer edildiler. Bu sezon, Okben-Emircan’ın performansları merak edildiği kadar, yabancı oyuncular da muhtemelen özellikle Euroleague’de fark yaratacaklardır.




                Tahmin: Anadolu Efes’in şu anda kağıt üstünde TBL’nin en büyük favorisi olduğunu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Şampiyon Pınar Karşıyaka’nın ciddi ölçüde kabuk değiştirmesi, Fenerbahçe’nin Goudelock-Bjelica ayrıldıktan sonra ciddi sayılabilecek derecede daha düşük seviyede oyunculara yönelmesi gibi nedenlerden dolayı Efes aradan sıyrılıyor. Beklentilerimin gerçekleşmesi ve sakatlık olmaması durumunda Efes’in Euroleague’de de çok başarılı olması muhtemel duruyor…




sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Gençler Seviyesi – Milli Takımlar ve Potansiyel Yıldızlar

         FIBA U19 Dünya Şampiyonası, U20 ve U18 Avrupa Basketbol Şampiyonaları sonrası Avrupa takımlarının gelecekte yıldız olma potansiyeli taşıyan kadrolarını gördük, sırasıyla bakalım…
        

         SIRBİSTAN:


         _ U19’da çeyrek final öncesi sürpriz bir şekilde Avustralya’ya kaybettiler, Dokovic-Peno-Simanic dikkat çeken isimler oldular.


         _ U20’de şampiyon oldular; Guduric MVP oldu, Rebic En İyi Beş’e girdi, Zagorac-Tejic-Apic yine etkili isimler oldular.


         _ U18’de çeyrek finalde Türkiye’ye kaybeden Sırbistan’ın belki de tek yıldızı Stojanovic idi.


         Genel olarak bakarsak; Sırbistan’ın gelecek yıllarda kadrosunu oluşturabilecek olan çok nitelikli yıldızlara sahip olduğunu görüyoruz. Oyun kurucular Rebic-Dokovic belki de yaş kategorilerinin en iyileriydi. Kızılyıldız’lı Rebic ile FMP formasına giyen Djokovic gelecek yılları domine edebilirler. Djokovic daha çok asiste yönelen bir gard, Rebic ise özellikle savunmada inanılmaz bir baskı kuruyor ve asiste gitmektense potaya gidiyor. Yine FMP forması giyecek olan şutör Guduric yaşıtlarında olmayan şut isabetine sahip. Savunmada da istekli, çok iyi bir takım oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz. Stojanovic, Sırbistan’ın Tepic-Kalinic’te aradığı ama bulamadığı ‘çok yönlü kısa forvet’ olabilir. Turnuva genelinde 10-5-5’i geçti, o da bu yıl FMP’de forma giyecek. Uzun forvet Zagorac ve pivot Simanic de pota altında önemli isimler. Sırbistan’ın Bogdanovic-Kalinic-Bjelica-Jovic-Mitrovic-Tejic gibi önemli isimlere de sahip olduğu düşünürsek; ne kadar geniş bir kadro olacağını görüyoruz.



İSPANYA: Üç turnuvada da Türkiye kadar başarılı olamasa da, üç turnuvada da çeyrek final oynayıp istikrarlı bir şekilde başarı yakalayan tek Avrupa takımı oldu diyebiliriz.


_  U19 Dünya Şampiyonası’nda çeyrek finalde Yunanistan’a elendiler.  İspanya’nın turnuvada oynadığı yedi maç da beş sayının üstündeki farklarla bitti; turnuvada karşılaştıkları güçlü takımlar olan Türkiye-Yunanistan’a kaybettiler, vasat diyebileceğimiz maçları kazandılar. Beşincilik-yedincilik maçına çıkma mücadelesinde İtalya karşısında son çeyreğe 24 sayı farkla önde başlamalarına rağmen maç uzadı ve uzatmada kaybettiler.  Bu turnuvada Manresa’lı 2 numara Marc Garcia ile Amerika’da forma giyen pivot Sima ön plana çıktılar.


_ U20 Avrupa Şampiyonası’nda finalde Sırbistan’a yenildiler. Finale kadar genel olarak rahat galibiyetler elde ettiler; U20’de son beş yılda dördüncü kez finale çıkmış oldular. En İyi Beş’e seçilen uzun forvet Hernangomez istatistik kağıdının tamamında etkili olurken 14s- 8r ortalamaları yakalamıştı. Laboral’li pivot Diop da takımın bir diğer önemli ismi.

_ U18’de çeyrek final oynayan İspanya’da uzun forvet/pivot Vila ve gard Sergi Garcia öne çıkan isimler oldular.


Genel olarak bakarsak; İspanya’nın en büyük yıldızı Juan Hernangomez olacak gibi duruyor. Real Madrid’e transfer olan ‘94lü Guillermo Hernangomez’in bir yaş küçük kardeşi Juan son iki sezonu Estudiantes’te geçirdi. İki forvet pozisyonunda da oynayabilmesi ve dayanıklılığıyla fark yaratması, yaşıtları arasında sivrilmesini sağlıyor. Gençler kategorisinde Diop-Sima yabancı asıllı güçlü pivotlar olarak dikkat çekiyor. Gardlar’da ise Garcia’lar gelecek adına ümit verici duruyor… İspanya Milli Takımı’nda Llull-Abrines-Diez-Claver-Mirotic-Aguilar en önemli 28 yaş altı oyuncular olarak dikkat çekiyorlar…


YUNANİSTAN:  İki şampiyonada ev sahibi olan Yunanistan, ev sahibi olmadığı turnuvada ise yokları oynadı.

         _ U19’da yarı finalde ABD karşısında müthiş bir maç çıkardılar ama son dakikalarda kötüydüler, üçüncülük maçında Türkiye’ye kaybettiler.

         _ U20’de ilk tur grubunu geçemediler.

         _ U18’de kötü başladılar ama çok iyi bitirdiler, finalde Türkiye karşısında son beş dakikada daha iyi oynayarak galip geldiler.

         Oyunculara bakacak olursak; Yunanistan’ın en potansiyelli oyuncusu tabii ki Vasileios Charalampopoulos. U19’da iki iyi maç çıkaran VC, U18’de çeyrek finalden sonra inanılmaz oynadı ve MVP oldu. U19’da ise Vassilis’ten En İyi Beş’e seçilme ödülünü çalan oyuncu 2 numara Tyler Dorsey oldu. Eğitimini Amerika’da sürdüren Dorsey turnuva boyunca çok skorer bir görüntü çizdi. U18 turnuvasının dikkat çeken bir başka ismi de dev pivot Papagiannis olmuştu. Lountzis-Mouratos-Skoulidas var. Üst yapılarda ise Mantzaris-Sloukas-Giankovits-Antetokounmpo-Agravanis-Diamantakos-Koufos gibi önemli isimler var.


HIRVATİSTAN


         _ U19 Dünya Şampiyonası’nda mükemmel bir grafik çizen ve şampiyonluğu elinden kaçıran Hırvatistan, U20 ve U18’de ise dağıldı.


         Hırvatistan, bu yaz sponsorluk sıkıntısı nedeniyle en potansiyelli genç oyuncusu Dragan Bender’den faydalanamadı. Bender gelecekte takıma katılabilir mi, bilinmez. U19’un en iyi oyuncusu Marko Arapovic oldu. Geçtiğimiz yıl da Avrupa Kupaları’nda oynayan Marko, Bender’in yokluğunda Hırvatistan’ın bu kadar başarılı olmasındaki en büyük neden oldu. Saha içindeki performansının yanında takımına müthiş liderlik yaptı. Pivot Zubac da turnuvanın dikkat çeken isimlerinden biriydi. Forvetler Slavica-Bozic yine önemli isimlerdi. Gardlardan ise Kapusta daha çok dikkat çekti, Hırvatistan’ın çok dar bir rotasyon kullandığını not edelim. U20’de uzun forvet Gabric ve U18’de gard Skokna dikkat çeken isimler oldular… Üst yapılarda Bogdanovic-Saric-Hezonja-Babic-Delas-Zubcic-Gordic-Bilan gibi önemli isimlere sahipler; gençler şampiyonlarında sakatlık nedeniyle oynayamayan Mazalin’i de unutmamak lazım.


LİTVANYA


         _ U20’de çeyrek finalde Türkiye’ye kaybettiler.


         _ U18’de  yarı finalde Yunanistan’a kaybettiler ve Bosna’yı yenerek bronz madalya kazandılar.


         U18’de forvet Varnas en iyi beşe seçildi, uzun forvet Sedekerskis çok yönlü oyunuyla dikkat çekti. U20’de Valinskas-Seskus ve tabii ki Domantas Sabonis yıldızlaştılar. 26 yaş ve altındaki önemli oyunculara bakacak olursak; Juskevicius-Kuzminskas-Gailius-Gudaitis-Valanciunas dikkat çeken isimler.



FRANSA



         _ U20’de yarı finale kadar çok iyi olan Fransa, yarıda Sırbistan’a çarptı ve üçüncülük maçını Türkiye’ye kaybettiler.


         _U18’de gruplar aşamasında mükemmel olan Fransa, çeyrek finalde ev sahibi Yunanistan’a takıldı.


          U20’de Fransa’nın en önemli isimleri forvetler Luwawu-Bouitelle oldular. Kısa boylu oyun kurucu Rozenfeld ve uzun Yabusele de diğer önemli isimlerdi. U18’de pivot Gombauld ve forvet Lukaki dikkat çeken isimler oldular. Üst yapıda Diot-Batum-Fournier-Lauvergne-Gobert en önemli 27 yaş altı oyuncular.







 sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1

Vika Azarenka: Tekrar dünyanın zirvesine çıkabilir mi?

         Belarus tarihinin Max Mirnyi’yle  beraber en iyi tenisçisi olan Victoria Azarenka geçirdiği sakatlığın etkilerini atlatıyor ve sıralamada adım adım yükseliyor…


         Profil ve Gençliği: 31 Temmuz 1989 Minsk doğumlu olan Vika 15 yaşındayken Arizona’ya taşındı ve Hokey oyuncusu Nikolai Khabibulin’de desteğiyle Amerika’da yaşamaya alışarak, tenis kariyerini de ilerletti. Gençler kategorisinde 2004 Wimbledon’da yarı final oynadı; 2005’te Wimbledon’da yine yarı final oynadı, Avustralya ve Amerika’da şampiyonluklar kazandı. 2007’de ilk WTA finallerine Estoril ve Taşkent’te çıkan Azarenka bu finalleri kaybetti.


2009’da üç şampiyonluk yaşayan Vika’nın en önemli şampiyonluğu Miami’de Serena’yı yenerek kazandığı şampiyonluk oldu. RG ve Wimbledon’da da çeyrek finaller oynadı.


2010 ve 2011’de toplamda beş WTA şampiyonluğu yaşadı; iki Grand Slam’de çeyrek final oynadı ve 2011 Wimbledon’da yarı finale kaldı.


Kariyerinin Zirvesi: 2012 başında Sydney’deki küçük turnuvadan sonra Avustralya Açık’ı kazanarak Vika dünya 1 numarası oldu. Bu yıl Indian Wells-Doha-Çin şampiyonlukları kazandı, Amerika Açık’ta final, Wimbledon’da yarı final oynadı. Olimpiyatlar’a ise iki dalda katıldı; karışık çiftlerde Mirnyi ile beraber altın madalya kazandı, tek kadınlarda ise bronz madalyanın sahibi oldu.


2013’ü Avustralya Açık’a 1 nolu seribaşı olarak girdi ve şampiyon oldu. Doha finalinde de Serena’yı yendi ama dünya sıralamasında Serena’nın arkasına düşmüş oldu. Roland Garros’ra yarı final oynadı, Amerika Açık finalini Serena’ya kaybetti, Cincinnati’ne finalde Serena’yı devirmişti. Vika yılı dünya 2 numarası olarak bitirdi.


         2014 yılı: Daha önce iki kez şampiyon olduğu Avustralya’ya çeyrek finalde veda etti, sakatlıktan dolayı Amerika turu ve toprak kort sezonundan çekildi. Amerika Açık’ta çeyrek final oynaması haricinde başarı sağlayamadı ve ilk 40’ın dışına çıktı.




         2015 yılı: 1.83 boyundaki Vika, Avustralya’da dördüncü turda Cibulkova’ya kaybetti. Doha’da final oynadı ve ilk 40’a dönmüş oldu. Sakatlıktan önceki yıllarının aksine, toprak kort sezonunda müthişti. Roma’da çeyrek finalde Sharapova’ya kaybetti, Madrid’te çeyrek final öncesi Serena Williams’la epik bir maç oynadı, kendi servisinde üç maç puanı kaçırdı ve bu yıl Kvitova’nın Serena’yı yenmesi haricinde Amerikalı’nın en çok zorlandığı maçı oynadı. RG’da Serena’yı yenme noktasına geldi ama kaybetti. Wimbledon’da da yine Serena karşısında bir set kazandı ama maçı bitiremedi, ilk 20’ye dönmüş oldu.

        

        US Open öncesi: Dünya sıralamasında 19.olan Vika, doğum gününü kutladıktan sonra Washington’dan çekildiğini açıkladı. Takvimde Montreal ve Cincinnati turnuvaları var ve sonra da son üç yılda iki final-bir çeyrek final oynadığı Amerika Açık var. Geçen yıl, çeyrekte Makarova’ya kaybetmişti, ondan önceki yıllarda finalde Serena’ya takılmıştı. Final öncesinde Serena’yla karşılaşmazsa finale kadar ilerlemesinin çok muhtemel olduğunu düşünüyorum; Serena’yla karşılaştığı zaman da bu yıl Kvitova’nın galibiyeti haricinde Serena’yı en çok zorlayan raket olduğunu hatırlayalım…







        


 sahinarif88@hotmail.com



twitter: @arifsahin1

4 Ağustos 2015 Salı

Türkiye Basketbolunun Gelecekteki Yıldızları

                FIBA U19 Dünya Şampiyonası, U20 ve U18 Avrupa Basketbol Şampiyonaları sonrası özellikle Avrupa takımlarının gençler seviyelerindeki kadrolarını net bir şekilde gördük; ilk yazımızda Türkiye’nin kadrolarına bakalım, sonraki yazıda diğer takımlara bakalım…
               


TÜRKİYE: Türkiye; U19 ve U20’de bronz madalya, U18’de de finalist olarak gençler kategorisinde tüm turnuvalarda en başarılı olan takım oldu. U19’da finalist olan Hırvatistan diğer turnuvaları boş geçti, U20’de şampiyon olan Sırbistan diğer turnuvalarda bocaladı, U18’de şampiyon olan Yunanistan da U19’da yarı final oynamıştı, U20’de ise kayıptı.  Üç turnuvada birden başarılı olan başka bir ülke yok. Türkiye’nin geçen yılki şampiyonlukları hatırlarsak, bir adım geriye gittiğini görüyoruz ama yine de tüm turnuvalarda başarılı olabilen tek takım olmamız etkileyici…


                Türkiye üç turnuvada da ilk beş oyuncularıyla önemli ritm yakalarken, bench oyuncuları genel olarak hayal kırıklığı yarattılar. Dikkat çeken isimlere bakalım…



                MVP Furkan Korkmaz: U19’da ve U18’de takım liderliğini üstlenen Furkan, iki turnuvada da turnuvanın en iyi beşine seçildi ve tarihte bunu başaran ikinci isim oldu. Genel olarak 15s- 3r- 2a- 2tç benzeri ortalamalara imza attığını görüyoruz; şut yüzdesi soru işareti yaratıyor ama oyunun iki tarafında da oldukça dominant. U19’da Atic, U20’de ise Dorsey-Slavica bu pozisyonda etkili olan oyuncular olsa da Furkan’ın açık ara bir şekilde gençler seviyesinde en iyi 2/3 numara pozisyonunda oynayan oyuncu olduğunu söyleyebiliriz.


OYUN KURUCULAR:


                _ U20’de takımın lider oyuncusu olan Kartal Özmızrak 10s- 4.3r- 3.7a -2tç ortalamalarıyla çok yönlü katkı sağladı. %17 üçlük isabeti, %54 serbest atış yüzdesi ve 2.3 tk ortalamaları kötü ortalamalar. Top kaybı ortalaması belki kabul edilebilir ama daha fazla asist yapması kaydıyla. Serbest atış yüzdesi kabul edilebilecek gibi değil.


                _ U19 ve U20’de forma giyen Berk Uğurlu U19’da takımın lider oyun kurucusu olup 7s-4a ortalamaları yakalamıştı, U20’de ise genelde kenardan geldi ve daha zayıf istatistiklerle oynadı; Berk’in oyunun savunma tarafında zayıf kaldığını ve hücum tarafında zaman zaman etkili olsa da istikrar yakalayamadığını görüyoruz, önemli bir dış şut tehdidi olmaktan uzak, daha fazla süre alması dileğiyle.


                _ Beşiktaş altyapısından yetişen Ömer Al U18 Şampiyonası’nda önemli sorumluluk aldı. 7s- 3r- 5a ortalamaları yakalayan Ömer fazla top kaybı yapmıyor ve önemli bir dış şut tehdidi sayılır. Savunmada rakipleriyle eşleşmesi zor olabiliyor –bir yaş küçük olduğu için- , turnuvanın en iyi oyun kurucularından biriydi.



ŞUTÖRLER:



                _ Okben Ulubay U19 ve U20 kadrolarında yer aldı. İki turnuvada da 9s- 3r- 1a ortalamaları yakaladı, dış şutlarda ise iki turnuvada da kötüydü, hem doğru şutu aramadan şut atması, hem de kritik dakikalarda genellikle başarısız olması kaygı verici. Efes’te Cedi-Furkan’ın arkasından süre bulması muhtemel, kendisine verilen şansları iyi değerlendirir umarım.


                _ Beşiktaş altyapısından yetişen Enes Taşkıran U18 Şampiyonası’nda özellikle final maçlarında çok etkileyici performanslar sergiledi. Oyunun iki alanında da etkili olan Enes, özellikle hücumda patlayıcı bir güce sahip.



FORVETLER:



                _ U19 ve U20 Şampiyonaları’nda oynayan Tolga Geçim, U19’da 6s- 6a ortalamaları yakalarken, U20’de bu açıdan pek etkileyici olamadı. 1.6a ortalamasına karşılık maç başına ortalama 2 tk ortalaması yakaladı; dış şutlar açısından bir tehdit oluşturamıyor. Tolga’nın oyun kurma becerileri ve savunmada yarattığı eşleşme problemi nedeniyle Cedi-Furkan-Okben üçlüsünden çok daha farklı bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz ama şut isabeti oranını yükseltemezse de işi zor olacak.


                _ Yine U19 ve U20’de forma giyen Ege Arar U19’da tecrübesiyle fark yarattı ve pota altında da Egemen’le iyi bir ikili oluşturdular. U20’de ise hem yorgunluğu nedeniyle fazla etkili olamadı, hem de rotasyonda Metecan önünde yer alınca fazla süre alamadı.


                _ U20’de Geçtiğimiz yılki şampiyonada yıldızlaşan Metecan Birsen, bu yıl da takımın ilk beşinde yer almasına karşın pek etkileyici olamadı. 9.6s -5.6r -1tç ortalamalarıyla oynadı.



PİVOTLAR:



                _ U20’de üstüste ikinci yılda da final oynayan Emircan Koşut 10s- 7.6r- 3.7b ortalamalarıyla turnuvanın en etkileyici pivotu oldu, %59.3 saha içi isabetiyle turnuva ikincisi oldu, faul problemine girmeden savunmada etkili olması müthiş, Emircan fazla kullanmasa da orta mesafeden de etkili bir şutör.


                _ U19 takımının kaptanı Egemen Güven 10s- 5.5r- 1b ortalamalarına sahip; Ege Arar’la birlikte uyumlu bir pota altı ikilisi oluşturuyorlar. Görülen en önemli eksiği, savunma alanında diyebiliriz. Özellikle Arapovic-Zubac’lı Hırvatistan karşısında etkili olamamıştı; çabuk faul problemine giriyor.


                _ ’98 jenerasyonun en önemli uzunu Ömer Faruk Yurtseven U18’de 10s- 9r- 2b ortalamaları yakaladı; saha içi yüzdesi iyi diyebiliriz ama serbest atış çizgisinden çok zorlanıyor. Dev Yunan Papagiannis karşısında iki maçta adeta yokları oynadı.





 sahinarif88@hotmail.com



twitter: @arifsahin1

3 Ağustos 2015 Pazartesi

U18 Avrupa Basketbol Şampiyonası – Genel Değerlendirme

                Yunanistan’da düzenlenen U18 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda beklendiği gibi Yunanistan şampiyonluğa ulaştı. Türkiye ve Litvanya madalya alan diğer takımlar oldular, Bosna-Hersek –veya Atic mi demeliyim?-  diğer yarı finalist takım olmuştu…
               


ŞAMPİYON YUNANİSTAN: Turnuvanın kağıt üstünde en iyi kadroya sahip olan takımı Yunanistan turnuvaya sönük bir şekilde başladı. İlk maçında Hırvatistan’a fark attılar; sonraki günlerde Litvanya ve Bosna’ya yenildiler; son anda gruptan çıkmayı başardılar. İkinci tur grubunda İtalya-Türkiye-Rusya’yı çok rahat geçen Yunanistan gruptan dördüncü olarak çıktı ve karşı grubun birincisi olan Fransa için şanssız bir eşleşme oldular, Fransa’yı 67-59’la geçtikten sonra yarı finalde Litvanya’ya şans tanımadılar. Finalde ise Yunanistan, beklentilerin aksine Türkiye karşısında çok zorlandı, son bölüme kadar maçı geride götürdüler ama son dakikalarda VC-Papagiannis’in maça ağırlıklarını koymaları, Türkiye’nin de hücumlarda yanlış tercihler yapmasıyla maçı kopardılar.
              

  Yunanistan ortalama 65 sayıda kaldı ama ortalama olarak sadece 57 sayı yiyerek, bu alanda turnuva birincisi oldular. Finaller aşamasında rakip takımlar şut yüzdelerinde %35’i geçemediler.
               

-Takımın en büyük iki yıldızını aşağıda inceleyeceğimiz için diğer önemli isimlere bakalım-


. Yunanistan fazla geniş bir rotasyon kullanmıyor. VC-Papa haricindeki oyunculardan sadece beş kişi 15 dakikanın üzerinde süre alabiliyorlar.


. Forvet Skoulidas, VC’den sonra en fazla ortalama süre alan oyuncu. 32 dk. sahada kalan Skoulidas 10s- 5r- 2a ortalamalarına sahip, iyi bir serbest atış kullanıcısı diyebiliriz, dış şutör olarak da fena değil.


. Panathinaikos’lu gard Lountzis turnuvayı 5s- 3.7r- 2.3a- 2.2tk ortalamalarıyla tamamlandı. Asistleriyle top kayıpları dengedeler ve gerek serbest atışlarda, gerek dış şutlarda beklentilerin altında kalıyor.


. Olympiakos’lu gard Mouratos da beklentilerin çok altında kaldı. 20 dakikada 3s- 3a ortalamaları var.


FİNALİST TÜRKİYE: Türkiye’nin bronz madalya aldığı U19 ve U20 Şampiyonaları’na nazaran kürsüde sıralamasını yükseltirken, çok daha istikrarlı ve etkileyici basketbol oynadığını söylemek lazım. Türkiye, turnuvadaki maçlarda sadece ev sahibi Yunanistan’a –iki kez- yenildi. Litvanya-Sırbistan-Bosna(iki kez) yenmeyi başardık ve çeyrek ile yarı finalde önemli geri dönüşlere imza attık.


                Oyuncularımıza bakalım…


                _ Takımın en büyük yıldızını aşağıda değerlendireceğimiz için Ömer Faruk Yurtseven ‘den başlayalım. ‘98li pivotumuz 10s- 9r- 2b ortalamalarıyla oynadı; iyi bir saha içi yüzdesi var ama serbest atışlarda çok zorlanıyor. Ömer, iki Yunanistan maçında da zaten kısa olduğu Papagiannis’le eşleşemedi, turnuvadaki en kötü maçları oldu.


                _ Enes Taşkıran turnuvanın en büyük sürprizlerinden biri oldu, Beşiktaş’lı gard ilk maçlarda da iyiydi ama finaller aşamasında performansını iyice yukarı taşıdı. Son üç maçta 19s- 3r- 3a- 2tç ortalamalarıyla oynadı. Final maçında 5/16 şut atması, Sırbistan-Bosna maçlarında 11/19 serbest atış atması kötü sayılabilecek istatistikleri oldu.


                _ Takımın Furkan’dan sonra en fazla süre alan ikinci oyuncusu olan oyun kurucu Ömer Al 7s- 3r- 5a ortalamalarıyla tamamladı; oyun sıkıştığında sorumluluk alması ve potayı zorlaması dikkat çekici, serbest atış çizgisinde iyi ve dış şut tehdidi olarak da önemli bir isim, fazla top kaybı yapmıyor.


                _ Kıbrıs’lı şutör Erten Gazi 5.8s- 2.6r- 1.6tç ortalamaları yakaladı; özellikle oyunun savunma tarafındaki mücadelesi dikkate değer, boy farkına rağmen final maçında Charal.’ı bile zaman zaman savunmaya çalıştı.


                _ Uzun forvet Ercan Bayrak fazla süre almasına karşın genel olarak beklentileri karşılayamadı. 20 dk ortalama süre alıp 5.5s- 4.5r ortalamaları var.


                _ Uzun forvetler Bertan Durmaz ve Barış Ülker diğer dikkat çekenler oldular, Erkan Yılmaz ve Rıdvan Öncel de 10 dakikanın üzerinde ortalama süre alan diğer isimler oldular.



ÜÇÜNCÜ LİTVANYA:  Litvanya; ribaund-asist-az sayı yeme kategorilerinde de turnuvayı üçüncülükle bitirdi. Litvanya, ilk tur grubunda Yunanistan’ı devirmişti; ikinci tur grubunda liderlik maçını Türkiye’ye kaybettiler. Çeyrek finalde Almanya’yı son saniyede rakip gard Mushidi’nin top kaybıyla geçtiler, yarı finalde Yunanistan’a çarptılar ve üçüncülük maçında da Atic’in oynamadığı maçta Bosna’yı beklendiği gibi rahat geçtiler.


                -Takımın yıldızını aşağıda inceleyeceğiz.-


                _ Uzun forvet Tadas Sedekerskis turnuvayı 12.6s- 7r- 2.3a ortalamalarıyla tamamladı. 1.8tk ortalaması yüksek sayılabilir, dış şutlarda da iyi bir yüzdesi yok.


                _ Kısa forvet Laurynas Beliauskas takımın en fazla süre alan üçüncü oyuncusu. 8.7s- 3r- 3.2a- 2tç ortalamaları var, serbest atış çizgisinden 13/15 isabet yakalamış, 2.3tk ortalaması biraz yüksek sayılabilir.



MVP Vasileios Charalampopoulos: Uzun isimli uzun forvet, gruplar aşamasında da iyiydi ama finaller aşamasında birkaç seviye yukarı çıktı. Son üç maçta 19s- 11r- 7a -2tk ortalamaları var. Gruptaki Türkiye maçında triple-double’ı iki ribaundla kaçırdı, çeyrek finalde Fransa karşısında triple-double yaptı. Final maçında 40 dakika sahada kaldı, 6/10 saha içi isabeti ve 9/9 serbest atış isabeti var.




EN İYİ BEŞ:



_ VC’nin yanında Yunanistan’dan kadroya giden diğer oyuncu pivot Georgios Papagiannis oldu. 2.17 boyundaki dev pivot 12s- 10r- 2.4b ortalamaları yakaladı.



_ Furkan Korkmaz 16s- 5r- 3a- 3tç ortalamaları yakaladı, son dört maçta 79 saha içi denemesinde sadece 29 isabet bulabilmesi ise kötü bir istatistik oldu, final maçının son bölümünde maça ağırlığını koyamadı.


_ Bosna’nın uzun 2/3 numarası Edin Atic 18s- 8.5r- 4.2a- 2.7tç ortalamaları yakaladı. Atic’in %25 üçlük ve %56 serbest atış yüzdeleri hiç iyi değil. Maç başına ortalama 4 top kaybı yapıyor, Türkiye’ye kaybedilen maçta neredeyse mükemmel oynadı ve tr-dou’ı iki asistle kaçırdı.


_ Litvanya’nın 1.96’lık forveti Martynas Varnas takımının en etkili oyuncusu oldu. Maç başına ortalama 32 dakika süre alan Varnas 13s- 4r- 5a- 1.5tç ortalamaları yakaladı. %34 ikilik yüzdesi ve maç başına ortalama 3.3tk ortalamaları olumsuz istatistikleri.




YILDIZLAR:



-Sadece başarılı takımların yıldızlarına bakalım-



_ Turnuvanın en fazla öne çıkan isimlerinden biri Sırbistan’dan forvet Vojislav Stojanovic oldu. Sto 14.5s- 7r- 7a ortalamaları yakaladı, Çek maçında triple-double yaptı ve diğer maçlarda triple-double’la dans etti. %30 üçlük ve %60 serbest atış yüzdelerinin yanında, 3.6 tk ortalaması da olumsuz istatistikleri oldu.



_ Fransa takım oyunuyla altıncılığa ulaşırken en fazla göze batan isimler forvetler oldular. Kısa forvet Loubaki 11s- 3.5r, uzun forvet/pivot Gombauld 11s- 7.5r ortalamaları yakaladılar






 sahinarif88@hotmail.com




twitter: @arifsahin1

ATP – Yeni yıldız adayı: Dominic Thiem

         Avusturya’nın umut veren genç tenisçisi Dominic Thiem son iki haftada iki turnuva kazandı ve dünya sıralamasında 21.sıraya kadar çıkarak geleceğin en önemli  tenisçilerinden biri olacağını gösterdi…


         Profil: 3 Eylül 1993 Wiener Neustadt doğumlu olan Thiem, 17 yaşında gençler kategorisinde Grand Slam’lere katılmaya başladı. 2010’daki turnuvalarda başarı gösteremedi ama 2011’de büyük çıkış gösterdi, Roland Garros’ta final oynadı, juniors kategorisini teklerde ve çiftlerde dünya ikincisi olarak tamamladı…


        2013’te Avusturya’da düzenlenen iki turnuvaya wildcard’la katıldı ve ikisinde de çeyrek final oynadı…


         2014 yılı: Thiem, istikrarsız sonuçlar alsa da önemli başarılar da gösterdi. Grand Slam’lerde sadece Wimbledon’da ilk turda elendi, Avustralya ve Roland Garros’ta tur atladı; Amerika’da ise dördüncü tura yükselmeyi başardı. Indian Wells ve Madrid Masters turnuvalarında 3.turu gördü. –Madrid’te Wawrinka’yı yendi- Kitzbühel’de kariyerinin ilk ATP finaline çıktı, ilk seti kazanmasına rağmen Goffin’e kaybetti…




         2015 yılı: 1.85 boyundaki Thiem, Grand Slam’lerde ikinci turu geçemedi. Roland Garros’ta Cuevas, Wimbledon’da Verdasco ikinci turda onu elediler. Masters’larda Miami’de büyük başarı sağladı ve bu turnuvada Feliciano Lopez-Jack Sock-Adrian Mannarino’yu geçti, çeyrek finalde Andy Murray’e kaybetti. Küçük turnuvalarda ise şampiyonluklar geldi. Nice’te Leonardo Mayer karşısında geriden geldi ve kariyerinin ilk şampiyonluğunu kazandı. Umag’da Monfils ve Sousa’yı yenerek; Gstaad’ta Feliciano ve Goffin’i yenerek şampiyonluklar kazandı ve kariyerinin en iyi derecesini elde etmiş oldu…

        

        Oyun tarzı: Thiem’in ‘offensive baseliner’ olduğunu söyleyebiliriz; yaşına göre çok olgun ve özgüveni yüksek bir oyuncu. Servislerini çok etkili kullanıyor, servisi karşılandığında da geri çizgiden çok sert vuruşlar çıkarıyor. Sert vuruşlarında zaman zaman ‘baskı oranı’nı doğru tutturamıyor ve bu nedenle, basit hata sayısı fazla oluyor. Atletik yapısı ve güçlü tek el backhand’leriyle Fernando Gonzalez’e de benzetmek mümkün.



         Sıralama: Nisan ayına ilk 50 dışında başlayan Thiem Ağustos ayı başında kariyerinin en iyi derecesi olan 21.sırayı elde etti. Dominic, 23 yaş ve altındaki tenisçiler arasında ise dünya birincisi. Parametreyi biraz genişletirsek, 27 yaşındaki ve altındaki tenisçilere bakacak olursak da Thiem 6.sırada yer alıyor.  





        






 sahinarif88@hotmail.com




twitter: @arifsahin1