23 Ekim 2014 Perşembe

Euroleague'de çifte zaferli Perşembe

         Euroleague'de ikinci hafta maçları Perşembe akşamı başladı. İlk bölümde temsilcilerimizin maçlarına, ikinci bölümde de Euroleague’de genel görünüme bakalım…

                              
                               1. Temsilcilerimiz



                                                               Galatasaray Liv Hospital 71 - 64 Valencia 


                Maçın Hikayesi: Maça Arroyo-Pocius-Micov-Erceg-Furkan beşiyle başlayan Galatasaray'a karşı Valencia Van Rossom-Ribas-Aguilar-Sato-Harangody beşiyle ortalama olarak kısa ve pivotsuz bir beşi tercih etti.


                                               Valencia maça 2/2 üçlük isabeti ile başladı ve maçın hemen başında 2-6 ile maçtaki tek üstünlüğünü yakaladı. Valencia daha sonra 12 üçlük atış denemesini kaçırdı, Galatasaray Arroyo'nun pota altı oyuncularına uygun pozisyonlar yaratması ve gerektiğinde de ipleri eline alması, Aradori-Pocius-Micov'un da birebirlerde etkili olmasıyla farkı giderek açtı, Arroyo bench'e gidene kadar 26-4'lük bir seri yakalayan GS devreyi 47-24 ile önde kapattı.

                                              
                                               İkinci yarıda ise tablo tam tersine döndü, Valencia sert savunma yaptı, Pocius'un faul problemine girmesiyle oyun tamamen Arroyo'nun üstüne kaldı ve baskılı savunma Arroyo'yu durdurdu, dar rotasyonla oynamak zorunda kalan GS'da uzun süre oyunda kalmak zorunda olan oyuncular yorulunca Valencia farkı yavaş yavaş kapattı. Bitime dört dakika kala fark yedi sayıya kadar indi: 69-62 Bu dakikadan sonra Valencia yine sert savunma yaptı ama iki dakika boyunca skor bulamayınca farkı kapatamadı ve son saniyelerde Galatasaray'ın dirençli savunması ile maçın sonu krize girmeden Galatasaray sahadan galibiyetle ayrıldı.                                          


                İstatistikler: Galatasaray'da Carlos Arroyo 16s-5a, Furkan Aldemir 10s-12r-3b, Vladimir Micov 10s-7r-3a ile oynadılar.

                                               Valencia'da Harangody 16s-7r, Van Rossom 11s-7a ile oynadılar.

               
                Genel Yorum: Galatasaray LH ilk bölümde tek kelimeyle mükemmel oynadı, maçın başındaki dış şutların isabetle olması Valencia için kötü oldu diyebiliriz, uzun süre boyunca dış şutlara yüklendiler ve takım disiplininden uzaklaştılar. Galatasaray, Nolan'ın kadro dışı kalmasından sonra beklenen reaksiyonu ilk yarıda gösterdi. İkinci yarıda ise yine beklediğimin aksine bir tablo oluştu ve Valencia farkı eritmeyi başardı, ikinci yarıda Valencia'da yıldızlaşan oyuncu olmadı ama Galatasaray'da oyundan düşen oyuncular oldu. Erceg'in hücum ribaundu-Sinan'ın bloğu son saniyelerdeki muhtemel krizi önledi.



                                                               PGE Turow 76 - 91 Fenerbahçe Ülker


                Maçın Hikayesi: Maça Kenan-Goudelock-Bogdanovic-Vesely-Oğuz beşiyle başlayan Fenerbahçe Ülker geçen haftaki gibi tempolu basketbolla maça flaş bir giriş yaptı. İlk dört dakikada Turow organize olamazken 7 sayı atan Goudelock'un önderliğinde Fenerbahçe Ülker farkı açtı: 0-13 Kulig'in oyuna girmesinden sonra Turow iç-dış dengesini sağladı ve Moldoveanu'nun da oyuna girmesiyle beraber farkın açılmasını önledi: 11-21 İlk çeyrek kenardan gelen Emir-Semih ikilisinin etkili oyunlarıyla farklı bitti: 15-30

               
                                               İkinci çeyreğe Semih'in pota altındaki etkili oyunuyla başlayan Fenerbahçe Ülker 13.dakikada maçtaki en büyük farkı yakaladı: 20-38 Mardy Collins'in devreye girmesiyle farkı yedi sayıya kadar indiren Turow karşısında devre sonunda Ricky Hickman devreye girdi ve ilk yarı 40-50 ile sona erdi.


                                               İkinci yarının büyük bölümü 7-13 sayılık fark arasında gidip geldi, Turow'da Mardy çok etkili olurken, Kulig uzun süre etkili olamadı. Bitime üç dakika kala arka arkaya sayılar bulan Kulig farkı eritti: 73-78 Son dakikalarda Turow kritik şutları kaçırırken, Goudelock devreye girdi ve takımına maçı kazandırdı.


                İstatistikler: Fenerbahçe Ülker'de Andrew Goudelock 27s-3r-2a-3tç ile oynayarak 'maçın adamı' olmayı fazlasıyla hak etti. Emir 16s-4r-3a-4tç, Oğuz Savaş 10s-7r ve rotasyonda Zoric'in yerini alan Semih 9s-2r ile oynadılar.

                                               Turow'da Kulig 23s-8r-3b, Mardy Collins 20s-4r-3a-4tç ile oynadılar.

               
                Genel Yorum: Turow'un toplam 23 top kaybı yapması maça tutunmalarına engel oldu, maçın ilk dört dakikasında açılan farkı kapatmak için maç boyu çabaladılar ama bu top kaybı sayısıyla farkı kapatmaları mümkün değildi. Fenerbahçe Ülker cephesinde geçen haftaki gibi öne çıkan isim Goudelock oldu, ona Türk oyuncular önemli katkılar yaptılar, Hickman tam sağlıklı olmadığı için fazla katkı yapamadı, Fenerbahçe Ülker kazanması gereken bir maçı kazandı ve ilk iki haftayı sorunsuz atlattı diyebiliriz.


                              

                                                              




                               2. Euroleague Perşembe
               

                Günün Sürprizi: Geçen haftanın sürpriz takımı Kızılyıldız yine sürprize imza attı, -ama bu kez yenilerek- Neptunas kendi sahasında Kızılyıldız'ı ilk yarısını mükemmel oynadığı maçlarda Marcus'un kaçırdığı son saniye üçlüğüyle 83-81 yendi. Neptunas'da Gailius 19s-7r, Shakur 11s-6a-5tç ile oynadılar. Kızılyıldız'da Williams 23s-4r-6a ile yine çok etkili oldu ama takım kötü savunma yapınca yenilgi kaçınılmaz oldu.


                Günün Rahat Kazananları: _ CSKA Moskova, Maccabi Electra'yı geçen seneki kadar ağır bir farkla yenemese de yine rahat geçti. CSKA maçın ilk dakikalarında zorlansa da üçüncü çeyrekte maçı kopardı ve 99-80 ile rahat bir şekilde galibiyete ulaştı. CSKA'da Weems 18s-6r-4a, Vorontsevich 13s-11r-4a-3b ve Milos Teodosic 15s-11a ile yıldızlaştılar. Maccabi'de Devin Smith'in oynamadığı maçta ayakta kalanlar Brian Randle-Sylven Landesberg oldular.

                                                              
                                                               _ Günün bir diğer rahat kazananı da Barcelona oldu. Milano deplasmanına Navarro'suz giden Barcelona ikinci çeyrekte farkı açtı ve maç boyunca pek zorlanmadan 78-63 ile galip geldi. Barcelona'da kenardan gelen iki isimden Tibor Pleiss 16s-6r ve Alejandro Abrines 21s-2a ile maçın yıldızları oldular. Milano'da Gentile'nin 11s-7r-8a ile iyi bir gece geçirmesi yetmedi.



                Günün Çekişmeli Maçı: Günün en çekişmeli maçı Münih'te oynandı ve Bayern Münih, Panathinaikos'u son çeyrek performansıyla 81-75 ile yenerek ilk galibiyetini aldı. Zorlu maçta ilk yarıyı geride kapatan Bayern son çeyrekte müthiş üç sayı yüzdesiyle kazanmayı başardı. Üç sayılık atışlarda 5/7 isabet bulan Dusko Savanovic maçı 20s-6r ile tamamladı. Djedovic maçı 14s-6r-4a ile bitirdi. PAO'da Diamantidis sayı üretemedi, 7 asist yaptı. Batista 18s-7r, Giankovits 17s-4r ile takımın başarılı isimleri oldular.








sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


Türkiye Basketbol Ligi’nde Üçüncü Hafta

    Türkiye Basketbol Ligi’nde üçüncü hafta programına bakalım…



Cumartesi


                16:00 – İstanbul BŞB – Banvit: Geçen haftayı önemli galibiyetlerle kapatan iki takım mücadelesine Banvit, Hapoel-GS ve son olarak Partizan deplasmanındaki galibiyetle moralli bir sekilde çıkıyor. Banvit’te koç Lukic’in de belirttiği gibi takım uyumu her maçta artıyor, Mejia’nın ‘takım lideri’ rolüne adapte olduğunu ama Chuck Davis’in ‘rol oyuncusu’ rolüne henüz giremediğini görüyoruz, genç yerliler Şafak-Maxim-Berkay üçlüsünden istenilen katkı geliyor, pota altında Dragicevic de önemli bir silah… İstanbul’da takım 1 ve 5 numaralı oyunculara dayanıyor diyebiliriz, Zack Wright ve Alex Stephenson çok etkili oynuyorlar, 1-5 numaralar bu kadar etkili olunca diğer oyunculara da az sorumluluk kalıyor, Zack-Alex Uşak deplasmanındaki gibi oynayınca güzel ama biri aksayınca takımın dengesi bozuluyor, son maçta Uşak’ın çok kötü bir şut yüzdesiyle oynadığını da hatırlatalım, Banvit gibi önemli dış skorerleri olan bir takıma karşı savunmada işleri zor olacak.


                16:00 – TED Ankara – Uşak Sportif:  Geçen haftanın kendi sahalarında yenilen iki takımının mücadelesi, haftanın en çekişmeli maçlarından biri olabilir. Geçen sezon, TED Ankara Avrupa’da, Uşak ise Türkiye’de iyi bir sezon geçirmişlerdi, Uşak kemik kadroyu korumasına rağmen lige kötü başladı, TED’de ise ciddi değişiklikler oldu. Geçen hafta beklenmedik bir yenilgi alan Uşak çok kötü bir şut performansı sergilemişti, şutların girmesi durumunda skor da Uşak’ın lehine dönebilir ama TED Ankara birçok oyuncu değişmesine rağmen, takım-içi rollerin daha dengeli olduğu bir takım görünümünde.


                16:00 – Royal Halı  Gaziantep - Beşiktaş Integral Forex: Geçen haftanın galibi iki takım Gaziantep’te karşılaşıyorlar. Royal Halı, sakatlıklara rağmen lige çok iyi başladı ve Türkiye Kupası’nda tur atladıktan sonra lige de iki Euroleague takımını yenerek başladı, Domen Lorbek’in bu maçta oynaması bekleniyor. Beşiktaş sezona  kötü başladı, takım uyumsuzluğunun yanında Lofton’ın sakatlığı takımın hücum potansiyelini oldukça kötü etkiledi. Holland’ın katılmasından sonra son iki maçta daha derli toplu bir Beşiktaş gördük, Ryan Broekhoff sahada neredeyse herşeyi yapıyor ve çok formda. Jajuan sezon başından beri formunu arttırıyor ve Avrupa basketboluna çabucak uyum sağladı, takımın en çok sırıtan ismi Hilton Armstrong, fizik olarak düşüyor ve takım savunmasına katkı yapamıyor.


                17:00 – Darüşşafaka Doğuş – Türk Telekom: Darüşşafaka Doğuş sezona beklediğim gibi flaş bir başlangıç yaptı, Avrupa’da Avrupa kupalarına katılmayan en iyi kadrolardan birine sahipler ve önemli tecrübeye sahip oyuncularıyla fark yaratıyorlar. Türk Telekom da iyi oyuncularla dolu bir kadro oluşturmasına rağmen, takım olmayı başaramadı ve arka arkaya farklı mağlubiyetler aldı –TT’nin fikstürünün de zor olduğunu not edelim- Tempoyu çok yükseltmeyi sevmeyen iki takımın mücadelesini izleyeceğiz, şu andaki form grafikleriyle Darüşşafaka Doğuş kesin favori olarak öne çıkıyor.


                18:00 – Pınar Karşıyaka – Torku Konyaspor:  Sezona iyi başlayan iki takım da lige 2-0’la başladılar, Karşıyaka hafta arasında Karadağ’da kazandı, Torku kendi seviyesindeki rakiplerle karşılaştı ve pek zorlandıklarını söyleyemeyiz. Karşıyaka’nın ikiden fazla yabancısından katkı alması ibreyi KSK’ya çeviriyor. Dixon’ın istikrarlı katkısı dışında Diebler da sistemi ve görevlerini biliyor, Palacios Batista kadar fizikli olmasa da yine benzer bir katkı veriyor, Yunus Emre Sonsırma’nın son haftalardaki yükselen formu heyecan verici… Konya’ya gelirsek; Rasic’in sakat olduğu dönemde yeni yabancı Mayo ile beraber takımda kalan De Vries-Sean W. ikilisiyle etkili oluyorlar. Diğer yabancılar, Guinn-Boone takımdaki rollerine uygun oynuyorlar, Ogün-Pastal ikilisi de yerli rotasyonunu dolduruyorlar…



Pazar



                13:30 – Galatasaray Liv Hospital – Eskişehir:  Sezona dengesiz giren GS hafta içi de Valencia karşısında yine gengesiz bir maç oynadı, bu sefer ilk yarıyı mükemmel oynayıp ikinci yarıda rakiplerinin dönüşüne engel olamadılar. Bu maçta yabancı rotasyonunda muhtemelen Aradori’nin kullanılacak olması Galatasaray için avantaj sağlayacaktır. Eskişehir şu ana kadar oynadığı beş resmi maçı da kaybetti , son maçta Walsh’ın etkisiz performansı da göze battı, Brackins dışında istikrarlı olarak katkı aldıkları bir oyuncu yok, takım savunması olarak da oldukça zayıflar. Galatasaray için oldukça rahat geçecek gibi duruyor…


                19:30 – Trabzonspor MP – Fenerbahçe Ülker:  TS ciddi transferlerine rağmen sezona kötü başladı, ligdeki iki maçı da küçük farklarla kaybettiler; kritik anlarda iyi oynadıklarını söyleyemeyiz. Fenerbahçe Ülker Polonya deplasmanından galibiyetle dönüyor, Türk oyuncuların olumlu katkıları göze çarpıyor, özellikle Semih Erden’in en azından ortalama bir katkı vermesi FB Ülker adına sevindirici bir gelişme oldu. Bu maçın gidişatının yine ilk dakikalarda belirleneceğini söyleyebiliriz, Fenerbahçe’nin ilk yarının ve ikinci yarının başında yaptığı tempolara Trabzonspor’un cevap verip veremeyeceği gidişatı belirleyecek gibi duruyor...

               


Pazartesi


                19:00 - Tofaş – Anadolu Efes: -Sassari-Efes maçından önce yazılmıştır- Tofaş sezona pek iyi giremedi, genç kadronun savunmada yaşadığı sıkıntılar iki maça da damgasını vurdu, Eskişehir’e karşı tecrübeli yabancılarla galip gelmeyi başardılar… Efes lig maçlarını fazla umursamayan bir görüntüde, özellikle İstanbul’daki Trabzon maçı son anlara kadar rölantide gitti, Lasme’nin geçen haftaki formu endişe verici, Krstic’in yükselen formuyla pivot bölgesinde sıkıntı olmuyor, Janning-Perperoglou takımdaki görevlerini biliyorlar, Milko yerine Saric’e görev verilmesi daha iyi oldu gibi duruyor… Tofaş geçen sezon özellikle iç sahada büyük takımların başına bela olmuştu ama bu sezon o görüntüden uzaklar, Wood-Smith-Elonu üçlüsü dışında tecrübesiz yabancılar ve genç Türkler’le dolu kadrolarıyla şu anda playoff’a giremeyecek bir görüntü içindeler, Patterson’ın dış şut potansiyeli fark yaratabilir, oyuncu yetiştirmede başarılı olan iki takımın maçı birçok genci de karşı karşıya getirecek…
               
                 







sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1



22 Ekim 2014 Çarşamba

Eurocup'ta deplasman zaferleri

           Eurocup'ta ikinci hafta Türk takımları için mükemmel geçti, üç takımımız da deplasman maçlarından galip ayrıldılar...


1. Temsilcilerimiz



                Zenit 86 - 90 Beşiktaş IF 


Maçın Hikayesi: Maça Tunçeri-Caner-Broekhoff-Jajuan-Armstrong beşiyle başlayan Beşiktaş, ilk dakikalarda rakibinin yüksek tempolu basketboluna uydu. Zenit'te Hodge, Beşiktaş'ta ise Broekhoff öne çıkan isimler oldular, karşılıklı basketlerden sonra Lofton dengeyi bozan isim oldu ve dokuzuncu dakikada Beşiktaş ilk yarıdaki en büyük farkı yakaladı: 13-24

İlk çeyrek 19-23 bittikten sonra Holland'ın kötü performansını iyi değerlendiren Zenit üstünlüğü ele aldı: 32-28 (15.dk) Lofton'ın tekrar skorda etkili olmasıyla Beşiktaş öne geçti ve ilk yarı 45-44'lük Beşiktaş üstünlüğüyle bitti.


İkinci yarıya Zenit basketle başladıktan sonra 10 sayılık bir seri yakalayan Beşiktaş 26.dakikada farkı çift hanelere taşıdı: 48-58 Üçüncü çeyrek 57-62 bittikten sonra son bölümün başında da iyi oynayan Beşiktaş bitime dört dakika kala farklı bir şekilde öne geçti: 66-74 Beşiktaş farkı koruyamadı, Zenit'in Amerikalı oyuncuları devreye girdiler ve son topta Lofton başarısız olunca maç 78-78 sona erdi, uzatmaya geçildi.


Uzatmada uzun süre denge bozulmazken, son dakikada Lofton'ın kritik üçlüğü, sonrasında Broekhoff'un kritik bloğu ve Holland'ın serbest atış çizgisinde isabetleri bulmasıyla Beşiktaş maçı kazandı: 86-90


İstatistikler: Zenit 86 sayısının 67'sini sadece dört oyuncudan buldu; Kulagin-James-Hodge ve Borovnjak. Hodge 20s-9a ile takımın en etkili ismi oldu.

Beşiktaş'ta Chris Lofton 32 sayı atarak kariyer rekoru kırdı, Jajuan Johnson da 21s-12r-4b ile etkiledi.


Genel Yorum: Beşiktaş maç boyunca ritmi düşürmeyi hedefledi ama rakibinin ritmine uymak zorunda kaldı. Zenit'i zor durumda bırakan, Lofton'ın müthiş şut yüzdesiyle kariyer gecesini yaşaması oldu, rakibi 21 top kaybı yapmak zorunda bıraksalar da toplam 70 sayı üreten Lofton-Jajuan-Broekhoff üçlüsünü durduramayınca maçı kazanamadılar, son dakikalarda daha iyi olan taraf Beşiktaş oldu.



                   Partizan 61 - 77 Banvit 


Maçın Hikayesi: Maça Rowland-Mejia-Simmons-Berkay-Dragicevic beşiyle başlayan Banvit ilk üç dakika sonunda üstünlüğü ele aldı: 2-9 Partizan ilk dakikalarda hücumda organize olmakta zorlansa da, Macvan önderliğinde skora tutundu ve ilk çeyreği sadece bir sayı farkla geride kapattı: 18-19

İkinci çeyreğin büyük bölümü karşılıklı basketlerle geçildikten sonra son bölümde Banvit ritm buldu ve devreyi farklı bir şekilde önde bitirdi: 39-48


İkinci yarıya Partizan ritmi düşürüp, arka arkaya bulduğu sayılarla girdi: 45-48 Bu dakikadaki moladan sonra Banvit 12 sayılık bir seri yakaladı ve o noktada maçı kopardı, Partizan maçtan yavaş yavaş koptu, tempoyu istediği gibi ayarlayan Banvit rahat bir galibiyete ulaştı.


İstatistikler: Partizan'da Macvan 15s-7r-5a ile oynarken ona destek olan başka biri çıkmadı.

Banvit'te Dragicevic 20s-5r ile maçın en skoreri oldu, Rowland 11s-4r-7a ile maçın fark yaratan isimlerinden oldu.


Genel Yorum: Partizan'ın gard sorunu zaten ortada, Macvan-Muric'in ilk yarıdaki skorer oyunları skoru dengede tuttu, ikinci yarıda Simmons'ın Muric'i durdurması, Rowland'ın çok yönlü oyunu ve Dragicevic'in pota altında rahat oynaması -Partizan'ın uzunlarının faul problemine girmesi- ibreyi tamamen Banvit'e çevirdi ve rahat bir galibiyet geldi.




      Buducnost 79 - 82 Pınar Karşıyaka


Maçın Hikayesi: Maça Dixon-Strawberry-Ceyhun-Hersek-Palacios beşiyle başlayan KSK ilk dakikalarda rakibin yüksek temposuna uyum sağladı, yüksek skor Buduc'un işine yaradı ve yedinci dakikada skor 17-10 oldu. İlk çeyrek 27-25 bittikten sonra ikinci çeyrekte Diebler'ın ve Dixon'ın başarılı şutlar ve Buducnost'un ilk beş oyuncularının kenara gelmeleriyle rahatlayan KSK öne fırladı: 29-37 (13.dk) Farkı yavaş yavaş kapatan Buducnost ilk yarıyı 43-42 ile önde bitirmeyi başardı.


İkinci yarıya müthiş savunmasıyla ritmi düşürerek başlayan Karşıyaka Dixon-Diebler'la skor buldu ve öne fırladı: 51-58 (28.dk) Buducnost bir kez daha farkı kapattıktan sonra, son bölüme Gabriel'in bulduğu sayılarla başlayan KSK bitime beş dakika kala farkı altı sayıya çıkardı: 70-76 Budu son bölümde çok sert savunma yaparak üç dakika boyunca rakibine sayı şansı tanımadı ama hücumda şutlar girmeyince öne geçemediler ve Pınar Karşıyaka maçı kazanmayı başardı.



İstatistikler: Buducnost'ta Dasic 17s-9r ile oynadı.

Karşıyaka'da Dixon 23s-4r-3a-4tç ile maçın yıldızı oldu, maça kenarda başlayan Diebler 20s-2a ile oynadı.


Genel Yorum: İlk maçını kötü bir şekilde kaybeden Pınar Karşıyaka mutlaka kazanması gereken bir maçı kazandı. Grupta Kuban ve PAOK 2'şer galibiyetteler, Pınar Karşıyaka kadro kalitesiyle diğer takımlara göre avantajlı ama bu maçı mutlaka kazanmalıydı, zaman zaman zorlansalar da kazanmayı başardılar.




2. Genel Görünüm


Haftanın Sürprizi: Haftanın sürprizi, Asesoft Ploiesti'nin Lietuvos Rytas'ı 103-83 ile yenmesi oldu. Haftaya Banvit'le karşılaşacak olan Ploiesti'nin rakibini zorlaması beklenirdi ama böyle bir farkı çoğu kişi beklemezdi sanırım, Dijon'un Asvel'i deplasmanda yenmesi de sürpriz sayılabilir.


Haftanın Geri Dönüşü: Haftanın geri dönüşüne Krasny Oktyabr imza attı. Hapoel deplasmanına giden Krasny ilk yarıyı önde bitirdi, üçüncü çeyrek sonunda dokuz sayı farkla geriye düştü, öyle zorlu bir atmosferde artık geri dönemezler diye düşünürken son çeyrekte 12 sayılık bir seri yakalayarak galibiyete uzandılar.


Haftanın En Rahat Takımı: İki Alman takımının mücadelesinde Brose, Bonn'u çok rahat bir şekilde 25 sayı farkla geçti ve Eurocup'ta haftanın en farklı galibiyetine imza attı, ayrıca maçta 104 sayı atan Brose haftanın en skorer takımı oldu ve Ploiesti'yle beraber bu hafta üç haneli skora ulaşan ikinci takım oldu.


Haftanın Yıldızları: 32 sayı atan Chris Lofton haftanın en skorer oyuncusu oldu, Dee Brown 18s-4r-14a-3tç'lik performansıyla haftanın en yüksek index rating'ini ulaşırken Brad Wanamaker da 16s-3r-10a-5tç ile benzer bir performans sergiledi, Dixon da 23s-4r-3a-4tç ile benzer bir performans sergiledi. Diot 26s-5r-8a ile oynarken, geçen haftanın en değerlisi Brandon Triche de 16s-4r-5a-3tç ile yine etkileyici bir performansa imza attı.










sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1

www.abcspor.com

21 Ekim 2014 Salı

Euroleague’de İkinci Hafta

 Geçen hafta Euroleague’de İstanbul’daki maçlarda sevinmiştik, maçlara sırasıyla bakalım…


1.       Temsilcilerimiz


                Perşembe 20:00 Galatasaray Liv Hospital – Valencia:   Euroleague’de haftanın ilgi çekici maçlarından biri, ilk maç gününün kaybeden iki takımını karşı karşıya getirecek… Ev sahibi takıma bakacak olursak, son iki maçtır kötü oynadıklarını görüyoruz, aslında GS sezonun ilk maçlarında da çok iyi değildi ama galibiyetler geldiği için sorunlar gözükmüyordu. Son iki maçta ise hem rotasyondaki dengesizlikler, hem de bazı oyunculardaki isteksizlik fazlasıyla göze çarpıyor. Kızılyıldız yenilgisinden sonra Banvit maçında oyunculardan reaksiyon görmeyi beklerdim ama Arroyo-Furkan dışındaki oyuncular o reaksiyonu göstermediler, Nolan Smith olayından sonra oyuncuların daha ciddi davranmalarını bekliyorum… Valencia’da birçok oyuncu değişti ama takım mentalitesi değişmedi, zaten koç Perasovic takımda kaldığı müddetçe sert-yıpratıcı-takım oyununa dayalı oyun planının değişmesini beklemek yanlış olur. Valencia geçen hafta zorlu maçtan sonra evinde Olympiakos’a yenilmişti ama ligde ligin kalburüstü takımlarından biri olan Zaragoza’yı yendiler… Bu maçın erken kopmasını beklemiyorum, Galatasaray’ın maça flaş bir giriş yapması ve farkı açması durumunda Valencia’nın oyuna ağırlığını koyacak yıldızları yok, bu yüzden Valencia maça ilk dakikalardan itibaren tutunmaya çalışacaktır, maçın sonucunu muhtemelen son dakikalardaki performanslar belirleyecek…


                Perşembe 22:00 PGE Turow – Fenerbahçe Ülker: Turow grubun en zayıf halkası gibi duruyor, ilk maçta Atina’da yenildiler ama etkileyici bir performansa imza attılar, bu grupta bir-iki takıma çelme takmaları muhtemel gözüküyor. Polonya Ligi’ne 3/3’le giren Turow Amerikalılar Collins-Taylor’ın yanında Jaramaz-Moldoveanu-Kulig’le bir ‘Orta Avrupa karması’ gibi görünüyor… Fenerbahçe Ülker iki galibiyet sonrası ligde RH Gazi’ye yenildi, Hickman’ı dinlendirdiler ve yenilgiden dolayı moral bozukluğu olacağını sanmıyorum. Fenerbahçe Ülker’in bu zorlu grupta avantajı eline alması için önemli bir deplasman, Turow’un her zamanki yüksek tempo basketbolunu oynayacağını düşünüyorum, bu tempo Fenerbahçe Ülker’in de işine gelecektir, RH Gaziantep ve Pınar Karşıyaka gibi düşük tempo basketbolunu seven takımlar ters bir durum oluşturabilirler ama yüksek tempoda oynanan bir maçta Fenerbahçe Ülker galibiyete yakın olacaktır.  


                Cuma 21:45 Dinamo Sassari – Anadolu Efes:  Geçen hafta iyi başlayıp, kötü bitiren iki takımın mücadelesi. Efes kötü bitirdi derken, ikinci yarıda önemli hatalar yaptılar ama son bölümde Draper’ın skorer oyunu maçı Efes’e çevirmişti, Sassari ise sahadan yenilgiyle ayrılmıştı. Bu maçta Efes’te Donnie McGrath muhtemelen ilk maçına çıkacak, çok önemli sorumluluk almasını beklemiyorum ama aldığı sürede takıma katkı verebilecek bir isim. Sassari’de geçen hafta öne çıkan isimler tecrübeli oyuncular Logan-Sanders’ın yanında Amerikalılar Dyson-Brooks olmuştu; Sassari’de ciddi bir pota altı sorunu olduğunu görüyoruz, Efes’te ise tam tersine Avrupa’nın en kaliteli pivot ikililerinden biri var, maçın pota altına mı yığılacağı yoksa dışarıdan mı oynanacağı belirleyici olacak gibi, koç Ivkovic de bunu görüyordur ve planını buna göre yapmıştır…



2.       Euroleague’de bu hafta


A Grubu: Efes’in grubunda haftanın maçı Unics Kazan-Real Madrid arasında olacak. İki takım da geçen hafta maçlarına kötü başlamışlardı ve toparlamışlardı. Real Madrid seyirci desteğiyle kazandı, bu maç Real’in ne kadar formda olduğunu gösterecek olan önemli bir sınav olabilir… Gruptaki diğer maçta Zalgiris-Nizhny karşılaşıyorlar. Geçen hafta Madrid deplasmanında uzun süre direnen Zalgiris bu kez kazanması gereken bir maç oynuyor, Nizhny için Kaunas’tan alacağı bir galibiyet gruptan çıkma yolunda önemli bir avantaj anlamına gelecektir. Daha ikinci hafta olsa da, Zalgiris-Nizhny maçının tur için büyük önem taşıdığını söyleyebiliriz.


B Grubu: CSKA Moskova-Maccabi maçı Euroleague final-four’un bir bakıma rövanş maçı olacak, Euroleague tarihinin en başarılı takımlarından ikisini karşı karşıya getirecek olan maçta form durumuyla CSKA Moskova favori gibi duruyor… Unicaja Malaga-Alba Berlin maçı öncesi Malaga çok formda, Alba ise geçen hafta CSKA’ya direnememişti, bu hafta evsahibi kesin favori gibi duruyor ama geçen haftaki muhteşem şut performanslarını bulamazlarsa ne yapacakları da merak konusu… Limoges-Cedevita, gruptan çıkmak için mücadele eden iki takımın mücadelesi, Limoges daha bir takım gibi oynuyor , özellikle gard pozisyonunda Cedevita’ya ağır basıyorlar, Fransız ekibi galibiyete yakın...


C Grubu: Fenerbahçe Ülker’in grubunda EA7 Milano, Barcelona’yı konuk ediyor. Geçen yıl Top16’de ezip geçmişlerdi ama Barcelona liderliği garantilemişti, Barcelona geçen hafta çok formda gözükmedi, Milano Fenerbahçe’yi yenemedi ama iyi bir performans sergilediler… Grubun diğer maçında Bayern Münih, Panathinaikos’u ağırlayacak. İki takım için de kritik bir maç, Pana’ geçen hafta çok etkileyici değildi, Bayern ise çok etkileyici idi ama kaybetti, haftasonu da Almanya’da utanç verici bir mağlubiyet aldılar, Bayern’in mağlubiyet alması durumunda yarışta yara alacağını, ayrıca moral olarak da takımın kötü etkileneceğini düşünüyorum…


                D Grubu: Galatasaray’ın grubunda haftanın önemli maçı Olympiakos-Laboral maçı olacak… Olympiakos hafta sonu ligde kaybetti ama Euroleague’de farklı olacaktır, Laboral geçen hafta özellikle ilk yarıda kötü bir performans sergiledi, çok uyumsuz bir kadroya sahipler gibi görünüyor, iki Kırmızı takımın mücadelesinde ev sahibi öne çıkıyor… Diğer maçta ise Neptunas, Kızılyıldız’ı ağırlayacak. Kızılyıldız geçen hafta önemli bir galibiyete imza attı ama evlerinden uzakta ne yapacakları merak konusu, Williams’ın iki maç üstüste akıllıca oynayıp oynamayacağı da merak konusu. Neptunas’ın da evindeki ilk Euroleague maçında nasıl bir performans sergileyeceğini göreceğiz…






sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


20 Ekim 2014 Pazartesi

TBL 2.hafta notları

      Türkiye Basketbol Ligi’nde ikinci hafta tamamlandı, maçlara ve haftanın notlarına bakalım…


MAÇLAR


                Haftanın maçı: İki Avrupa temsilcimiz Banvit-Galatasaray LH arasında oynandı. Banvit maça iyi başladı, hafta arası dinlendirilen Rowland-Chuck ikilisi oyuna kenardan dahil oldular. Galatasaray’da ise Arroyo-Sinan-Furkan dışındaki oyuncular Belgrad’daki kötü oyundan sonra bu maçta da reaksiyon vermediler, koça havlu atan Nolan Smith kadro dışı bırakıldı, hemen özür diledi ama özrünü de saçma buldum, Ataman’ın da en azından birkaç hafta onu dışarıda bırakacağını düşünüyorum. İlk yarı 36-28 bittikten sonra Banvit ikinci yarıda farkı çift hanelere taşıdı ama farkı koruyamadılar, Arroyo’nun savunulmasında ciddi hatalar yapan Banvit, pota altında da Furkan Aldemir’in üstünlüğünü durduramadı, maçın bitimine 2 saniye kala beraberlik vardı, son anda Veremeenko’nun smacı geçerli oldu ve Banvit haftayı galibiyetle kapattı. Banvit’in toplam 16 top kaybı yapması ikinci yarıda başlarına bela oldu, Galatasaray ise üç sayı çizgisininden gerisinden kullandığı 25 atışta sadece 4 isabet bulabildi.


                Haftanın en rahatı: Haftanın en rahat takımı benim beklemediğim şekilde Pınar Karşıyaka oldu. Eskişehir’in takım olamadığı net bir şekilde görülüyordu ama KSK beklentileri aşan bir performans sergiledi, yedinci dakikada fark çift hanelere çıktı ve Karşıyaka maç boyunca tempoyu istediği gibi ayarlayarak 91-62 ile çok rahat bir galibiyete gitti. Eskişehir böylece beşinci resmi maçını da kaybetmiş oldu, Walsh’ın 0 çekmesi de ilginç bir not.


                Haftanın yükseleni: Sezona inişli başlayan iki takımın mücadelesinde Beşiktaş Integral Forex-Türk Telekom karşısında çok rahat galip geldi. Beşiktaş adına en olumlu üç noktadan bahsedebiliriz. Birincisi; yeni transfer John Holland olacak. Holland ilk maçında Josh Carter gibi ortalama üstü bir forvete karşı oynadı ve iyi bir maç çıkardı, atletizmiyle ciddi fark yarattı ve maçı 10s-2r-1a ile tamamladı. İkincisi; Chris Lofton’ın gün geçtikçe daha iyi oynaması ve bu maçta fark yaratan isimlerden olması, Lofton bu kez performansını ikinci yarıya saklamadı, maç genelinde etkili oldu. Üçüncüsü; Engin Atsür’ün müthiş oyunu. Atsür maça kenarda başladı, maçın yarısında sahada kaldı. 11s-4a ile önemli istatistiklere imza atmasının yanında, Barış Ermiş gibi ligin kalburüstü gardlarından birine karşı ayakta kalmayı başardı, Beşiktaş adına maçın kazanımı oldu. Ryan Broekhoff ve Hilton Armstrong da haftanın başarılı oyuncularıydı, özellikle Broekhoff Beşiktaş takım oyunu oynadığında ne kadar etkili olduğunu gösterdi. Türk Telekom’da bu maçta Cemal Nalga oynamadığı için rotasyon değişikliğine gittiler, Rakovic kenardan gelerek daha etkili bir görüntü çizdi ama takım olarak yine hücumda doğru düzgün oynamayan bir takım görüntüsündeler…


                Haftanın direneni: Anadolu Efes karşısında Trabzonspor MP son dakikaya kadar direndi. Bu direnişte, Ivkovic’in ilk yarı boyunca genç oyuncuları ısrarla oyunda tutması ve o oyuncuların da beklenen performansı verememeleri etkili oldu. Trabzonspor cephesinde Dwight Hardy iyi günündeydi, Trabzonspor’un Randle’a bağımlı oynadığını söyleyebiliriz, istatistiklere pek yansımasa da Randle’ın oyunda olduğu bölümlerde ritm yakaladılar ve Randle kenardayken zorlandılar, Gani Lawal yine pek iyi değildi, uyum sağlayamamış gibi duruyor. Efes ilk yarıda takımın ilk 29 sayısının 13’ünü bulan Nenad Krstic ile skoru dengede tuttu, Krstic ikinci yarıda nereyse sıfır katkı verdi, genç oyuncular da katkı vermeyince maçın sonunda sorumluluk diğer yabancılara kaldı, ligdeki ilk maçında genç Dario Saric’in çok olumlu katkı verdiğini gördük, maç sonuna doğru ritmini arttırdı ve belki de galibiyetteki en önemli paya sahip oldu.


                Haftanın ‘büyük’ sürprizi: Royal Halı Gaziantep sezona ciddi bir kadroyla başlamıştı ama ligin başında iki Euroleague takımını yenmelerini beklemezdik. Fenerbahçe Ülker maça Hickman’sız çıktı ve maç boyunca farklı rotasyonlar denediler. Türk Telekom’a karşı zorlanmamış olsalar da, RHG daha ciddi bir rakipti, ilk yarı kafa kafaya geçti, 22.dk’daki 36-28’lik skordan sonra toparlanan konuk takım son bölüme avantajlı girdi, son dakikada takım iyice kısaldı, maç boyu süre almayan Can Uğur Öğüt son dakikada oyuna girerek çok kritik bir hücum ribaundu aldı ve Royal Halı önemli bir galibiyet almış oldu. Takımının ilk 19 sayısının 13’ünü kaydeden Harris 26s-9r, Higgins de 25s-5r ile oynadılar.


                Haftanın ‘küçük’ sürprizi: Beni en çok şaşırtan sonuç, İstanbul Büyükşehir Belediye’den geldi. Yeni transferi Acker’den de yoksun olarak Uşak deplasmanına giden İBB maçın başından itibaren tempoyu düşürdü ve üstünlüğü ele aldı. Uşak’ın maç boyunca %38 ikilik-%21 üçlük yüzdeleriyle oynaması onların skorda üstünlüğü ele almasını engelledi, İBB’de Wright-Stephenson ikilisi müthiş bir maç çıkardılar.


                Beklenen sonuçlar: Darüşşafaka Doğuş’un TED’i deplasmanda yenmesi ve Torku Konya’nın da Tofaş’ı geçmesi benim beklediğim sonuçlardı. Doğuş-Konya lige ikişer galibiyetle başladılar, şu anda çok formdalar, Torku şu ana kadar zayıf rakiplerle karşılaştı, DD biraz daha zorlu rakiplerle karşılaştı ve kadro kalitesi olarak da DD önde.



BİREYSEL PERFORMANSLAR


                Haftanın skorerleri: Carlos Arroyo ilk hafta olduğu gibi skorda etkiliydi, 21 sayıyla bitirdi ama takımını galibiyete taşıyamadı, Eskişehir’de Brackins 19 sayı attı ama Walsh hücumda hiç devreye giremeyince maça da tutunamadılar, Tucker’ın 24 sayısı da mağlubiyete engel olamadı, kazanan takımlarda sadece Torku Konya’da skorerler devreye girdi, Sean W. 22, Troy de Vries 21 sayı attılar. Haftanın en yüksek skoru ise 27 sayıyla DaShaun Wood’dan geldi. Harris-Higgins ikilisinin de 51 sayısı bahsedilmeye değer.


                Double-double’lar: Haftanın altı tane double-double performansı var, uzunların double-double yapması normal karşılanır ama Ryan Broekhoff bir forvet olarak 14s-13r’lık performansıyla alkışı hak etti… Sean Williams 22s-14r, Alex Stephenson 15s-15r, Dario Saric 13s-10 ile takımlarının galibiyetlerinde yıldızlaştılar. Haftanın iki mağlup double-double’ının birincisi Furkan Aldemir’den, 16s-18r’lık performansı yenilgiyi önleyemedi. İkinci Bjelica 14s-11r ile oynadı.


                Haftanın Türk oyuncuları: Furkan Aldemir’in müthiş performansının yanı sıra Samet Geyik 14s-9r-2a-2tç, Yunus Emre Sonsırma 15s-3r ve Engin Atsür 11s-3r-4a ile haftanın göze batan Türkleri oldular.











 sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1

Eurocup’ta İkinci Hafta

          Geçen hafta Eurocup’ta temsilcilerimiz beklenen sonuçlarını alamamışlardı, üç maçın da son anları büyük heyecan içinde geçmişti ama Banvit kazanırken, Pınar KSK iki uzatmada kaybetti ve Beşiktaş tamamını geride götürdüğü maçta geri dönüş için geç kalmıştı.


1.       Temsilcilerimiz


    Çarşamba 18:00 Zenit-Beşiktaş : Karasev’in çalıştırdığı Zenit ilk maçında deplasmanda Olaj’a yenilmişti, çok yüksek tempoda oynadılar ve son anlarda kaybettiler; Beşiktaş geçen hafta 32 dakika boyunca berbat oynadı, geri dönmek için çok geç kaldılar. Zenit’in kadrosuna bakalım; Hodge-Jones-Landry-Borovnjak ile tecrübeli bir kadroları var, takımın en çok süre alan oyuncularından biri olan genç Kulagin’in şut performansı önemli olacak, geçen hafta Zenit toplamda 9/28 üçlük atmıştı, daha iyi şut atmaları durumunda favori konumuna geçecekler… Zenit haftasonu Unics Kazan’a yenildi, Beşiktaş ise Türk Telekom’u çok rahat geçti, Lofton’ın gün geçtikçe daha iyi olması, yeni transfer Holland’ın uyumu ve Engin Atsür’ün beklenenin çok üstündeki katkısı Beşiktaş adına sevindiriciydi…

                Çarşamba 19:00 Partizan-Banvit : Euroleague’in tecrübeli takımı Partizan bu yıl Eurocup’ta mücadele ediyor ve ilk maçta Rytas deplasmanında tamamen dağıldılar, Luka Bogdanovic-Tepic-Mirosavljevic dışında yaş ortalaması düşük bir kadroyla oynuyorlar ve Dallo-Muric-Milutinov-Gagic göze batan genç oyuncular. Takımın başında ise Avrupa’nın en iyi koçlarından biri olan Dusko Vujosevic var. Partizan ilk maçta fark yemiş olsa da, bu maçta taraftarının desteğiyle maça tutunan bir Partizan görmemiz olası… Banvit geçen hafta Hapoel gibi dişli bir takımı hem de Rowland/Chuck oynamadan yenmişti; böylece hem maçı hem de genç oyuncuları kazandılar diyebiliriz, özellikle Şafak Edge-Maxim Mutaf ikilisi çok etkiliydiler. Banvit, ligde Galatasaray’ı da zorlu bir maçtan sonra yendi –Rowland/Chuck katkılarıyla- ama oyunda zaman zaman ciddi hatalar yaptılar ve Galatasaray’ı tekrar maça ortak ettiler; Partizan ise üstüste üçüncü maçından da ağır yenilgiyle ayrıldı, yeni transfer Macvan’ın Çarşamba günü oynaması bekleniyor.


                Çarşamba 19:30 Buducnost-Pınar Karşıyaka: Buducnost da ilk haftanın kaybedenlerinden, Ventspils karşısında üçüncü çeyrekte büyük fark yemişlerdi, Buducnost’un kadrosuna bakarsak öyle silik bir görüntü yok. Euroleague oyuncuları Cook-Planinic(pivot olan,Darko) dışında Reynolds-Vitkovac ile oldukça tecrübeli bir kadroya sahipler, Sehovic-Dasic de kadroya derinlik katıyor. Buducnost’un sorunu fazla kadro derinliğine sahip olmamaları, bu oyuncular haricinde sorumluluk alabilecek oyuncu yok… Pınar Karşıyaka geçtiğimiz hafta beklenmedik bir yenilgi almıştı, sadece iki yabancıdan katkı almaları ve Hersek’in de katkı vermemesi maçı koparamamalarına neden oldu ve iki uzatmada kaybettiler… Buducnost, Adriyatik’te sezona muhteşem başladı, gerçi zayıf rakiplerle karşılaştılar ama etkileyici galibiyetler elde ettiler… Pınar Karşıyaka ise haftasonunu Eskişehir deplasmanında çok rahat bir galibiyetle geçirdi… Grupta Kuban’ın lider olması muhtemel duruyor, kalan beş takım arasından sıyrılmak için Pınar Karşıyaka geçen haftaki yenilgiyi hemen bu hafta telafi etmeli…


             



2.       Eurocup’ta bu hafta

      Batı’da yine en çekişmeli maçlar A Grubu’nda olacak gibi… Paris-Reggio, Brose-Bonn ve Strasbourg-Zaragoza maçları var. Roma’nın Nancy gibi ortalama sayılabilecek bir takım karşısındaki performansını merak ediyorum.

     Doğu’da Olimpija-Khimki, Ploiesti-Rytas ve Kuban-Ventspils maçları geçen haftanın galiplerini karşı karşıya getirecek olan maçlar. İlk maçlarını çok rahat kazanan Khimki-Rytas-Kuban üçlüsünün bu hafta da galip gelmelerini bekliyorum.







sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


19 Ekim 2014 Pazar

Teniste haftanın şampiyonları

        Bu hafta WTA ve ATP'de mücadele Avrupa'ya taşındı, kadınlarda üst seviye tenisçiler mücadele etmedi, erkeklerde yılın en iyi 5'i dinlenirken, finallere gitme mücadelesi kızıştı...





WTA Lüksemburg - Annika Beck


Turnuvanın 1 numaralı seribaşı Andrea Petkovic ilk maçında elenirken, önemli isimler Cornet-Lisicki de ikinci maçında kaybettiler.


Turnuvada başarılı bir performans sergileyen genç Kiki Bertens çeyrek finale kadar ilerledi, genç Çek Denisa Allertova elemelerden başladı ve yarı finalde Beck maçına kadar çok iyi maçlar çıkardı.


Zahlavova-Strycova da finale kadar ilerledi ama final maçında tutunamadı.


Şampiyon Annika Beck'in performansına bakalım: '94lü Alman Beck, kariyerinin ilk finalini geçen yıl Lüksemburg'da oynamıştı, bu yıl çok rahat bir şekilde finale yükseldi, beş maçta sadece 22 oyun kaybetti, finale doğru ritmini arttırdı ve kariyerinin ilk şampiyonluğunu elde etti. Beck'i de geleceğin yıldızları olması muhtemel gençlerin arasına ekleyebiliriz.






WTA Kremlin - Anastasia Pavlyuchenkova


Turnuvanın 1 nolu seribaşı olan Cibulkova bu sezonun genelinde olduğu gibi hayalkırıklığı yarattı, genç Diatchenko'ya elendi.


2 nolu seribaşı Makarova da Begu'ya kaybederek erken veda etti.


Turnuvanın en ilgi çekici maçlarından biri iki tecrübeli tenisçi Kuznetsova-Safarova'yı karşı karşıya getiren çeyrek final maçıydı, Safarova maçı iki sette kazanmayı başardı.


Genç tenisçiler Ana Konjuh ve Aleksandra Krunic turnuvaya erken veda ederek hayal kırıklığı yarattılar.


Genç Rumen Begu ise ilginç bir turnuva geçirdi, finale kadar dört maçının üçünü final setinde kazandı, final maçında ise final setinde tutunamadı ve tamamen dağıldı.


Şampiyon Anastasia Pavlyuchenkova'nın yoluna bakalım: İlk turda Konjuh'yu üç sette yendi, ikinci turda Riske'yi rahat geçti, Diatchenko'yu üç sette geçtikten sonra, yarı finalde Siniakova'yı rahat geçti ve finalde de Begu'yu rahat geçti. Anastasia'nın beş maçı üç setlik maç-rahat maç serisiyle geçti diyebiliriz, turda uzun süredir üst basamaklarda olmasına rağmen sadece '91li olduğunu da not edeyim, kariyerinin yedinci şampiyonluğu oldu...






ATP Kremlin - Marin Cilic


1 nolu seribaşı Milos Raonic ikinci turda Berankis'e elenince Londra biletini de hemen hemen kaybetmiş oldu, Berankis ise Agut'a elendi.


Önceki hafta Djokovic'e karşı set kazanan Kukushkin burada da iki seribaşı tenisçi Fognini ve Youzhny'yi yenerek yarı finale yükseldi, çıkışını sürdürdü.


Şampiyon Marin Cilic'in yoluna bakalım: 2 nolu seribaşı, Donskoy'u üç sette yenerek başladı, Robredo'yu rahat geçti ve Londra biletini kaptı... Yarı finalde Kukushkin'i geriden gelerek yenen Cilic finalde Agut'la karşılaştı, 6 kez servis kırma puanı verdi ama bu puanların tümünü çevirdi ve bu yılki dördüncü kupasını kazandı...





ATP Stockholm - Tomas Berdych

Turnuvanın en etkileyici isimlerinden biri Alman Bachinger oldu. Elemelerden gelen Bachinger, 3 nolu seribaşı Leo Mayer'i eledi ve yarı finale kadar ilerledi ama yarı finalde Berdych karşısında ayakta kalamadı.


Bernard Tomic de etkileyici bir performans sergiledi. Yılın başından beri hiçbir turnuvada ikinci turu geçemeyen Bernard Tomic, burada Kev Anderson ve Verdasco'yu eleyerek yarı finale yükseldi ama Dimitrov'a karşı direnemedi, Verdasco'ya karşı 0-6'lık ilk setten sonra toparlanması kendisinden beklenmeyen bir performans oldu.


Geçen yılın şampiyonu olan 2 nolu seribaşı Grigor Dimitrov finale kadar sadece Jack Sock karşısında set kaybetti, o maçta geriden gelip kazandı ve finale kadar rahat gitti, finalde Berdych karşısında ilk seti kazandı ama Berdych'in dönmesine engel olamadı.


1 nolu seribaşı Tomas Berdych finale kadar zorlanmadı. Brown'ı ve Copil'i çok rahat geçtikten sonra, Bachinger karşısında biraz zorlandı, ilk sette tiebreak oynadı ama o maçı da set kaybetmeden geçti... Final maçında ilk seti 5-7 kaybettikten sonra 6-4'lük iki setle maçı kazanmayı başardı, Tomas haftayı maç başına ortalama 10 ace'le tamamladı.




ATP Viyana - Andy Murray


Haftanın en az sürpriz olan ATP turnuvası Viyana'da oldu. 3 nolu seribaşı Feliciano Lopez'in Bellucci'ye yenilmesi, 5 nolu seribaşı Lukas Rosol'un Troicki'yi yenilmesi turnuvanın sürprizleri oldu.


Elemelerden gelen Viktor Troicki, Rosol'u yendikten sonra Bellucci'yi üç sette yendi ve yarı finale kaldı, Murray'e karşı direnemedi.


1 nolu seribaşı David Ferrer Kamke-Karlovic'i rahat geçtikten sonra, yarı finalde Kohlschreiber'i üç sette geçti, finalde de ilk seti kazandı ama maçı kaybetti.


2 nolu seribaşı Andy Murray, finale çok rahat geldi. Pospisil-Struff-Troicki maçlarında set kaybetmeyen Andy tiebreak de oynamadı, finalde Ferrer'i ilk seti kaybetmesine rağmen maçı kazanmayı başardı. 2013 Wimbledon sonrası bir yıl boyunca final oynayamayan Murray son bir aydaki ikinci şampiyonluğunu kazandı.







sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1

www.abcspor.com