31 Aralık 2014 Çarşamba

ANALİZ – Galatasaray Liv Hospital

2014 yılını bitirirken Galatasaray Liv Hospital’in son dönemde geçirdiği değişimi ve son maçları tekrar hatırlayalım, konuyu kısaltmak açısından sadece Furkan Aldemir’in ayrıldığı dönemden sonraki haftaları inceleyelim…



                Kasım sonu ve Furkan Aldemir olayı: Galatasaray, çok zor maçta Kızılyıldız’ı iki uzatmada devirdi, sonrasında da ligde Beşiktaş’ı yendi ve ertesi gün hiç beklenmeyen bir gelişme yaşandı, Haziran ayında kulüple sözleşmesini uzatan Furkan Aldemir kulüpten ayrılacağını ve NBA’e gideceğini açıkladı. Beş aydır maaşını alamayan Furkan Aldemir hukuki olarak tabii ki haklıdır ama Euroleague’de geçen sezon çeyrek final oynayan bir takımın en önemli Türk oyuncusunun sezon sonunda kulüple sözleşmesi bitmesine rağmen kulüpte kalması ve benzer sorunlar yaşadıktan sonra sezon ortasında ‘’Kendimi geliştirmek istiyorum.’’ diyerek kulüpten ayrılmasını ben kabul edemiyorum. Euroleague’in en önemli pivotlarından biri olmasına rağmen ‘kendini geliştiremeyen’ Furkan Aldemir şimdi NBA’de ligin en kötü takımında sadece dört maçta ortalama 9 dakika süre alarak kendini epeyce geliştirmiştir diye düşünüyorum…



                Pivotsuz dönem: Furkan’ın ayrılığı sonrası Galatasaray ligde Türk Telekom’a, Euroleague’de Valencia’ya deplasman maçlarında kaybetti. Bu iki maçta Micov’un da oynamadığını ve Pocius’un hala sakatlık sonrası toparlanmaya çalıştığını not edelim.



                Patric Young: Galatasaray pivot sorununu hızlıca çözmek için boşta olan oyunculardan Young ile anlaştı. NBA’e seçilmeyen Young transfer olduğunda şüpheyle baktığım bir isimdi ama uyum sorunu yaşamadı ve ciddi katkı verdi. Bu bölümde Galatasaray Euroleague’de Laboral ve Neptunas maçlarını kaybetti ama Young’ı kazandı. Ligde de arka arkaya mağlubiyetler geldi. Euroleague’de ise son maçta grup liderliğini garantilemiş olan Olympiakos’u yenen Galatasaray, Valencia’nın da Neptunas’ı yenmesiyle Top16’e yükseldi.



                Ayrılıklar ve yeni transferler: Forvet pozisyonunda sezon başında büyük umutlarla transfer edilen Pietro Aradori zaman zaman iyi oynasa da, genel olarak beklentileri karşılayamadı ve gönderildi. İspanya’nın Estudiantes takımıyla anlaşan Aradori’nin yerine Uşak Sportif’ten Justin Carter transfer edildi. Justin Carter Türkiye Ligi’nin en önemli yabancılarından biri, bana göre geçtiğimiz sezon Türkiye Ligi’nin en iyi oyuncusu, çok yönlü oyunuyla müthiş katkı sağladı ve sezon sonunda da gelen teklifleri redderek Uşak’ta kaldı. Eurochallenge’a katılan Uşak Sportif sponsor bulamamanın etkisiyle maddi olarak sıkıntı yaşadı ve Carter’ı daha fazla elinde tutamadı… Gelelim pivot pozisyonuna. Galatasaray sezona iki yabancı pivotla başlamıştı. Çok ağır bir sakatlık geçiren ve Ataman’ın sistemine pek de uymayan Nathan Jawai’yle nedense yeni bir sözleşme yapıldı. Zaten takıma pek bir şey vermesi mümkün olmayan Jawai ‘tukaka’ edildi ve gönderildi. (İspanya’nın Andorra takımıyla anlaştı) Avrupa’nın tecrübeli uzunlarından biri olan Ian Vougioukas ise benim için sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Ciddi bir sakatlık yaşamayan ve katkı verebileceği bir sistemde oynayan Ian bir türlü uyum sağlayamadı ve Galatasaray macerası kısa sürdü.  Pivot pozisyonuna Euroleague’in tecrübeli isimlerinden biri olan Aleks Maric transfer edildi. 30 yaşındaki Maric 2009-10 Partizan döneminde çok iyi oynadı, önemli bir Euroleague starı olabilirdi ama Panathinaikos’a transferinden sonra işler değişti. Geçirdiği ağır sakatlıktan sonra bir daha eskisi gibi oynayamadı, geçen sezon Kuban’da biraz daha iyiydi ama o eski performansına dönemedi. Bu sezon başında Maccabi’ye transfer oldu ama Maccabi ona yatırım yaptığına ‘bin pişman oldu’ diyebiliriz, 2.3s- 2.3r ortalamalarıyla oynamasının yanı sıra savunma sertliğini de gösteremedi ve takımdan gönderildi. Maric’in iyi bir transfer olduğunu düşünmemekle beraber bu transferle neyin hedeflendiğini anlayabiliyorum; Young’ın eksik olduğu alanlarda (tecrübe-konsantrasyon) Maric’in onu tamamlamasını bekliyorlar.



                Zalgiris maçı: Top16’in ilk maçında Galatasaray’ın konuğu Zalgiris Kaunas oldu. Zalgiris Kaunas bu sene takım bütçesine oranla Euroleague’in en başarılı takımı oldu diye düşünüyorum, hatta Top16’de elenseler bile çok ilginç sonuçlar alabileceklerini düşünüyorum. Zalgiris maçın ilk yarısında Javtokas-Gudaitis ikilisinin pota altındaki üstünlükleriyle öne geçti. Seyircisiz maçta Galatasaray LH ilk yarıda konsantre olmakta güçlük çekti, takım arkadaşlarını harekete geçirebilecek tek adam olan Sinan Güler’in de maça kötü başlamasıyla Zalgiris farkı açtı. İkinci yarıda ise tablo tersine döndü. Bunun en önemli nedeni; Zalgiris’in Amerikalılar James Anderson ve Will Cherry’i oyunda tutması ve takım disiplininden uzaklaşması idi. Anderson olumlu katkı verirken takım arkadaşlarını oyundan düşürüyor, Cherry’nin ise dün akşam ne yapmaya çalıştığını çözemedim. Bun karşılık olarak, Sinan Güler ikinci yarıda müthişti, Justin Carter-Kerem Gönlüm’ün de gayretleriyle Galatasaray üstünlüğü ele aldı ve bir daha rakibini yaklaştırmadı.



                2015 başı tahmini: Galatasaray Liv Hospital Türkiye Ligi’nde önemli bir fikstür avantajına sahip. Türkiye Kupası finallerine kadar oynanacak olan altı maçta Galatasaray’ın Banvit’le içerde ve Uşak’la dışarıda oynayacağı maçlar dışındaki dört maçta da rahat kazanmasını bekliyorum… Bu dönemde Euroleague’de ise fikstür şöyle; Madrid-Kızılyıldız deplasmanları- Alba Berlin maçı- Panathinaikos deplasmanı- Maccabi maçı – Barcelona deplasmanı. Dördü deplasmanda olan altı maçlık maratonda Galatasaray çok zor deplasmanlara çıkacak, bu deplasmanlardan alınacak bir galibiyet ve iç sahadaki maçlarda alınacak galibiyetler Galatasaray’ın son maçlarda da iddialı olmasını sağlayabilir…












sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder