31 Aralık 2014 Çarşamba

ANALİZ – Galatasaray Liv Hospital

2014 yılını bitirirken Galatasaray Liv Hospital’in son dönemde geçirdiği değişimi ve son maçları tekrar hatırlayalım, konuyu kısaltmak açısından sadece Furkan Aldemir’in ayrıldığı dönemden sonraki haftaları inceleyelim…



                Kasım sonu ve Furkan Aldemir olayı: Galatasaray, çok zor maçta Kızılyıldız’ı iki uzatmada devirdi, sonrasında da ligde Beşiktaş’ı yendi ve ertesi gün hiç beklenmeyen bir gelişme yaşandı, Haziran ayında kulüple sözleşmesini uzatan Furkan Aldemir kulüpten ayrılacağını ve NBA’e gideceğini açıkladı. Beş aydır maaşını alamayan Furkan Aldemir hukuki olarak tabii ki haklıdır ama Euroleague’de geçen sezon çeyrek final oynayan bir takımın en önemli Türk oyuncusunun sezon sonunda kulüple sözleşmesi bitmesine rağmen kulüpte kalması ve benzer sorunlar yaşadıktan sonra sezon ortasında ‘’Kendimi geliştirmek istiyorum.’’ diyerek kulüpten ayrılmasını ben kabul edemiyorum. Euroleague’in en önemli pivotlarından biri olmasına rağmen ‘kendini geliştiremeyen’ Furkan Aldemir şimdi NBA’de ligin en kötü takımında sadece dört maçta ortalama 9 dakika süre alarak kendini epeyce geliştirmiştir diye düşünüyorum…



                Pivotsuz dönem: Furkan’ın ayrılığı sonrası Galatasaray ligde Türk Telekom’a, Euroleague’de Valencia’ya deplasman maçlarında kaybetti. Bu iki maçta Micov’un da oynamadığını ve Pocius’un hala sakatlık sonrası toparlanmaya çalıştığını not edelim.



                Patric Young: Galatasaray pivot sorununu hızlıca çözmek için boşta olan oyunculardan Young ile anlaştı. NBA’e seçilmeyen Young transfer olduğunda şüpheyle baktığım bir isimdi ama uyum sorunu yaşamadı ve ciddi katkı verdi. Bu bölümde Galatasaray Euroleague’de Laboral ve Neptunas maçlarını kaybetti ama Young’ı kazandı. Ligde de arka arkaya mağlubiyetler geldi. Euroleague’de ise son maçta grup liderliğini garantilemiş olan Olympiakos’u yenen Galatasaray, Valencia’nın da Neptunas’ı yenmesiyle Top16’e yükseldi.



                Ayrılıklar ve yeni transferler: Forvet pozisyonunda sezon başında büyük umutlarla transfer edilen Pietro Aradori zaman zaman iyi oynasa da, genel olarak beklentileri karşılayamadı ve gönderildi. İspanya’nın Estudiantes takımıyla anlaşan Aradori’nin yerine Uşak Sportif’ten Justin Carter transfer edildi. Justin Carter Türkiye Ligi’nin en önemli yabancılarından biri, bana göre geçtiğimiz sezon Türkiye Ligi’nin en iyi oyuncusu, çok yönlü oyunuyla müthiş katkı sağladı ve sezon sonunda da gelen teklifleri redderek Uşak’ta kaldı. Eurochallenge’a katılan Uşak Sportif sponsor bulamamanın etkisiyle maddi olarak sıkıntı yaşadı ve Carter’ı daha fazla elinde tutamadı… Gelelim pivot pozisyonuna. Galatasaray sezona iki yabancı pivotla başlamıştı. Çok ağır bir sakatlık geçiren ve Ataman’ın sistemine pek de uymayan Nathan Jawai’yle nedense yeni bir sözleşme yapıldı. Zaten takıma pek bir şey vermesi mümkün olmayan Jawai ‘tukaka’ edildi ve gönderildi. (İspanya’nın Andorra takımıyla anlaştı) Avrupa’nın tecrübeli uzunlarından biri olan Ian Vougioukas ise benim için sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Ciddi bir sakatlık yaşamayan ve katkı verebileceği bir sistemde oynayan Ian bir türlü uyum sağlayamadı ve Galatasaray macerası kısa sürdü.  Pivot pozisyonuna Euroleague’in tecrübeli isimlerinden biri olan Aleks Maric transfer edildi. 30 yaşındaki Maric 2009-10 Partizan döneminde çok iyi oynadı, önemli bir Euroleague starı olabilirdi ama Panathinaikos’a transferinden sonra işler değişti. Geçirdiği ağır sakatlıktan sonra bir daha eskisi gibi oynayamadı, geçen sezon Kuban’da biraz daha iyiydi ama o eski performansına dönemedi. Bu sezon başında Maccabi’ye transfer oldu ama Maccabi ona yatırım yaptığına ‘bin pişman oldu’ diyebiliriz, 2.3s- 2.3r ortalamalarıyla oynamasının yanı sıra savunma sertliğini de gösteremedi ve takımdan gönderildi. Maric’in iyi bir transfer olduğunu düşünmemekle beraber bu transferle neyin hedeflendiğini anlayabiliyorum; Young’ın eksik olduğu alanlarda (tecrübe-konsantrasyon) Maric’in onu tamamlamasını bekliyorlar.



                Zalgiris maçı: Top16’in ilk maçında Galatasaray’ın konuğu Zalgiris Kaunas oldu. Zalgiris Kaunas bu sene takım bütçesine oranla Euroleague’in en başarılı takımı oldu diye düşünüyorum, hatta Top16’de elenseler bile çok ilginç sonuçlar alabileceklerini düşünüyorum. Zalgiris maçın ilk yarısında Javtokas-Gudaitis ikilisinin pota altındaki üstünlükleriyle öne geçti. Seyircisiz maçta Galatasaray LH ilk yarıda konsantre olmakta güçlük çekti, takım arkadaşlarını harekete geçirebilecek tek adam olan Sinan Güler’in de maça kötü başlamasıyla Zalgiris farkı açtı. İkinci yarıda ise tablo tersine döndü. Bunun en önemli nedeni; Zalgiris’in Amerikalılar James Anderson ve Will Cherry’i oyunda tutması ve takım disiplininden uzaklaşması idi. Anderson olumlu katkı verirken takım arkadaşlarını oyundan düşürüyor, Cherry’nin ise dün akşam ne yapmaya çalıştığını çözemedim. Bun karşılık olarak, Sinan Güler ikinci yarıda müthişti, Justin Carter-Kerem Gönlüm’ün de gayretleriyle Galatasaray üstünlüğü ele aldı ve bir daha rakibini yaklaştırmadı.



                2015 başı tahmini: Galatasaray Liv Hospital Türkiye Ligi’nde önemli bir fikstür avantajına sahip. Türkiye Kupası finallerine kadar oynanacak olan altı maçta Galatasaray’ın Banvit’le içerde ve Uşak’la dışarıda oynayacağı maçlar dışındaki dört maçta da rahat kazanmasını bekliyorum… Bu dönemde Euroleague’de ise fikstür şöyle; Madrid-Kızılyıldız deplasmanları- Alba Berlin maçı- Panathinaikos deplasmanı- Maccabi maçı – Barcelona deplasmanı. Dördü deplasmanda olan altı maçlık maratonda Galatasaray çok zor deplasmanlara çıkacak, bu deplasmanlardan alınacak bir galibiyet ve iç sahadaki maçlarda alınacak galibiyetler Galatasaray’ın son maçlarda da iddialı olmasını sağlayabilir…












sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1



29 Aralık 2014 Pazartesi

Euroleague: Top16 öncesi

Turkish Airlines Euroleague'de Top16 mücadelesi yarın başlıyor. Üçüncü kez Top16 sekizerli iki grup formatında oynanıyor, daha önceki sezonlarda olduğu gibi Türkiye yine üç temsilcisiyle Top16'de yer alıyor. Gruplara ve temsilcilerimizin durumlarına kısaca bakalım...





E Grubu: Real Madrid, Barcelona, Maccabi, Kızılyıldız, Panathinaikos, Zalgiris, Galatasaray LH, Alba Berlin



Bu grupta İspanyollar ön plana çıkıyorlar. Son iki yılda Euroleague'de final-four oynayan iki İspanyol devi bu yılda da favoriler, Real Madrid önceki iki yıla nazaran sezona biraz kötü başladı ama bence olması gereken buydu. Önceki sezonlarda sezona mükemmel başladılar ama Şubat sonrası düşüşe geçtiler ve kritik maçlarda ne yapacakları belli değildi, bu sezon ise tam tersine tam olması gereken zamanda form tutabilirler. Pablo Laso gibi yeteneksiz bir koça sahipler ama sahip oldukları derinlikli kadroyla öne çıkıyorlar. Barcelona'ya gelirsek; Navarro'nun sakat olduğu bölümü hasarsız geçtiler, her sezon gördüğümüz gibi gereken maçları kazanmasını biliyorlar, neredeyse her maça aynı konsantrasyonla çıkıyorlar, Pazar akşamı Real Madrid'i ligde yenerek mesajı verdiler, Edwin Jackson transferiyle önemli bir yedeği kadroya kattılar. Hezonja da ele geçirdiği fırsatı iyi değerlendirdi. Thomas takıma çok iyi uyum sağladı. İspanyollar'ın ilk ikide bitirmeleri muhtemel.



Geçen yılın şampiyonu Maccabi çeyrek final için de favori durmuyor. Zayıf B Grubu'nu ikinci sırada bitirdiler ve ilk turun en kötülerinden Aleks Maric'i gönderip Joe Alexander'ı kadroya kattılar. Devin Smith kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor, Landesberg önceki sezonlara göre daha iyi, Tyus'un daha iyi olacağını düşünüyorum, Pargo Moskova'daki kötü sezonun ardından İsrail'de kendini buldu ama Maccabi takım olarak çok öne çıkmıyor.




Kızılyıldız sezona neredeyse mükemmel başladı. Adriyatik Ligi'ne 15-0'la başlayan Kızılyıldız Euroleague'de de zayıf D Grubu'nda 6 galibiyet almayı başardı. Williams-Marjanovic ikilisi müthiş uyum sağladı, Blazic gibi Williams'ı çok iyi dengeleyen bir oyuncuya sahipler, Mitrovic beklenenin üstünde katkı veriyor, Kalinic patlama yapamadı ama üst seviyede oynuyor, sadece Jenkins'ten beklenen katkıyı alamadılar. Şimdi asıl soru; Kızılyıldız'ın genç oyuncularının Top16 baskısını kaldırıp kaldıramayacakları, ilk turun son maçlarında tempoyu düşüren Marcus Williams da genelde baskı altında zorlanıyor. Kızılyıldız'ın bu grupta sergileyeceği performans Sırbistan basketbolunun geleceği açısından da önemli olacak.



Panathinaikos ilk turda inişli-çıkışlı bir performans sergiledi. Sezona iyi başladıktan sonra sakatlıkların etkisiyle tempoyu düşürdüler, haftasonu Olympiakos'a kaybettiler ama sakatların iyileşmesi ve Giankovits-Slaughter'ın da uyumlarıyla ne kadar tehlikeli bir takım olduklarını gösterdiler. Panathinaikos Avrupa'nın en başarılı koçlarından birine sahip, iç sahada çok tehlikeli bir takım ve Avrupa'nın en tecrübeli oyuncularından birkaçına sahipler. Takım olarak çok tecrübeliler, kadroları eskisi kadar fazla yetenekli oyuncu barındırmasa da Top16 seviyesinde her zaman favori olan bir takım.




Zalgiris Kaunas benim hayranlıkla izlediğim bir takım. Sezon başında Maalik Wayns sakatlanmasa ne olurdu, onu da merak ediyorum ama genç kadroları, tecrübeli yıldızları ve en önemlisi James Anderson'la ilk turun parlayan takımı oldular. Anderson ilk turun en etkili oyuncularından biriydi, Gudaitis-Milaknis-Javtokas-Lekavicius-Ulavonas-Songaila-Jankunas ve yeni transfer Will Cherry ile bu grupta dengeleri değiştirecek takım olabilirler.




Galatasaray Liv Hospital Furkan Aldemir'in takımdan ayrılmasından sonra kriz yaşadı ama son haftadaki fikstür avantajıyla ve Olympiakos'un tamamen konsantrasyonsuz çıkmasıyla gruptan çıkmayı başardı. Kadroya Aleks Maric ile Justin Carter'ı katan Galatasaray Liv Hospital'in yine ilgi çekici bir takım olduğunu söyleyemeyiz. Maric belki de transfer edilecek son oyuncuydu, tecrübesi dışında hiçbir artısı olmayan, Maccabi gibi bir takımın bile devre arasında göndermeyi göze aldığı bir oyuncu, beğenilmeyen Vougouikas'tan fazla katkı yapabileceğini sanmıyorum. Carter Türkiye Ligi'nde iyi bir oyuncu ama ne Galatasaray Uşak seviyesinde bir takım, ne de Euroleague Eurochallenge seviyesinde bir organizasyon. Carter'ın geleceği çok parlak olabilir ama Euroleague kariyerine Top16 seviyesinden başlamak zorunda olması kafa karıştırıcı.



Alba Berlin zayıf B Grubu'ndan çıktı ve kağıt üstünde Top16'in en zayıf takımı durumunda, buna karşılık Alba'nın 'Turow etkisi' yaratacağını düşünüyorum, yani grupta fazla maç kazanamasalar da iç sahada alacakları birkaç galibiyetle gruptaki dengeleri değiştirebilirler.









F Grubu: CSKA Moskova, Olympiakos, Fenerbahçe Ülker, Anadolu Efes, Laboral Kutxa, Unicaja Malaga, Nizhny Novgorod, EA7 Milano





İlk turda 10/10 yapan CSKA Moskova'nın ne kadar iyi bir takım olduğunu bu grupta göreceğiz, ilk turda sadece Maccabi ve Unicaja Malaga onları zorlayabilirdi ama onlar da fazla hazır değillerdi. CSKA'da De Colo-Markoishvili takıma uyum sağladılar, koç Itoudis takımı çabuk tanıdı ve ilk turda etkileyiciydiler. Teodosic'in dönmesiyle beraber bu grubu domine edebilirler.




İlk turun liderlerinden Olympiakos arka arkaya dokuz galibiyet aldı ama fazla etkileyici değildi, zayıf grupta birçok maçı zorlanarak kazandılar, Printezis'in sahalara dönmesinden sonra ne kadar etkili olurlar, göreceğiz.




Fenerbahçe Ülker ara transferde Zisis'i kadroya kattı, takım için nokta transfer olduğunu düşünüyorum, Fenerbahçe Ülker'in ihtiyacı olan gard topla fazla haşır-neşir olmayan ve takım arkadaşlarını devreye sokan oyuncuydu. Goudelock-Bogdanovic-Bjelica top kullanmayı seven oyuncular, Zisis transferiyle Hickman da geçen seneki performansına yakın bir performans sergileyecektir.




Anadolu Efes Euroleague'de ilk turun son maçlarında inişli-çıkışlı bir performans sergiledi ama ligdeki son maçta Fenerbahçe Ülker'i yenerek ciddiyetini tekrar gösterdi. Ara transferde Tomas Heurtel'i transfer ettiler, Anadolu Efes'in ihtiyacı olan oyuncuydu diyebiliriz, takımda herkes görevini yapmaya çalışıyor ama Draper ortalama beş maçta bir yıldız performansı sergiliyor, Heurtel tipi bir gardın sezon başında transfer edilmesi gerekiyordu ama geç de olsa bu transfer yapıldı.




Laboral Kutxa bu sezon takımı en fazla değiştiren takım oldu. İlk turda gruptan çıkmak için Vujacic-Begic'i transfer ettiler; Begic takımda kaldı ve Vujacic Eurocup'ın en iyilerinden biri olan Darius Adams'la değiştirildi, Heurtel yüksek bir bedel karşılığında İstanbul'a gönderildi ve yerine üst seviyede ne yapacağı şüpheli olan Mike James transfer edildi. Son olarak da şutör Ben Hansbrough takıma katıldı. San Emeterio-Begic dışında oldukça genç bir kadroya sahipler, gruptan çıkmaları zor gözüküyor ama genç oyuncuların form tutması durumunda işleri tersine çevirebilirler.




Unicaja Malaga ilk turda beklediğim performansı sergileyemedi ama zayıf gruplarını üçüncü sırada bitirdiler. Tecrübeli kadro-yetenekli koç ama önemli birşey eksik, Zoran Dragic'in sezon başında takımdan ayrılmasından sonra sezon ortasında da takım lideri olacak bir oyuncu bulamadılar.




Nizhny Novgorod ilk turun en büyük sürprizini yaptı ve son maçta Unics Kazan'ı yenerek Top16 yaptı, Rochestie-Thompkins-Antonov-Baburin-Kinsey-Parakhouski hem tecrübeli, hem genç iyi bir takım kimyasına sahipler. Bu grupta 'Turow etkisi' yaratacak takım konumundalar.




EA7 Milano sezon başında kadrosunu komple değiştirmişti ve ilk turda bunun sıkıntısını yaşadılar. Zor oldu ama ilk turun son üç maçını kazanarak gruptan çıktılar, Hackett'ın önderliğinde Gentile-Moss-Samuels-Ragland-Kleiza iyi oynuyorlar ama Brooks-James ikilisinden beklenen katkıyı alamadılar.












sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1


www.abcspor.com 

20 Aralık 2014 Cumartesi

ANALİZ - Banvit

Yeni Koç: 2008'de Rusya İkinci Basketbol Ligi'nde yer alan Nizhny Novgorod'ın başına geçen Zoran Lukic takıma adım adım yukarıya taşıdı, son sezonunda Nizhny'yi VTB'de finale taşıdı ve Eurocup'ta yarı final oynattı. Nizhny'nin ilk Euroleague sezonunda ise takımın başında Lukic olmadı, Banvit CSKA'ya giden Itoudis'in yerine yeni koçunu Rusya'da buldu. Zoran Lukic oyunu okuma konusunda çok başarılı bir koç olduğunu Eurocup'ta takımın turu garantilemediği ilk maçlarda yeteneklerini gösterdi. Banvit ilk altı maçında beşinde geriden gelerek kazandı, sadece deplasmandaki Rytas maçında dönüş yapılamadı, onun da nedeni Rytas'ın gerçekten de Banvit'e çok ters gelen bir takım olması.


Eski yıldızlar-yenilenen kadro: Banvit takımın temel yapısını korudu, Rowland-Mejia-Simmons-Chuck takımın en önemli oyuncuları olarak kaldılar, geçen sezon takımın en çok sıkıntı yaşadığı pozisyon olan pivot pozisyonu için tecrübeli isimler Vladimir Dragicevic ve Vladimir Veremeenko transfer edildi. Geçen sezon Itoudis'in şans vermediği Şafak Edge bu sezon önemli süreler alırken, U18 Şampiyonası'nın önemli yıldızlarından Tolga Geçim A Takım'a yükseldi, Berkay Candan-Can Maxim Mutaf zaman zaman şans bulan diğer genç yerliler oldu, tecrübeliler Cevher Özer-Erkan Veyseloğlu ise rotasyonda geriye düştü.



Sezon Başı: Türkiye Kupası'nda bu sezon sürpriz olmadı, Banvit ilk maçında Trabzonspor'u geçerek turu hemen hemen garantilemiş oldu, liderlik maçında ise son şampiyon Pınar Karşıyaka'ya kaybettiler. Banvit'in ligdeki iç saha-dış saha performansı ise gece-gündüz gibi farklı oldu. Lige Karşıyaka deplasmanındaki yenilgiyle başlayan Banvit evinde Galatasaray-Darüşşafaka gibi zorlu maçları kazandı ama deplasmanda Uşak-Konya gibi orta sıra takımları karşısında ağır mağlubiyetler aldı.


Eurocup ilk tur: Eurocup E Grubu'ndaki mücadeleyi ilk altı maç ve son maçlar olarak ayırmakta fayda var. İlk maçta gruptan elenmesi sürpriz olan Hapoel karşısına Rowland-Chuck'sız çıkan Banvit genç oyuncularının katkısıyla galip gelmeyi başardı. Sonraki beş maçın dördünü geriden gelerek kazanan Banvit sadece Rytas deplasmanında ağır bir mağlubiyet aldı, son maçlarda ise hem yorgunluk ağır bastı, hem de Rowland-Simmons'ın sakatlıkları sonrası yenilgiler geldi. İstatistiklere bakarsak; Banvit skor dağılımının en dengeli olduğu takımlardan biri olarak göze çarpıyor, Eurocup'ın en kötü üçlük yüzdesine sahip olan iki takımından biri (%30.9)


Beşiktaş maçı: Banvit Beşiktaş maçına Mejia-Davis'siz çıktı, sakatlıktan dönen Rowland-Simmons ise maça bench'te başladılar. Dış şutların girmesiyle maça iyi başlayan Banvit, sonraki dakikalarda ritmini kaybetti. Beşiktaş'ta Broekhoff'un şutlarının girmesiyle fark Beşiktaş lehine açıldı. İkinci yarıda Rowland'ın farkı açmaya başlayan Banvit son bölümde maç boyu kötü oynayan Chris Lofton'ın performansına engel olamadı. Son pozisyonda Simmons üçlük basketi buldu ama süre bittiğinde top elinde olduğu için atış geçerli sayılmadı ve Banvit ligde ilk iç saha yenilgisini aldı.





                                       OYUNCU NOTLARI


Earl Rowland: Rowland sakatlanmadan önce olan bölümde çok etkiliydi, Eurocup'ta sadece altı maç oynayan Rowland'ın sahada olduğu maçların beşi kazanıldı, Rowland tüm maçlarda çift haneli sayılara ulaşırken, maç başına ortalama 5 asistin üstüne çıktı, dış şut performansı ise çok kötü.



Şafak Edge: Geçen sezonu adeta boş geçiren Şafak bu sezon yeniden kendine geldi diyebiliriz, takımda önemli sorumluluk alıyor, maçların neredeyse yarısında sahada kalıyor ve asistleriyle çok etkili oluyor.




İsmail Cem Ulusoy: '96lı gard İsmail, Rowland'ın sakatlandığı bölümde çok kısa süreler alabildi. Ligde ve Eurocup'ta ikişer maça çıkan İsmail skor yönünden hiç katkı veremedi, top kayıpları da fazla, bu sezonun kalanında sakatlık sorunları olmazsa şans alamayacak gibi.




 Tolga Geçim: Bu sezonun en önemli kazanımı oldu diyebiliriz, '96lı Tolga U18 Şampiyonası'nda da yıldızlaşmıştı, iki-üç numara olarak oynayabiliyor, hatta oyun kurucu yeteneklerine sahip olması kendisini daha özel bir oyuncu kılıyor diyebiliriz. Lukic ona şans vermekten çekinmedi; hem ligde hem de Eurocup'ta önemli fırsatlar verdi, Tolga'nın asist rakamı iyi ve savunmada da önemli bir koz, en büyük sorun dış şutları, bu kadar kötü dış şut atarak Avrupa'da önemli bir dış oyuncu olunamaz.



 Sammy Mejia: Lukic'in sisteminde takım liderliğine soyundu, Mejia ligde takımın en verimli oyuncusu oldu, Eurocup'ta ise bunu başaramadı, Eurocup'ta saha içi isabeti yüzdesi ve asist rakamları daha düşük, Banvit'in turnuvanın geri kalanında başarılı olması için Mejia'nın daha iyi oynaması şart.ia: 




 Can Maxim Mutaf: Banvit'teki ilk sezonunda kariyerinin iyi sezonlarından birini geçirdiğini söyleyebiliriz, ligde dış şut yüzdesi kötü olsa da Avrupa'da daha fazla süre alıyor ve takıma daha fazla katkı sağlıyor. Eurocup'ta Mejia'nın ritmi düşerken, Can Maxim onu dengeliyor diyebiliriz.



Keith Simmons: Simmons bildiğimiz Simmons diyebiliriz, savunmada çok sert, önemli bir dış atış cezalandırıcısı, kritik dakikaları oynamayı biliyor, kısacası Avrupa'da her takıma lazım bir oyuncu diyebiliriz.



Erkan Veyseloğlu:  Bu sezon süreleri en fazla azalan oyunculardan biri oldu, Erkan'ın potaya direk gitme özelliği önemli, rotasyonda Tolga'nın da gerisinde kaldı, oyunda olduğu bölümlerde tecrübesiyle fark yaratmaya çalışıyor.


Chuck Davis: Bu sezon takımda rolü değişen oyuncu oldu, takımın süperstarı iken, rotasyon oyunculuğuna geriledi, ortalama 11.5s- 4r ortalamaları ile oynuyor ama geçtiğimiz sezonlarda gördüğümüz 'kritik dakikaların adamı' değil, Avrupa'da dış şut yüzdesi düşük.


 Cevher Özer: Erkan'la beraber süreleri oldukça azaldı, bu sezon dış şutlarda da istikrar yakalayamadı.


Berkay Candan: Genç Berkay bu sezon zaman zaman maçlara ilk beşte başladı ve savunma sertliğini göstermekle görevlendirildi, çoğu zaman kısa sürelerde faul problemine girerek maçlardan çıkmak durumunda kaldı.



Vladimir Dragicevic: Tecrübeli bir pivot ve orta mesafe şutuyla önemli bir hücum silahı. Vlad'la ilgili en ilginç istatistik; ligde 4/13 serbest atış atarken Eurocup'ta 12/16 serbest atış atması oldu. Eurocup'ta 1.1 blok ortalaması var, istatistiklerden anladığımız kadarıyla lig maçlarına fazla konsantre değil, birinci pivot olarak başarılı bir hamle oldu diyebiliriz.



 Vladimir Veremeenko: Zaragoza üzerinden Banvit'e gelen Veremeenko, şu anda Eurocup'ın en üst seviye pivotlarından biri diyebiliriz. Hem ligde, hem de Avrupa'da çok fazla serbest atış çizgisine giden Vladimir Avrupa maçlarında pek başarılı olamadı, iki Vladimir'in iyi bir uyum gösterdiklerini söyleyebiliriz.





Yeni Döneme Önbakış: Banvit Eurocup H Grubu'nda Gran Canaria- Dinamo Sassari ve Buducnost ile eşleşti. Gran Canaria ilk turda Eurocup'ın en iyi takımı oldu, Sassari Euroleague'den düştü ve bu turnuvada fazla ilerlemelerini beklemiyorum, Buducnost ise iyi ilk beşe sahip olmasına rağmen kadro derinliğine sahip değil. Banvit'in bundan önceki üç sezonda da bu aşamada elendiğini hatırlatalım ama bu sezon farklı olacağını düşünüyorum. Sezonun başında sıklıkla yaşanan sakatlık problemleri düzelirse ve bir daha yaşanmazsa Banvit'in bu grubun favorisi olduğunu düşünüyorum.








sahinarif88@hotmail.com



twitter: @arifsahin1



www.abcspor.com

14 Aralık 2014 Pazar

ANALİZ - Fenerbahçe Ülker

Yeni Kadro: Fenerbahçe Ülker Obradovic'le ikinci sezonuna kadroyu büyük ölçüde yenileyerek başladı. Preldzic-Bjelica-Zoric-Melih-Oğuz-Kenan-Berk takımda kalan isimler olurken; Hickman-Goudelock-Bogdanovic-Can-Serhat-Vesely-Semih de takıma yeni katıldılar. Fenerbahçe Ülker yine oyun kurucusuz olarak sezona başlarken, pivot pozisyonuna da beklenen transfer yapılmadı, böylece kuşku uyandıran bir kadro oluştu.



Sezon Başı: Türkiye Kupası'nda zayıf rakiplerini yenen Fenerbahçe Ülker Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı Pınar Karşıyaka'ya kaybetti. İlk maçlarda Dünya Kupası finalisti Sırbistan'ın önemli oyuncuları Bogdanovic-Bjelica'nın son derece formsuz olduğunu gördük, Hickman oyun kurucu pozisyonunda zorlanırken, Obradovic ısrarla Can Altıntığ'ı rotasyonda tuttu. Vesely beklenen katkıyı sağlarken, Goudelock sezonu müthiş bir form grafiğiyle açtı.



Euroleague ilk tur: Fenerbahçe Ülker Euroleague'e iki galibiyetle başladıktan sonra Panathinaikos deplasmanında ağır bir mağlubiyet aldı ve iç sahadaki Barcelona maçında iyi oynamasına rağmen kaybetti. O bölümden sonra gelen rotasyon değişikliği (Kenan-Hickman değişikliği, Semih Erden'in ilk beşe geçmesi ve Can'ın rotasyon dışı kalması) olumlu etki yarattı. Fenerbahçe Ülker Münih ve Milano deplasmanlarında galip gelerek turu garantiledi, iç sahadaki farklı Panathinaikos galibiyeti ve deplasmandaki Barcelona galibiyeti takımın ciddiyetini gösterdi. İlk bölümde ligde ise iki önemli galibiyet; Karşıyaka deplasmanı ve Galatasaray Liv Hospital maçı oldu, Barcelona öncesi Uşak mağlubiyeti ise hem Uşak'ın yabancılarının katkısıyla oldu, hem de Fenerbahçe'nin ciddiyetsizliği bu maçta önemliydi.



Banvit maçı: Banvit Rowland-Simmons'ın sakatlıkları nedeniyle son haftalarda kötü bir performans sergilese de Barcelona deplasmanı sonrası bu maçın gelmesi, Fenerbahçe Ülker için ciddi bir testti. Fenerbahçe Ülker ilk çeyreğin ikinci yarısından itibaren farkı açmaya başladı, maçı koparamasa da rakibinin fazla yaklaşmasını engelledi ve rahat bir şekilde galibiyete uzandı.






                                         OYUNCU NOTLARI




Ricky Hickman: Geçen sezon Euroleague şampiyonu Maccabi'de 2 numara olarak oynayan Hickman, Obradovic'in 1 numara olarak oynatmakta ısrarlı olması sonucunda istenilen verimi veremedi. Geçen sezon Euroleague'de 30/92 ile üçlük atan Hickman şu ana kadar lig ve Euroleague toplamında 14/50 ile üçlük attı, özellikle lig maçlarında oldukça düşük verimle oynuyor.


Kenan Sipahi: Takımda 'katkısının istatistiklere yansımadığı oyuncu' diyebiliriz, fazla süre almıyor ama oyunda olması önemli, takımda başka ciddi oyun kurucu yokken, takımı toparlayacak gard oluyor, daha fazla tecrübe kazanarak Euroleague'de fark yaratan oyun kurucu olabilir.


Berk Uğurlu: Fazla süre almıyor ama kadroda bulunarak önemli tecrübe kazanıyor, gelecek yıllarda Kenan'la beraber daha fazla süre almasını bekleyebiliriz.


 Andrew Goudelock: Fenerbahçe Ülker adına 'ilk bölümün MVP'si oldu' diyebiliriz. Hem ligde, hem de Euroleague'de en fazla süre alan oyuncu olan Goudelock özellikle Euroleague maçlarında fark yarattı, ilk Euroleague sezonuna mükemmel başlayan Goudelock 18.3s- 2.8r- 2.2a- 1.2tç ortalamalarıyla oynuyor, toplamda  %60 ikilik- %48 üçlük ortalamalarıyla oynuyor, Bayern deplasmanında 10/13 üçlük atarak rekor kırmıştı.


 Bogdan Bogdanovic: İlk bölümde hem Dünya Kupası yorgunluğu, hem de Hickman'la uyumsuzluğu nedeniyle fazla katkı veremedi. Münih deplasmanıyla beraber form tuttu, Münih-Barcelona deplasmanlarında skorer oyununu sergiledi, üçlüklerde ve serbest atışlarda daha isabetli oynaması gerekiyor.


 Can Altıntığ: Sezonun ilk maçlarında kadroda bulundu, savunmada istekli olduğu göze çarpsa da, Fenerbahçe Ülker'de oynayacak bir oyuncu değil ve fazlasıyla sırıttı. Sonrasında rotasyon dışı kaldı ve son olarak da Trabzon'a kiralandı.


Melih Mahmutoğlu: Sezonun ilk bölümünde rotasyondaki yerini Can'a kaptıran Melih forma şansı bulamadı. Sonrasında süre almaya başlayan Melih özellikle Euroleague maçlarında iyi şut kullanıyor, tabii ki takımın birinci skor opsiyonu olamaz ama aldığı süreleri iyi değerlendirdiğini söyleyebiliriz.



Serhat Çetin:  Beni en fazla hayal kırıklığına uğratan oyuncu oldu diyebilirim, geniş kadro nedeniyle kadro dışına itilen oyuncu o oldu, anlaşılan Obradovic antrenmanlardaki performansını beğenmiyor ki lig maçlarında da onu düşünmüyor.



Emir Preldzic: Devşirme statüsünden takımda yer bulan Emir, geçen seneki rolünü kaybetti ve genel olarak bench'ten oyuna dahil oluyor. Çok yönlü oyunuyla her zaman dikkat çeken bir isim ama oyunda iniş-çıkışları çok fazla, böyle olunca uzun süreler oyunda kalamıyor, yine de kadroya çok yönlülük kazandırıyor.



 Nemanja Bjelica: Avrupa'da en beğendiğim uzunlardan biri olan Bjelica, Bogdanovic gibi Dünya Kupası sonrası sezona yavaş başladı. İstanbul'daki Barcelona maçıyla kendini bulmaya başlayan Nemanja ligde double-double ortalamalarına yaklaştı ve Euroleague'de de takıma önemli katkı sağlıyor. Son maçlarda çok yönlü oyunuyla ciddi fark yaratıyor, Preldzic'in sağlayamadığı devamlılığı sağlıyor.



 Jan Vesely: Takıma en son katılan isim olan Vesely, uyum sürecini çabuk atlattı ve ligde az süre alsa da, Euroleague'de önemli katkılar yapıyor. Obradovic, onu Partizan döneminde oynadığı 3 numaranın aksine pota altında kullanıyor, Vesely NBA'de pota altı mücadelesi konusunda kendisini geliştirmiş, NBA'de başarılı pota altı çıkarması zor olsa da, Euroleague'de atletizmini kullanarak fark yaratıyor.


Oğuz Savaş: Oğuz'un hiçbir zaman kendisini geliştirmemesi bu sezon rotasyonda geriye düşmesine neden oldu, Obradovic'in oynatmayı sevdiği pivot tarzında olsa da, savunmada ufacık bir ilerleme bile kaydetmemesi, hatta bu yönde bir isteği de olmaması kendisinin geriye düşmesine neden oluyor.


 Luka Zoric: Oğuz'un farklı versiyonu diyebiliriz, onun kadar yetenekli olmasa da istekli oyunuyla sivriliyor, rotasyonda Oğuz'un önünde yer almasının nedeni de bu isteği oldu diyebiliriz.


 Semih Erden: Geçen sezonu çok kötü geçiren Semih, sezon başından itibaren yavaş yavaş form buldu. Euroleague tecrübesiyle sivrilebilecek bir isim, taraftar desteğini arkasına aldığında daha iyi oynayan bir oyuncu, şu anda Euroleague'de ilk beş başlasa da fazla süre almıyor, daha fazla form tutarsa Top16 maçlarında fark yaratacak pivot olur.



Yeni Döneme Önbakış: Fenerbahçe Ülker Top16'de tahminen CSKA-Efes-Olympiakos dışında zayıf rakiplerin oluşturduğu grupta yer alacak; o gruptan çıkmaları muhtemel olsa da CSKA-Oly gibi zorlu rakipler karşısında sergileyecekleri performans önemli olacak. Heurtel konusunda Efes'e yenildiler, Calathes'in Grizzlies'ta kalacağı açıklandı, gard konusunda fazla da opsiyon kalmadı, Bogdanovic'in de form tutmasıyla bu  alanda transfer yapılmasa da idare edilebilir gibi duruyor. Pivot konusunda ise kritik konu Semih Erden. Semih'in performansına güvenilip yeni transfer yapılmayabilir ama bunun yanıltıcı olabileceğini düşünüyorum, Vesely her ne kadar atletik bir oyuncu olsa da pivot pozisyonunda uzun süreler güvenilecek bir isim değil, Semih kısa sürelerde etkili olabiliyor ve deplasman maçlarında dağılabiliyor, John Bryant tarzında bir pivotun fark yaratacağını düşünüyorum...







sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1


www.abcspor.com

8 Aralık 2014 Pazartesi

ANALİZ - Anadolu Efes

Yeni Dönem: Anadolu Efes yeni sezona yeni koçu Dusan Ivkovic'le başladı. Geçtiğimiz sezondan; Doğuş Balbay - Cedi Osman - Milko Bjelica - Deniz Kılıçlı takımda kalırken, gençler Furkan Korkmaz - Okben Ulubay - Emircan Koşut A Takım'a yükseldiler. Dış transferde ise Anadolu Efes pivot pozisyonunda para harcamaktan çekinmedi ve Avrupa'nın en iyi pivotlarından ikisi olan Stephane Lasme ile Nenad Krstic'i transfer etti. Bir numaralı pozisyona önemli bir transfer yapılmadı, tecrübeli Dontaye Draper tercih edildi. Forvet olarak da tecrübeli Stratos Perperoglou tercih edildi, Avrupa'nın en potansiyelli genci olarak lanse edilen Dario Saric ile bir başka genç yetenek Matt Janning ile rotasyon tamamlandı.



Sezon Başı: Efes sezonu sürpriz Telekom mağlubiyetiyle açtı. Beşiktaş IF ve Darüşşakafa Doğuş karşısında farklı galibiyetler alan Efes Türkiye Kupası'nda finallere kaldı. Ligin ilk maçında da Gaziantep yenilgisi geldikten sonra Krstic'in liderlik ettiği üç maçta Efes arka arkaya galibiyetler aldı. Mutlu Demir'in sert müdahalesi dönen Nenad Krstic 2014 yılını kapatmış oldu.



Euroleague ilk tur: Anadolu Efes ligdeki maçları kazansa da, ligde hem gençler daha fazla şans buldu, hem de takımın önceliğinin lig olmadığı net bir şekilde görülüyordu. Efes'in daha fazla önem verdiği arenanın Euroleague olduğu net bir şekilde görülüyordu. Krstic sağlamken üç Euroleague maçını oynayan Efes, Unics Kazan ve Sassari maçlarını farklı olmasa da rahat oyunlarla kazandı. İstanbul'daki Zalgiris maçı ise belki de sezonun en kötü maçıydı.



Krstic Sonrası: Krstic'in sakatlığından sonra takım içi liderliğini Dario Saric aldı. Bu dönemde Begic dedikoduları çıksa da, Ivkovic elindeki kadroyla devam etmeyi tercih etti, bazen Saric-Bjelica ikilisi yan yana oynarken, zaman zaman da Emircan ve Deniz süre aldılar. Kasım ayında Euroleague'in MVP'si olan Saric'in sürüklediği Anadolu Efes ligde ise Galatasaray LH ve Banvit deplasmanlarında yenilgiler aldı. Euroleague'de ise Zalgiris deplasmanındaki galibiyet çok önemliydi, Kaunas deplasmanında ilk 10 dakikada sadece tek baskete izin vermek Efes'in ne kadar ciddi bir takım olduğunu gösterdi.




                                             OYUNCU NOTLARI




 Dontaye Draper: Draper takım savunmasında çok önemli bir rol üstleniyor, lig maçlarında şut yüzdeleri oldukça düşükken Euroleague maçlarında daha ciddi oynuyor. Draper İstanbul'daki Unics Kazan maçının son bölümünü çok iyi oynarken, Zalgiris-Kazan(d) maçlarının sonlarını çok kötü oynadı, kazanılan Real Madrid maçında da yine kötü bir maç sonu oynadı ama takım arkadaşları onu kurtardı.


Doğuş Balbay: Bildiğimiz yerden devam ediyor diyebiliriz, genel olarak Draper'ın yorulduğu bölümlerde oyuna giriyor ve Draper'ın yaptıklarını devam ettirmeye çalışıyor.


 Matt Janning: Ligde en fazla süre alan oyuncu olan Janning, Euroleague'de beklenen katkıyı veremiyor, özellikle dış şutlarda verimsiz, Efes'in sezonun kalan bölümünde istediği sonuçları alması için onun performansı önemli olacak. Cenk Akyol'un sahalara döneceğini düşünürsek, Janning'in rotasyonda kalması için daha fazla katkı vermesi gerekiyor.


 Furkan Korkmaz: Şut yüzdeleri üst seviyede değil ama takımın en genç oyuncusu olduğunu da not edelim, savunmada müthiş bir performans sergiliyor, U18 Avrupa Şampiyonası'ndaki performansını hatırlarsak, hücum silahları çok çeşitli ve takımda daha fazla özgüven kazandıkça hücum yeteneklerini de sergileyeceğini düşünüyorum.



 Stratos Perperoglou: Stratos yıllardır bildiğimiz çizgide devam ediyor diyebiliriz, yalnız şu ana kadar dış şutlarda hiç istikrar yakalayamadı, Janning de dış şutlarda başarısız olunca daha fazla göze çarpıyor.



Cedi Osman: Cedi'nin gelişimi zaten geçen sezondan belliydi, bu yılki çıkışının sürpriz olduğunu söyleyemeyiz. Real Madrid maçında 4/4 üçlük isabetiyle 16s- 7r- 2a- 3b ile müthiş bir performans sergiledi, savunmadaki performansı da ayakta alkışlanmaya değer.



 Okben Ulubay: Cedi'nin sakatlığından sonra kariyerinin ilk Euroleague maçına Kaunas deplasmanında çıkan Okben 22 dakika süre alıp 9s- 2r- 2a ile oynadı ve oyunda olduğu bölümde müthiş savunma yaptı.



Dario Saric: 20 yaşındaki Saric, Krstic sakatlandıktan sonra beklenenin üstünde bir performans sergiledi. Kasım ayında 15.5s- 7.75r ortalamaları yakalamıştı, sezonun ilk bölümünde mental güç gösterememesi ve aşırı bencil oyunuyla dikkat çekti.



 Milko Bjelica: Takım kısa oyunculardan dış şut katkısı alamazken, Milko'dan müthiş bir dış şut katkısı alıyor. Ligde %40, Euroleague'de %50'nin üstünde başarıyla dış şut atıyor. Milko bu sezon kariyer sezonunu geçiriyor diyebiliriz, Efes'te kısa oyunculardan da dış şut katkısı gelirse takımın skor potansiyeli oldukça yükselecektir.



Stephane Lasme: O da Perperoglou gibi istikrarlı oynuyor. Lig maçlarında önemli bir skor katkısı sağlıyor, Euroleague'de ise daha az skor katkısı sağlıyor ama savunmada pota altını karartıyor.



 Nenad Krstic: Ligde dört, Euroleague'de ise üç maça çıkabilen Krstic'in kalitesi zaten tartışılamaz, sezon başında fiziksel olarak geride görünen Krstic çok kısa zamanda kendini toparladı ve Ivkovic'in onu Sırbistan Milli Takımı'nda olduğu gibi kullanmasıyla takım içindeki rolünü buldu, formunun zirvesine çıktığı dönemde kötü bir sakatlık geçirdi.



 Emircan Koşut ve Deniz Kılıçlı: İkisi de fazla süre alamadılar, Emircan dış şutlarda etkili olabilmesiyle gelecekte Milko Bjelica rolünü üstlenebileceğini gösteriyor. Deniz'in ise etkili olduğunu söyleyemem.





Yeni Döneme Önbakış: Efes'te Cenk Akyol iyileşti, Tomas Heurtel'in transfer olduğu yazılıyor ve bu hafta açıklanması bekleniyor, Nenad Krstic antrenmanlara başladı, Cedi Osman'ın Madrid deplasmanında oynaması bekleniyor, Birkan Batuk'un da Şubat ayında sahalara dönmesi bekleniyor. Bu kadroyla, kadro derinliği müthiş bir şekilde artacak, Krstic'in sakatlığının iyi bir zamanlamaya denk geldiğini düşünüyorum. Hem takım içi uyum artarken, hem de genç oyuncular daha fazla özgüven kazandılar. Efes'in ilk bölümde beklenenin üstünde başarılı olduğunu ve takımda taşların yerine oturduğunu görüyoruz, sakat oyuncuların da dönmesi ve Heurtel'in takıma katılmasıyla Euroleague'de en azından çeyrek final oynamaya aday bir kadronun sahada olacağını söyleyebilirim...







sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1


www.abcspor.com

6 Aralık 2014 Cumartesi

Euroleague 8. Hafta Panorama

           Euroleague'de sekizinci hafta maçları tamamlandı, gruplardaki son duruma ve haftanın performanslarına bakalım...


A Grubu:  Gruptaki üç maçı da deplasman takımları kazandılar. Temsilcimiz Anadolu Efes, Zalgiris deplasmanında maça mükemmel bir savunma yaparak başladı ve ilk çeyrekte sadece tek baskete izin verdi. Efes böylece grubu ilk ikide bitirmeyi garantiledi, Madrid deplasmanı lideri belirleyecek... Real Madrid, Nizhny deplasmanında çok zorlandı ama galip gelmeyi başardı, Nizhny'nin tur şansı gittikçe düşüyor... Unics Kazan ise maç sonunu krize sokmasına rağmen Sassari'yi yenerek tur için avantajlı konuma geçti...


B Grubu: Gruptaki üç maçı da evsahibi takımlar kazandılar. CSKA Moskova, Cedevita karşısında ilk yarıda farkı açtı ve ikinci yarıda tempoyu düşürdü ama maçı rahat kazandı... Maccabi, Alba karşısında beklenenden daha zor olsa da kazanmayı başardı... Limoges ise Unicaja Malaga karşısında 20 sayı farktan geri gelerek kazandı ve tur iddiasını devam ettirdi. Son ikişer maça girilirken ALBA, Cedevita ve Limoges'un bir adım önünde ve fikstüre de bakılırsa tur için avantajlı duruyor...


C Grubu: Temsilcimiz Fenerbahçe Ülker, Panathinaikos'u rahat geçerek ikinciliği hemen hemen garantiledi, Panathinaikos'ta Batista yoktu, Diamantidis sakatlandı ve ikinci yarıda fark geldi... Barcelona Turow deplasmanında farklı kazandı, dördüncülük maçında ise EA7 Milano, çok zorlandığı maçta Bayern Münih'i Hackett'ın etkili oyunu ve son saniye basketiyle yenerek turu neredeyse garantiledi...


D Grubu: Olympiakos evinde, Kızılyıldız ise deplasmanda kazanarak ilk ikideki yerlerini korudular. Haftanın kritik karşılaşmasında, temsilcimiz Galatasaray, Laboral'e yenildi ve böylece İspanyol ekibi gruptan çıkma yolunda önemli avantaj sağladı. Galatasaray-Neptunas 3 ve Valencia 2 galibiyetteler.




                                                  HAFTANIN YILDIZLARI



9- Okben Ulubay: 9s- 2r- 2a'lik performansı başkası sergilese listeye almazdım ama Okben ilk Euroleague maçında ve de Kaunas gibi zorlu bir deplasmanda bu performansı sergilediği için alkışlanmalı.


8- Thomas Heurtel: Top16'de Efes forması giymesi muhtemel olan Heurtel 12s-9a ile oynadı.


7- Fernando San Emeterio:  Heurtel'in takım arkadaşı İstanbul'da neredeyse mükemmel bir şut gecesi geçirdi ve maçı 25s- 4r ile tamamladıç


6- Vassilis Spanoulis: Neptunas karşısında fazla süre almadı ama 13s- 5r- 9a ile yıldızlaştı, istatistiklerden öte o oyundayken herkes daha iyi oynuyor.


5- Jamar Smith: Malaga karşısında 18s- 4r- 5a- 2tç ile oynayarak takımının geriden gelip kazanmasında başrolü oynadı.


4-  Devin Smith: ALBA karşısında 26s- 5r- 2a ile oynayarak oyunu değiştiren adam oldu.


3- Boban Marjanovic: Valencia deplasmanında 18s- 11r ile oynadı ve Bojan Dubljevic gibi önemli bir pivota karşı oynadığını da not edelim.


2- Daniel Hackett: Takımı için kritik maçta 25s- 2r- 3a ile oynadı, maç boyunca etkili olmasının yanında son topu kullanarak galibiyeti getirdi.


1- D'or Fischer: Son haftalardaki etkileyici performansını zirveye çıkardı, 25s- 13r- 3a- 2b ile sezonun en yükseği olan 43 index puanına ulaştı.







sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1


www.abcspor.com

4 Aralık 2014 Perşembe

Eurocup 8.Hafta Panorama

Eurocup’ta son ikişer maç kaldı, ilk tur gruplarından çıkacak olan takımların çoğu belli oldu, gruplara ve haftanın performanslarına bakalım…



1.       GRUPLAR


A Grubu: Bu grupta Strasbourg gruptan çıkmayı garantilemişti, bu hafta da Reggio Emilia’yı içerde geçmeyi başardılar… Brose deplasmanda Paris’i yenerek gruptan çıktı, Zaragoza da evinde Telekom Bonn’u rahat geçti… Son ikişer maça girilirken; Strasbourg ve Brose gruptan çıktılar, Bonn-Paris-Zaragoza 3’er galibiyetteler, Reggio 2 galibiyetle son sırada bitirmeye aday. Paris son iki haftada kaybederek önemli fırsatı tepti, haftaya oynanacak olan Paris-Bonn karşılaşması büyük öneme sahip.



B Grubu: Bu grupta ilk turun en iyi takımı olan Gran Canaria var. Canaria bu hafta da Dijon’u geçerek grubu lider tamamlamayı garantiledi, Dijon da 5 galibiyetle ikinciliği garantiledi… Oostend, Artland karşısında beklenenden fazla zorlandı ve son saniyede Echenique’in serbest atışlarıyla galip geldi, gruptaki tek 4 galibiyetli takım… Cantu ise Asvel’i 32-15’lik son çeyrekle geçti ve üçüncülük yarışına tutundu. Son iki haftaya girerken; Oostende 4, Cantu-Asvel 3’er galibiyetteler; kalan iki haftada Telenet’in maçları belirleyici olacak, haftaya Asvel deplasmanındalar, sonra da Cantu’yu konuk edecekler.



C Grubu: Bu grupta işler oldukça karıştı, lider Roma, Sevilla deplasmanında ağır bir yenilgi aldı… CEZ Nymburk evinde Spirou’ya yenilerek elenme noktasına geldi… EWE Baskets de evinde Nancy’den ağır bir yenilgi aldı ve grubun dibine indi. Galibiyet sayılarının oldukça dengeli olduğu grupta; Virtus Roma haricindeki beş takımın da tur şansı var. Nancy 5, Sevilla-CEZ 4’er, Spirou 3 ve EWE 2 galibiyette.



D Grubu: Liderlik maçında Khimki, Beşiktaş karşısında maça çok iyi başladı, farkı 25 sayının üstüne kadar çıkardı ama Beşiktaş maç sonuna doğru farkı kapatmayı başardı. 4 sayı farkla biten maçla beraber Khimki ikili averajda öne geçti… Üçüncülük yarışındaki Union Olimpija ve Zenit haftayı galibiyetlerle kapattılar, Olimpija bir adım önde ama dananın kuyruğu gelecek hafta Zenit’te kopacak.



E Grubu: Gruptan çıkmayı garantileyen Banvit, kötü giden Ploiesti’yi hayata döndüren takım oldu ama Krasny de deplasmanda Rytas’ı yenince Ploiesti elendi, ilk üç belli olmuş oldu. Hapoel Jerusalem de Partizan’ı deplasmanda geçti.



F Grubu:  Kuban, PAOK’u deplasmanda yenerek 8/8 yaptı, Pınar Karşıyaka evinde Ventspils’i geçti ve ikinciliği büyük ölçüde garantiledi. Buducnost, Gora’ya tam 100 sayı attı ve rahat kazandı. PAOK 4, Buducnost 3 ve son maç Buducnost-PAOK, yalnız gelecek hafta PAOK turu garantileyecek gibi duruyor.







2.       HAFTANIN YILDIZLARI



İkililer:



               2- Krasny: Romeo Travis 26s- 6r ve Deandre Liggins 18s- 8r- 6a ile oynadılar.
               

                1- Zenit: Kyle Landry 14s- 12r- 3a- 4tç- 2b ile eksiksiz oynadı, Walter Hodge 23s- 5r- 7a- 2tç ile etkili performansını sürdürdü.




Tek Yıldızlar:
               

               9- Derwin Kitchen Partizan deplasmanında 15s- 5r- 4a ile oynadı.


                8- Zabian Dowdell 13s- 10r- 4a ile Spirou’nun tur şansının devam etmesini sağladı.


                7- Marko Popovic 14s- 2r- 7a- 2tç ile sezonun kendi adına en etkileyici performansını sergiledi.


                6- Marko Marinovic 18s- 4r- 7a- 1tç ile Olimpija’ya liderlik etti.


                5- Anthony Randolph Kuban’ın sekizinci galibiyetinde 13s- 8r- 2a- 3tç- 3b ile istatistik kağıdını doldurdu.


                4- Darius Johnson-Odom Cantu’nun muhteşem geri dönüşüyle kazandığı kritik maçta 17s- 2r- 4a ile oynadı.


                3- ‘90lı gard Q.Serron takımı Telenet’in son anda kazandığı maçta 20s- 4r- 1a- 2tç ile yıldızlaştı.


                2- Eurocup’ın en etkili oyuncularından Nancy’li Darius Adams bu hafta 25s- 4r- 1a- 3tç ile takımına liderlik etti.  


1- ‘94lü pivot Hernangomez Sevilla’nın farklı kazandığı maçta 21s- 7r- 2a- 2tç ile oynadı.
               








sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


26 Kasım 2014 Çarşamba

Eurocup Salı

Türk takımlarının sahne almadığı Salı gününde Eurocup’ta üç maç vardı…

Stelmet sonunda: Eurocup'ın galibiyet alamayan tek takımı olan Stelmet Zielona Gora ilk galibiyetini F Grubu'nda ikincilik mücadelesi yapan PAOK'a karşı 84 -77'lik skorla elde etti. Maç boyunca Gora bir adım önde gitti, PAOK sürekli cevap verse son dakikalardaki atağa cevap veremediler ve Gora galibiyetle tanıştı. Hosley 17s- 2r- 4a- 4tç ile takımının en iyisi oldu.

               
                _ A Grubu'ndaki müthiş maçta Reggio Emilia, Paris Levallois'yı 78-72 ile yenerek üçüncülük yolunda rakibine çelme taktı ve gruptan çıkma şansını sürdürdü. Maça Paris hızlı başlasa da Emilia oyunu dengelemeyi başardı. Özellikle ikinci yarısı müthiş mücadeleyle geçen maçta Reggio'da son dakikada müthiş oynayan Polonara 24s- 6r- 2a- 3tç ile maçı tamamladı. Paris'te Ford'un 21s- 18r'lik performansı yeterli olmadı.



                _ B Grubu'nda son sıraları paylaşan iki takımın mücadelesinde Cantu deplasmanda Artland'i Hollis'in son saniye tipiyle geçmeyi başardı ve ikinci galibiyetini elde etti. Maç grubun dibindeki iki takımın mücadelesinden çok, zirvedeki iki takımın mücadelesine benzedi, maç boyunca iki takım da dengeli oynadılar ve savunmalarıyla öne çıktılar.

25 Kasım 2014 Salı

Euroleague’de Yedinci Hafta

                Euroleague’de ilk turun sonuna doğru heyecan yükseliyor…
               





                                                        TEMSİLCİLERİMİZ








                Perşembe 20:15 Fenerbahçe Ülker-PGE Turow:  Fenerbahçe Ülker arka arkaya aldığı galibiyetlerle hem ligde, hem Euroleague’de şimdilik rahat bir konuma geçti, gelecek hafta Panathinaikos’la oynayacakları karşılaşma grubun ikincisini belirleyecek; bu karşılaşma o maç öncesi bir prova gibi olacak. Fenerbahçe Ülker son iki maçında müthiş oynamadı ama Münih-Milano deplasmanlarında rakip takımların inanılmaz basit hatalar yapmaları galibiyetleri getirdi… Turow’a bakacak olursak; grupta erkenden son sıraya demir atmalarını bekliyorduk ama Münih-Milano’nun güçlü takımlara diş geçirememeleriyle Turow’un Top16 şansı devam ediyor. Turow daha çok bireysel yıldızlarıyla dikkat çeken bir takım. ‘84lü Collins takımın en tecrübeli oyuncularından biri, Top16 döneminde başka bir takımda görebiliriz. ‘87li Kulig takımın en dikkat çekici ismi, hem içerden hem dışardan etkili olabilen bir pivot ve oyunun her alanında katkısı var. ‘90lı Nemanja Jaramaz uzun boyuyla gard olarak oynuyor ve önümüzdeki yıllarda dev bir Euroleague takımında görmemiz olası. Turow’un kaderi son iki maçta belli olacak diyebiliriz, Fenerbahçe Ülker ve haftaya Barcelona maçları onlar için hedef maçlar olmayacak, bu nedenle rahat oynayacaklardır… Fenerbahçe Ülker’in Turow-Bayern’le oynayacağı iç saha ve Barcelona’yla oynayacağı deplasman maçlarında sürpriz bir sonuç almayacağını düşünüyorum, gelecek haftaki Panathinaikos maçı muhtemelen ikinciyi belirleyecek, iki takımın da rahat olacağı bir maç olması muhtemel…




Cuma 19:45 Anadolu Efes-Sassari: A Grubu’nda geçen hafta son çeyrekte kaybeden iki takım mücadelesi, Efes, Kaunas’ta Madrid’in kazanmasıyla ikinciliğini sürdürdü ve gelecek hafta grubu ikinci sırada bitirmek için Kaunas’a gidecek… Sassari ise geçen hafta son çeyrekte muhtemelen tur umutlarını kaybetti, grupta dibe vurdular ve kalan fikstüre de bakarsak elendiler diyebiliriz; Sicilya’daki ilk maçta Anadolu Efes 82-75 ile galip gelmeyi başarmıştı. O maçtan sonra Krstic’i kaybeden Efes yerine transfer yapmadı, Dario Saric’in yükselen formunun yanında Lasme’nin istikrarlı katkısı ve Janning-Milko-Draper-Perperoglou-Cedi’nin çok da istikrarlı olmayan katkılarıyla yoluna devam ediyor. Sassari maç başına ortalama 90 sayı yiyor ve savunma sorunları olduğu aşikar, pota altında Brooks-Lawal ile biraz caydırıcı olsalar da, dış savunmada çok zorlanıyorlar. Son maçlarda rakiplerin kötü yüzdelerle dış şut atmaları Sassari’yi maçın içinde tuttu ama özellikle deplasmanlar maçlarında çok kırılganlar, Sassari için Eurocup’ta işleri zor olacak diyebiliriz…


                Cuma 22:00 Valencia-Galatasaray LH:  Kızılyıldız ve Beşiktaş’la oynadığı zorlu maçları kazanan Galatasaray hafta içinde Furkan Aldemir’in takımdan ayrılmasıyla sarsıldı. (bu konuya kısaca değinmem gerekirse; Furkan ‘’ekonomik sebeplerle ayrılmadım’’ diyor, menajer oyunuyla ayrıldığı çok net, Furkan sene başında ayrılsaydı dürüstlüğüne inanırdık ama sezon ortasında bir Euroleague starının takımını ortada bırakması bence etik dışıdır, ödemeleri yapılmadığı için takımdan ayrıldığı ortada, -ödemelerin yapılmamasının ne kadar etik dışı olduğu da ayrı bir konu) Galatasaray’da Pocius yavaş yavaş da olsa rotasyona dönüyor… Valencia’ya dönecek olursak, sezon başından beri patlama yapmasını beklediğim Valencia Nedovic transferi sonrası geçen hafta patlama yapmaya çok yaklaştı ama son dakikada kaybetti; Van Rossom’ın da sakatlanması sonrası takım Ribas-Nedovic-Sato-Harangody-Dubljevic şeklinde oynuyor. Valencia’nın büyük şansı, grupta tüm takımların dengeli olması ve kalan dört maçın üçünü evlerinde oynuyor olmaları. GS-Kızılyıldız-Neptunas iç saha maçları dışında Laboral deplasmanları var, bu dört maçtan alınabilecek üç galibiyet Valencia’yı Top16’e taşıyabilir –ki ben dört maçı da kazanacaklarını düşünüyorum-


                              




                                           EUROLEAGUE’DE BU HAFTA




A Grubu: Efes’in grubunda Real Madrid-Unics Kazan maçı var, kağıt üstünde bakıldığında haftanın en fazla yıldız isim barındıran maçı olacak, ilk maçı Real Madrid son saniyede kazanmıştı, Unics kötü sonuçlar alsa da ciddi rakiplerine karşı daha iyi oynuyor… Nizhny-Zalgiris maçı grubun üçüncüsünü belirleme açısından önemli, öyle ki, Zalgiris-Efes maçının ikincilik maçı olacağını yazmıştım ama bu maçta alabilecekleri bir mağlubiyetle geriye düşebilirler. Nizhny ise evinde kazanırsa, tur için avantajını katlamış olacak.  



B Grubu: Bu hafta bir Euroleague klasiği olarak Maccabi-CSKA maçı var; takımların bu sezonki görünümlerine bakarsak işler tersine dönmüş gibi, CSKA mükemmel bir seride, Maccabi ise inişli-çıkışlı bir grafik sergiliyor… Alba-Unicaja maçı yine iki takım için de rahat bir maç. Alba Berlin için hedef maçı değil, Unicaja Malaga ne olursa olsun, grup ikinciliği için son haftayı bekleyecek… Dördüncülük yarışını ilgilendiren maçta Cedevita, Limoges’u konuk edecek. İlk yarıdaki iki hedef maçında farklı yenilgiler alan Cedevita bu kez kazanmak zorunda, Limoges ise deplasmanlarda kötü bir grafik çiziyor, Cedevita’nın dördüncülük yarışına tutunacağını düşünüyorum…



C Grubu: Bu grupta Cuma günü iki maç var… Panathinaikos, Bayern Münih’i konuk edecek, Fenerbahçe Ülker-Turow gibi hedef maçı olmayan bir maç… Diğer maçta ise Barcelona, EA7 Milano’yu konuk edecek; bu maçtaki soru Barcelona’nın kaç sayı fark atacağı olacak diye düşünüyorum…



D Grubu: Perşembe akşamı Kızılyıldız’ın Neptunas’ı yenerek ikincilik için öne geçeceğini düşünüyorum... Diğer maçta ise Laboral, Olympiakos’u ağırlıyor. Olympiakos’un 7/7 yapması ve Laboral’in gerilere düşmesi muhtemel duruyor…










sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


24 Kasım 2014 Pazartesi

Eurochallenge’da Uşak’ın maçı öncesi

             Eurochallenge’da bu hafta başka hiçbir maç oynanmayacak ve geri kalan dördüncü hafta maçları gelecek hafta oynanacak. Neden böyle bir fikstür olduğunu ben de anlayamadım ama Minsk-Uşak maçı Çarşamba 18:00’de oynanacak.


                Gruptaki ilk maç 78-59 Uşak üstünlüğüyle bitmişti. Minsk için diğer maçlarda da galibiyet gelmedi, tecrübeli sayılabilecek kadrolarına rağmen dibe vurdular ve tura veda ettiler. Uşak ise Siualai ve Enisey’le beraber 2 galibiyette, bu üç takımın Minsk’le yapacağı maçlar büyük öneme sahip.


                Uşak son lig maçında görüleceği üzere ligi biraz geri plana itti ve bu maça konsantre oldu, normal bir lig maçında Torku’dan 86 sayı yemeleri oldukça garip olurdu, bunu konsantrasyon eksikliğine bağlıyorum… Minsk takımı kısa sayılır, takımın tek ciddi uzunu 2.05 boyundaki Rashaun Freeman. Branko Mirkovic-Alex Gordon-Aleks Kudratsau ile tanıdık ve tecrübeli kısa oyuncuları olan takım Eurochallenge’ın en az ribaund alan takımlarından biri ve özellikle pota altında çok zorlanıyorlar.



                Uşak Sportif’in bu maçı kazanıp, gruptan çıkma yolunda avantaj kazanacağına inanıyorum…







sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


Türkiye Basketbol Ligi – 7.Hafta Notları

TBL’de yedinci hafta tamamlandı, haftadan kalanlara bakalım…
                                          
    
HAFTANIN MAÇLARI




                Derbide yine ev sahibi kazandı: Derbilerdeki klasik durum tekrarlandı ve yine ev sahibi takım kazandı. Galatasaray Liv Hospital, Beşiktaş Integral Forex karşısında maça mükemmel başladı, ilk yarıda Sinan-Erceg’in müthiş şut yüzdeleriyle farkı açan Galatasaray 20 sayı farkla öne geçse de, ikinci yarıda tempoyu düşürdü, Lofton-Broekhoff ikilisinin etkili oyunlarıyla fark 4 sayıya kadar indi ama GS maçı 100-94 ile kazanmayı başardı.


                Fenerbahçe Ülker çok rahat:  İBB maça Zach Wright’ın olmadığı bir beşle çıktı ve Fenerbahçe Ülker hem içerden, hem dışarıdan çok etkili bir şekilde başladı. Stephenson’ın da faul problemine girmesiyle 14.dkda skoru 11-40’a getiren Fenerbahçe Ülker çok rahat kazandı.


Efes zorlanmasına rağmen: Efes beklenenden fazla zorlandığı karşılaşmada TED Ankara Kolejliler'i deplasmanda Tucker-Plisnic'in son saniyelerdeki şutları kaçırmalarıyla 67-69 ile geçmeyi başardı. TED maça iyi başladı ve dördüncü dakikada 10-4,  18.dkda 35-25 yapmayı başardı. Bu serilere her seferinde karşılık veren Efes farkı bir türlü açamadı ama Saric-Perperoglou'nun skorer oyunlarıyla dengeyi buldu. Son saniyelerde TED skor üretemeyince Efes zor da olsa kazanmayı başardı.


                Banvit son çeyrekte: Banvit, ligin zayıf takımlarından Eskişehir karşısında üç çeyrek boyunca farkı açamadı ama son bölümde 16 sayılık fark yaratarak yine galip geldi, Simmons-Veremeenko son bölümde farkı yaratan isimler oldular.


                Pınar Karşıyaka son çeyrekte: Banvit gibi Karşıyaka da son çeyrekte kazandı. Türk Telekom karşısında son bölümde yine Dixon’ın kontrolü ele almasıyla farkı açan Pınar Karşıyaka 76-65 ile galip geldi.


                Darüşşafaka Doğuş bildiğimiz gibi: Darüşşafaka Doğuş yine son derece dengeli bir oyunla, oyunun temposunu kontrol ederek, Trabzonspor’u rahat geçti ve ligde üst sıralara çıktı.



                Haftanın sürprizi Torku Konya’dan: Haftanın en önemli sürprizine arka arkaya önemli galibiyetlere imza atan Uşak’ı deplasmanda tempoyu sürekli yükselterek yenen Torku Konya imza attı. Konya, Uşak gibi çok iyi savunma bir takıma 86 sayı atmayı başardı.



                Tofaş son bölümde: Tofaş , Royal Halı Gaziantep’i çok çekişmeli geçen maç sonunda 31-7’lik seri yakalayarak farklı geçti, Tofaş özellikle pota altında fark yarattı.   





Kazandıran Yıldızlar:

               

                8- Gasper Vidmar: Darüşşafaka Doğuş yine takım oyunuyla kazandı ama Gasper Vidmar takımın en etkilisi olarak sivrildi, 18s- 9r- 2a- 2b ile etkileyici bir performans sergiledi.


                7- Bobby Dixon & Juan Palacios: Karşıyaka'nın en etkili iki oyuncusu bu hafta da takımlarını galibiyete taşıdılar. Dixon 13s- 6r- 5a, Palacios 17s- 11r- 2a- 2tç ile oynadılar.

               
                6- Nemanja Bjelica & Semih Erden: Fenerbahçe Ülker'in iki uzunu takımlarının rahat kazanmasını sağladılar. Semih Erden 27s- 6r ile uzun zamandır gördüğümüz en iyi performansını sergiledi, Bjelica ise 18s- 7r- 4a- 4tç ile etkileyici formunu devam ettirdi.


                5- Stratos Perperoglou & Dario Saric: Perperoglou 11s- 8r- 5a ile sezonun en iyi maçlarından birini çıkardı, Saric de 23s- 9r- 2a ile çok etkileyici bir maç oynadı.


                4- Andre Smith & Brian Qvale: Tofaş'ta bu kez kısalar değil, uzunlar fark yarattı. İki oyuncu da 21'er sayı ürettiler ve 6'şar ribaund aldılar. Smith 2 de asist ekledi.


                3- Josh Mayo & Sean Williams: Torku Konya çok önemli bir deplasman galibiyeti alırken Mayo 21s- 6r- 7a- 3tç ile eksiksiz bir performans sergiledi, Sean da 14s- 11r- 5b ile katkı yaptı.

               
                2- Sinan Güler & Pietro Aradori: Galatasaray'ın sakatlıklardan dolayı ilk beş çıkan iki kısasından Sinan 29s- 3r- 3a- 3tç ile haftanın en skoreri oldu, Aradori de 15s- 7r- 6a ile '10-5-5'i geçmeyi başardı.

               
                1- Keith Simmons & Vladimir Veremeenko: Banvit zayıf rakibini son çeyrekte geçerken fark yaratan isimler oldular. Simmons 25s- 4r, Veremeenko 24s- 11r- 3a- 2b ile oynadılar.





               
                Kaybeden Yıldızlar:



                3- Jerome Randle & Craig Brackins: Randle ilk maçında 23s- 3a ile oynadı ve takımı eski haline geri getirdi, Walsh etkisiz kalırken, Brackins de 19s- 4r- 2a- 5tç ile oynadı.




                2- Chris Lofton & Ryan Broekhoff: Beşiktaş'ın derbi maça geri dönmesini sağladılar, Lofton 20s- 6r- 6a ile müthiş oynadı, Broekhoff da 16s- 9r- 3a ile oynadı ama uzunlardan destek alamayınca maçı çeviremediler.

               


1-      Chris Warren & Eric Buckner: Uşak kaybetti, bu iki oyuncudan Warren 25s- 4r- 3a ile yıldızlaştı, Buckner ise 22s- 15r- 3a- 3b ile oynadı.







sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


Eurocup’ta Yedinci Hafta

Eurocup’ta yedinci hafta maçları bu hafta. Programa bakalım…




  1. TEMSİLCİLERİMİZ


         

                Çarşamba 19:00 Banvit-Partizan: Eurocup’ta klasik olarak beş maçı da geriden gelerek kazanan Banvit koç Lukic ve tecrübeli oyuncularla mükemmel bir uyum yakalamış durumda. Partizan ilk maçtan bu yana toparlanma eğiliminde olsa da, istedikleri sonuçları elde edemediler; son üç mağlubiyetlerini de tek haneli farklarla aldılar. Bu maç öncesi, iki takım da rahat bir konumdalar. Banvit grubu ilk ikide bitirecek, Partizan da Avrupa’ya veda edecek, bu maçta muhtemelen genç oyuncuları uzun sürelerde izleme imkanı bulacağız. Partizan zaten genel olarak çok genç bir takım, tecrübeli Milan Macvan takımın istatistik lideri olsa takımı galibiyetlere taşıyamadı. Edo Muric muhteşem bir çıkış yakaladı, ‘94lü uzunlar Gagic-Milutinov iyi sayılabilecek performanslar sergiliyorlar. ‘97li Marinkovic son maçlarda etkileyici şut performansları sergilese de kararlarında sıkıntı yaşayabiliyor… Banvit haftasonu Eskişehir’i son çeyrekte geçti, Partizan ise Cibona’yı yenmeyi başardı.




Çarşamba 19:45 Beşiktaş IF-Zenit St.Petersburg: İlk yarıdaki Zenit-Beşiktaş maçı Beşiktaş’ın çıkışa geçtiği maç oldu, arka arkaya beş maç kazanan Beşiktaş gruptan ilk ikide çıkmayı garantiledi, zaman zaman istenilen performansı sergilemeseler de Lofton önderliğinde galibiyetleri seriye bağladılar… Zenit gruba kötü başlamasına rağmen son iki maçında evinde galibiyetler aldı ve Union Olimpija’nın Begic’i de gönderip oldukça kötü oynamasıyla tur için şanslarını yükselttiler. Zenit kadroda sadece dört yabancı bulunduruyor, Kulagin dışında tamamen bu dört yabancıyla etkili olduklarını söyleyebiliriz. Amerika pasaportlu gardlardan Hodge son iki maçta mükemmel oynuyor, 22.5s- 6.5a ortalamalarıyla takımın lideri, diğer gard Cameron kenardan gelip katkı sağlıyor, Kanadalı Kyle Landry zaten yıllardır takımın en önemli oyuncularından biri ve son olarak Sırp pivot Borovnjak özellikle Khimki karşısındaki mükemmel oyunuyla yıldızlaşmıştı. Bu maç Beşiktaş’ın gruptaki yeri için çok önemli olmasa da, Zenit için çok önemli olacak. Rus temsilcisi, bu haftaki sonuçlara göre Olimpija’yı yakalayabilir, tur için evlerinde oynayacakları Olimpija maçı final olacak ama bu hafta gelebilecek bir galibiyet takımın özgüvenini arttıracak… İki takım da haftasonunu deplasman maçlarında yenilgiyle kapattı..




                        Çarşamba 20:00 Pınar Karşıyaka-Buducnost: Pınar Karşıyaka gruptan muhtemelen çıktı ama son maçlarda olabilecek bir sürprize kapıyı kapatmak için bu hafta Buducnost’u, haftaya da Ventspils’i yenmeleri gerekiyor. İki takım arasındaki ilk maçta Pınar Karşıyaka zor da olsa galip gelmişti. Buducnost kağıt üstünde ortalamanın üstünde bir kadroya sahip ama kenardan katkı alamıyorlar ve ilk beş oyuncularını fazla dinlendiremiyorlar. Geçen hafta tam 16 asist yaparak Eurocup rekoru kıran Omar Cook, bu asistlerini çoğunlukla uzunlar Dasic-Planinic’e yapıyor. Takımın en skorer isimlerinden biri de Reynolds, iki haftadır oynamıyordu ama haftasonu oynadı. Capin-Sehovic-Sheehey de takımdaki diğer önemli isimler… Pınar Karşıyaka hafta sonunda Türk Telekom’u son çeyrekte yendi, Buducnost ise evinde Olimpija’yı çok rahat geçti.



  1. EUROCUP’da BU HAFTA



Batı Konferansı: 


_ A Grubu’nda lider Strasbourg, Zaragoza’ya gidecek, Zaragoza’nın tur şansı hemen hemen bitti… Almanlar’ın maçında Telekom B. Bonn’un konuğu Brose Baskets, Telekom gruptan çıkma yarışını sürdürmek için kazanmalı… Son olarak da Bonn’un peşinde olan Paris bu hafta grubun zayıf halkası Reggia Emila’ya konuk oluyor…



_ B Grubu’nda namağlup Gran Canaria, Telenet Oostende’yi ağırlıyor... Fransızlar’ın maçında Dijon’un konuğu Asvel… Son olarak ise grupta dibe vuran iki takımdan Artland, Cantu’yu ağırlıyor…. Üç maçta da evsahibi takımlar favori konumundalar.



_ C Grubu’nda Nancy ile Roma liderlik maçına çıkacaklar… EWE-CEZ’i ağırlıyor, Çekler ikinci tura yakın… Sevilla, Charleroi deplasmanında kazaya uğramayarak üçüncülük yarışını zorlamaya devam etmek isteyecek…





Doğu Konferansı:



_ Beşiktaş’ın grubunda Khimki-Olimpija maçı var, Union Olimpija geçen hafta çok kötü bir performans sergiledi, hedef maçları öncesi bu maçta da benzer bir performans sergilemelerini bekliyorum… Olaj-Riga maçında grubun son iki sıralarındaki takımlar karşılacaklar, Olaj iç sahada daha diri bir takım görünümünde, bu maçın favorisi olacaklar…



_ Banvit’in grubunda Krasny-Hapoel maçı var, Rus takımı geçen hafta büyük bir sürprize imza attı, o maçı kazandıktan sonra bu maçta hata yapacaklarını sanmam… Lider Rytas’ın konuğu Aseoft Ploiesti. Asesoft iyi başladıktan sonra, son iki maçını kaybetti ve turu zora soktu. Rytas aldığı galibiyetler dışında, oynadığı oyunla en beğendiğim takımlardan biri oldu, ev sahibi oldukları maçlarda çok rahat oynuyorlar…



_ Karşıyaka’nın grubunda namağlup Loko Kuban, Ventspils deplasmanına gidiyor ve bu maçta net bir şekilde favoriler ama Gora karşısında olduğu gibi geriye düşebilirler… Altı maçını da kaybeden Gora’nın konuğu ise ikincilik iddiası devam eden PAOK olacak…










sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1


Davis Cup İsviçre’nin

Fransa’nın Lille şehrinde düzenlenen Davis Cup finallerinde İsviçre, Fransa’yı 3-1’le geçerek turnuva tarihindeki ilk kupasını elde etti…
               


                _ İlk maçta Stan Wawrinka ile Jo-Wilfred Tsonga karşılaştılar, kendine güveni yerine gelen Wawrinka müthiş bir maç çıkardı, Tsonga hafif sakatlığının da etkisiyle maça tutunamadı ve Stan dört sette kazanarak İsviçre’yi öne geçirdi.


                _ İkinci maçta Gael Monfils ‘kariyerimin en iyi üç maçından biri’ olarak nitelediği maçta Roger Federer’i adeta ezerek geçti ve Fransa’nın tek galibiyetini elde etti.


                _ Çiftler maçı belki de turnuvanın en kritik maçı oldu, İsviçre’nin maçı Federer-Wawrinka ikilisiyle çıkma kararını açıklamasının ardından Fransa yine de Monfils’i tercih etmedi, Bennetteau’nın yanında klasik partneri Roger-Vasselin yerine Gasquet olunca Fransız çiftinde uyumsuzluk göze çarptı ve İsviçre üstünlüğü ele aldı.


                _ Tsonga’nın çekilmesinden sonra son günde Federer’in karşısına Monfils de çıkamadı ve Gasquet çıktı. Maç boyunca üstünlüğü elinde tutan Roger Federer ülkesine kupayı kazandırdı.



                İsviçre ilk kupasını elde ederken, Fransa kaybettiği son dört finalin üçünü evsahibiyken kaybetti, Fransa için Tsonga’nın sakatlığı talihsiz oldu, sonucu değiştirir miydi bilinmez ama Monfils’in çiftler maçında oynamaması da skoru İsviçre’nin lehine çevirdi… İsviçre de Federer’in kariyerinin sonlarında Davis Cup’ı kazanmayı başardı, Wawrinka da son dönemdeki formsuzluğunu üzerinden atarak zamanında form tuttu…








sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1