2 Mayıs 2014 Cuma

Fenerbahçe durumu eşitledi; KADINLAR FİNALİ FİNALE KALDI

             TKBL final serisi dördüncü maçında Fenerbahçe Galatasaray’ı 71-65 ile yenerek seride durumu 2-2 yaptı. Şampiyonu belirleyecek olan maç Pazartesi 20:00’de Abdi İpekçi’de oynanacak.  
               

Maçın Hikayesi
               
                İki takımın bu sezonki 10.maçı Sancho Lyttle’ın basketiyle başladı. Fenerbahçe tempoyu yükseltmeye çalıştı ve ilk dakikalarda başarılı da oldu. 8-2’lik seriyle geriye düşen Galatasaray sabırlı-pasa dayalı hücumu ve iyi savunmasıyla 15 sayılık bir seri yakalayarak 8.dakikada fark çift hanelere taşıdı: 8-19 İlk çeyrek 12-24 ile sona erdi Zellous takımın ilk 13 sayısının 7’sine imza attı.

                12.dakikadaki 14-26’lık skordan sonra Birsel Vardarlı’nın önderliğinde Fenerbahçe ipleri eline aldı. Dar rotasyonun da etkisiyle oyundan düşen Galatasaray farkın kapanmasına engel olamadı ve devre 31-36’lık skorla sona erdi.



                İkinci yarı Alba Torrens’in üçlüğüyle başladıktan sonra Fenerbahçe farkı adım adım kapattı. Esmeral’ın üçlükleri ve Angel-Cappie ikilisinin devreye girmesiyle farkı kapatmaya başlayan Fenerbahçe 29.dakikada rakibini yakaladı: 47-47 Çeyrek sonunda iyi savunma yapan Galatasaray son çeyreğe 49-50 ile önde girdi.
               
                Galatasaray son çeyreğe basketle başladı ama sonraki beş dakikada 14-2’lik Fenerbahçe serisi geldi ve Fenerbahçe maçın son dört dakikasına 63-54 ile üstün girdi. Galatasaray Türk oyuncularla toparlansa da son çabaları yetmedi ve Fenerbahçe durumu eşitlemiş oldu.

               



İstatistikler

                Fenerbahçe’de Türk oyuncuların katkısı öne çıktı. Esmeral 15s -3r -3a ve seride şu ana kadar beklenenin altında kalan Birsel 14s-2r-5a ile oynadılar. Angel 15s-7r ve Matovic 10s-6r ile günün iyi oyuncuları oldular.

                Galatasaray’da Zellous 23 sayı üreterek maçın en skorer ismi oldu. Skorer oyunu yanında 2r-3a ile oynadı. Sancho Lyttle 8s-13r-6a ile çok yönlü bir oyun sergiledi. Işıl 5s-4r-5a ile oynarken Alba Torrens de 15 sayı üretti.




Genel Yorum
               
                Serinin en keyifli maçını izledik. Galatasaray sadece son dakikaları kötü oynamadı, ilk 12 dakika dışında kalan son 28 dakikayı kötü oynadı ve fark yavaş yavaş kapandı. Bunda Galatasaray’ın dar rotasyonu ve Fenerbahçe’nin özellikle ribaundlarda çok etkili olması etken oldu. Pazartesi akşamı oynanacak olan maç sadece şampiyonu belirlemeyecek. Şu ana kadar oynanan 10 maçta durum 5-5. Kazanan ikili rekabette sezonun galibi de olacak.

               


               
                sahinarif88@hotmail.com


İspanya'da haftaya bakış

İspanya'da Şampiyonlar Ligi finalistlerinin belirlenmesinin ardından gözler tamamen lige çevrildi. 
Atletico Madrid şampiyonluk yolundaki en önemli maçını bu hafta oynayacak. Simeone'nin ekibi bu yıl gerçekten mucizeye imza attı. Football Manager vb oyunlarda hem ligi hem şampiyonlar ligini Atletico gibi bir takımla kazanmak bile ütopik gözükürken, artık bu başarıların birer adım arkasındalar. Şahsi görüşüm Atletico bu hafta puan kaybetse bile şampiyonluğu ancak 1 şekilde kaybeder: Real Madrid son haftaya kadar puan kaybederse... Bu şekilde düşünmemin sebebi de ikili rekabet. Son haftaya Atletico 1. Real 2. ve Barcelona 3. girerse, Barcelona'nın Atletico Madrid'i yenip Real Madrid'i şampiyon yapacağına ihtimal vermiyorum. Ancak Real son haftaya kadar puan kaybeder ve Barça 2. sıraya çıkarsa, şampiyon değişebilir. 
Bunların hepsi senaryodan ibaret tabi ki de. Bu hafta da Atletico Madrid'in kısır bir maç sonunda kazanıp haftaya Vicente Calderon'da tur atacağına inanıyorum. 
Ligin geri kalanı da hemen hemen şekillenmiş gibi. Atletic Bilbao 4. sıra için büyük avantaja sahip. UEFA Avrupa Ligi için de Sevilla, Sociedad ve Villarreal'in işi hemen hemen garantilediğini söylemek mümkün. Ligin dibindeki mücadele ise oldukça karışık ve yorumda bulunmak için bu haftaki kritik mücadelelerin sonucunu beklemek daha doğru olacaktır. 



Arda Turan'ın performansı hakkında

Arda ya da kendi tabiriyle '' Bayrampaşa'lı'' belki de kariyerinde ulaşabileceği en büyük başarıların eşiğinde ve tüm Türk basını onun harika oyunundan bahsediyor. Ben ise bu görüşe katılmayan gruptayım. Atletico Madrid için vazgeçilmez olan ve rotasyona pek dahil olmayan 7 oyuncu var ve Arda bu isimlerden biri değil. Bu 7 oyuncu kaleci, geri dörtlü, Gabi ve Diego Costa. Diğer oyunculardan kimin oynadığı çok farketmiyor. Zaten gole bu kadar yakın bir pozisyonda görev yapmasına rağmen gol ve asist sayısı olarak geride kalan bir oyuncunun da vazgeçilmez olmasını beklemek doğru değil. Arda sert bir mücadeleye sahne olacak maçlarda hırsı ve takım oyuncusu kimliğiyle faydalı oluyor fakat onu Türkiye'de gördüğümüz noktadan oldukça uzakta. Sezon sona erdiğinde Koke, Costa, Courtois, Miranda gibi isimler yüksek meblağlara transfer yapabilir fakat Arda'nın bu şekilde bir transfer yapabileceğine inanmıyorum. Arda takım oyuncusu olarak harika bir oyuncudur fakat bireysel olarak çok fazla şeyler beklememeliyiz diye düşünüyorum.

1 Mayıs 2014 Perşembe

KARTALLAR YÜKSEK UÇAR: BENFİCA BİR KEZ DAHA FİNALDE!

Futbolseverler hele hele dünkü Şampiyonlar Ligi maçını izleyenler açısından maalesef oldukça sıkıcı bir maçtı. Yazı yazmayacak olsam 30. dakikadan sonra izlemezdim. Sıkıcı futbolun sebebi kesinlikle Mourinhovari bir defans oyununun tercih edilmesi değildi. En azından öyle bir futbolun bir amacı bir felsefesi var. Bugünkü maç tam anlamıyla oyuncu kalitesizliğinden ötürü topun bir oraya bir buraya gittiği bir maç oldu.


Maçın Hikayesi

Sahada iki dikkat çekici değişiklik vardı. Juventus’da benim de beğendiğim ancak bugün pek bir varlık gösteremeyen Arturo Vidal ilk 11’de yerini aldı. Benfica cephesinde ise Cardozo’nun yerine Lazar Markoviç rövanşta maça başladı. İlk yarıda 20 ve 25’ te Arturo Vidal ile Tevez’in ikisinin de uygun pozisyonlarda kötü şutları dışında bahsedilecek bir aksiyon yoktu. İkinci yarıda yine aynı düşük tempolu oyun oynanırken 10 dakikada 2 sarı kart gören Perez 67’de kırmızı kart ile oyundan atıldı. Bu kartın oyuna hareket getireceğini umarken dakikalar geçmesine rağmen oyun hızında değişiklik olmadı. 77’de S.Lichtsteiner, süzülerek ona doğru gelen topu Burakvari bir aymazlıkla kontrol edemeyince net bir fırsat tepilmiş oldu. 82’de Juve’nin golü geldi ancak asisti yapan Pogba ofsayt olduğu için iptal edildi. Maçın sonlarında biraz hır gür olunca iki takıma da birer kırmızı kart çıktı, birkaç dakika sonra da nihayet orta hakem işkenceyi bitirdiJ


Yorum

Bu aralar tahminlerim tutuyor. İlk maçta “Benfica öyle böyle geçer” benzeri şeyler söylemiştim. Tam olarak öyle oldu, yani Benfica hiçbir şey yapmayıp turu geçti. Taraftar konusunda yanıldım stat dolmaz diyordum ancak tribünler bayağı hareketliydi ancak Juveli oyuncular tribünlere pek ayak uyduramadı. Hakemin hediyesi kırmızı kart bile işe yaramadı. Yarım saat 10 kişi oynayan takım karşısında sadece 2 pozisyon bulabilen Juve bu noktadan kupaya veda etti.

 Benfica’nın rakibi Sevilla oldu. Kupa Portekiz’e gider diyecektim ki Sevilla’nın son dakika golü gelmiş. Bildiğimiz gibi genelde son dakika golüyle tur atlayan takımlar bir sonraki maça daha güçlü bir psikoloji ile çıkıp kupayı alırlar. O yüzden final için pek bir şey diyemeyeceğim.




ukara902@gmail.com

Valencia avantajı elde etti (Eurocup)

               Eurocup final serisi ilk maçında Valencia konuk ettiği Unics Kazan’ı 80-67 ile yenerek ikinci ayak öncesi avantaj elde etti.  
               

Maçın Hikayesi
               
                Valencia maça van Rossom-Rafa Martinez-Sato-Doelmann-Dubljevic beşiyle başladı. Unics Kazan ise Kaimakoglou’nun yokluğunda Zisis-Goudelock-Eidson-Sokolov-Kurbanov beşini tercih etti.

                Valencia maça beklendiğinden daha bir başlangıç yaptı. Takımın ilk 5 sayısını üreten Rafa Martinez 2 faul yapıp çıktıktan sonra Justin Doellman arka arkaya 6 sayı üretti. Unics Kazan da ilk altı dakikada 5 top kaybı yapınca 6.dakikada fark çift hanelere çıktı: 16-4 Valencia ilk çeyrek sonunda     27-12 ile öne geçti. İkinci çeyrekte Doellman’ın yanında Ribas da skora katkı verince fark iyice açıldı. 16.dakikada 41-15’lik skoru yakalayan Valencia devreyi 49-27 ile önde tamamladı. Doellman ilk yarıda 19 sayı kaydetti.

                Farkı 26.dakikada 30 sayıya kadar çıkaran Valencia kalan bölümde farkın kapanmasına engel olamadı ama rakibin çok da yaklaşmasına izin vermedi. Bitime 1:20 kala farkı 20 sayının altına indiren Unics Kazan son saniyeleri de iyi oynayarak farkı 15 sayının altında tutmayı başardı.

               



İstatistikler

                Valencia’da Doellman 28s-6r-3tç ile oynadı. Pau Ribas 14s üretirken Dubljevic 12s-3r, Lafayette 8s-5r-7a ile oynadılar.
                Unics’te Eidson 10s-10r-4a ile oynarken Veremeenko 19s-4r, Harangody 12s, Goudelock 9s ile oynadılar. Goudelock 3/9 saha içi isabet, Zisis 0/5 saha içi isabetle oynadı.


Genel Yorum
               
                Valencia maça beklenenden yüksek bir tempoyla başlayarak 25 dakika boyunca istediği oyunu sahaya yansıttı. Unics Kazan az sayıda kaliteli oyuncuyla oynayan bir takım. Kostas Kaimakoglou’nun yokluğu maçın başında onları etkiledi. 25 dakika boyunca Zisis-Goudelock ikilisinin de iyi oynayamaması sonucu Valencia’ya çözüm üretemediler ama son 15 dakikadaki performansla ikinci maç öncesi umutlarını sürdürdüler. Unics Kazan yarı final ilk maçında da Kızılyıldız deplasmanında 11 sayı fark yiyip rövanşta turlamıştı.

                Finalin ikinci ayağı 7 Mayıs Çarşamba günü oynanacak.  

               


               
                sahinarif88@hotmail.com


FUTBOL AFYONDUR



Karl Marx, devrim yapmak için işçi sınıflarının bir sınıf oluşturduklarının farkındalığına erişmelerini(class for itself), toplumdaki dominant grupların da bunu engellemek için bir takım ilüzyonlar yarattığını savunur. Burjuvazi emekçi sınıfların sömürü sistemine başkaldırılarını, kendi çıkarlarını korumalarını engellemek için bu sınıfın farkındalığını önleyecek çeşitli araçlar kullanır.

Endüstri devriminin ortaya çıktığı, işçi sınıfının oluştuğu İngiltere’de futbolun buna paralel gelişmesi tesadüf değildir. Özellikle Liverpool ve Manchester gibi sanayi şehirlerinde futbol kültürünün daha eskiye dayandığını ve kulüplerin daha güçlü ve köklü olduğu ortadadır. Ayrıca adada genelde işçi sınıfını oluşturan İrlanda ve İskoçya kökenli vatandaşların futbola olan ilgisinin daha büyük olduğunu görüyoruz. Maçlardan önce buluşulan Irish Pub’lar alınan alkolle yapılan ön hazırlık mekanlarıdır. Bir anlamda bardan, stadyuma oradan eve dek süren yolculuk, gerçeklerin unutulduğu, kapitalist üretimi gerçekleştiren emekçilerin işe tekrar hazır hale gelmek için deşarj edildiği, yani yeniden üretildiği bir gezi haline gelir. Ayrıca neden burjuva ve aristokrat olan İngilizlerin çay içtiğini, biranınsa İrlandalılara ait olduğunu anlamak güç değil.

Kapitalizm Marx’ın kavramsallaştırmasıyla emekçi sınıfı “class for itself” aşamasında tutmaya çalışadursun, futbol kendi sosyalist söylemini yaratmıştır. Birçok işçi takımı kurulmuş, sosyalist tribünler oluşturulmuştur. Che Guevara “Futbol sadece basit bir oyun değildir, futbol devrimin silahıdır.” derken, sınıfın farkındalığını sağlayacak entelektüel arkaplanı sağlamaktaydı. Bunun gibi “Futbol, ezilen halkın mutluluğudur.” diyen Afrikalı futbolcu George Weah futbolun simgesel anlamını vurguluyor, onun ümit veren yanını dile getiriyordu. Alf Barnett ise “Futbol işçi sınıfının balesidir.” sözüyle futbolun yarattığı kamusal alanı ve söylemi anlatmaya çalışıyordu.

Kapitalizm rahat durmuyor. Reklamlarla, anlaşmalarla, sponsorluklarla, biletlerle, passoliglerle ve daha nice şeylerle futbol üzerinde yayılmaya çalışmaya devam ediyor. Ayrıca  futbolcuların “beden”leri üzerinden yaptığı sömürüyü görünmez kılıyor. Vitrin edilen futbol emekçilerinin dışındaki tüm futbolcuların emeği sömürülüyor. Bunun dışında “beden”ler sahada ve saha dışında, antrenmada ve özel hayatta disipline edildiğinden, bir nevi biyopolitik yollardan düzene sokulduğundan, sömürü artık hayatın tüm alanına yayılıyor, iyice görünmez dolayısıyla direnilemez oluyor.

Ali Ece; “Futbol bir afyondur, ancak afyondan ilaç yapılır” der. Evet, artık futbolun sosyalist boyutu çok simgesel. Ancak o bizim yaralarımızı sarmamızda kullanabileceğimiz bir ilaç olabilir. Bunun için farkındalığımızı ortaya çıkarmalı ve direnişimizi göstermeliyiz. “Sosyalizmde her birey başkası için çalışır ve herkes kazançtan pay alır. Futbol bu olmalı, hayat bu olmalı”...Bu sözde Bill Shankly futbolun komünist manifestosunu yazıyor. Futbolda ne kadar adilsek, hayatta da o kadar adil oluruz. Çünkü hayatla futbol aşırı derece benzer.

Umut Mişe

CHELSEA DAĞILDI: LİZBON’A MADRİD DAMGASI!

Evet, Atletico-Chelsea eşleşmesi için söylenebilecek pek fazla bir şey yok. A. Madrid’e saygı duymamız gerekiyor. Chelsea cephesinde ise bu sefer finalin kaybedilmesinin sorumlusu maalesef Mourinho. İlk maçtaki Chelsea’nin “beraberliğe razı” görüntüsü Madridli oyuncuları motive etmekten başka bir işe yaramadı. Madrid gibi “büyük takım” olmayıp ancak en az büyük takımlar kadar eli ayağı düzgün oyunculara sahip takımlar bu tür psikolojiden her zaman güçlenerek çıkar. İlk maçta özellikle bazı Chealsea’li oyuncuların abartılı şekilde mücadeleden kaçıp süreye oynamaları, özellikle ilk maç ile rövanş maçı arasında çok kısa zaman olan durumlarda sıkıntı yaratır. Üstelik ev sahibi de olsa bence 0-0 Madrid için çok iyi bir skordu ve deplasmanda atılan gol Chelsea’yi dağıtmaya yetti. Maalesef Mourinho bu kez bunları öngöremedi.


Maçın Hikayesi

İlk maçın aksine rövanş maç genel olarak gerçekten keyifli idi. Oyun Madrid’in kontrolünde başlamasına rağmen ilk ciddi pozisyonu David Luiz’in rövaşatası ile 22’de Chelsea buldu. 36’ya kadar karşılıklı ataklarla geçen bölümün ardından ilk 30 dakikanın etkisiz ismi Torres, Willian’ın çabası ile gelişen pozisyonu düzgün bir vuruşla bitirerek golü yaptı. İlk yarı böyle bitecek derken güzel bir organizasyon sonucu Adrian’ın golü gelince ipler bu kez Madrid’in eline geçti.
İkinci yarıya Torres-Eto değişikliği ile başlayan Mourinho’nun bence doğru yaptığı bir iş maalesef elinde patladı. Acemice bir penaltiya sebep olan Eto için gece o noktada bitti. Costa ile penaltıyı gole çeviren Madrid için artık final için sadece 35 dakika kalmıştı. Bu noktada Chelsea için tek çözüm, kısa bir süre içinde skoru eşitleyerek son 10 dakikada turu getirecek golü bulmaktı. Chelsea o pozisyonu hem de birkaç dakika içinde buldu ancak hafta sonu maç boyunca şans yanında olan Chelsea, burada direğe takıldı. Arda’nın golü berbat giden işlerin üzerine tüyü dikti. A.Madrid, bir diğer İspanyol R.Madrid ile finale yükseldi.
Genel Yorum
Arda’nın temposu düşüktü, ancak iki goldeki katkısı Arda için sadece günü değil sezonu da kurtardı. Torres eskilerin iyi bir santraforu ancak bu maçta yapılacak bir tercih değildi. Gol dışında yoktu dicem ama gol atan forvet eleştirilir mi? Evet!
Chelasea için şanssız bir gece olduğunu düşünüyorum. Chealsea’nin pozisyonunda top direkten dönüp karabole düşerken, Arda’nın pozisyonunda sanki Arda direkle paslaşıp topu önünde buldu. Burada Arda’ya torpil geçip “Arda pozisyonu takip etti” cilere sözüm bir sözüm var. O kafayı vuran herkes zaten o noktaya doğru koşar; ya gol için sevinecek ya da başını elleri arasına alacak yani orada Arda pozisyonu takip etmedi top gelip Arda’yı bulduJ o yüzden pozisyonu abartmayalım.
Son olarak Finalde kim mi kazanır? Tabi ki Viva MadridJ


Eurocup finali öncesi

Avrupa’nın 3 numaralı kupası olan Eurochallenge’ın tamamlanmasından sonra sıra geldi 2 numaraya. Turnuvanın başından bu yana beklendiği üzere Unics Kazan ile Valencia finalde karşılaşacaklar.

            Değişen formatı açıklayalım; final artık iki ayak üzerinden oynanacak ve diğer turlarda olduğu gibi toplam skor şampiyonu belirleyecek. Son iki yılda önce final-four sistemi, sonra da tek ayaklı final sistemi uygulanmıştı.  Bakalım bu sistem kalıcı olacak mı? Şahsen, 5 maçlık serinin daha adil olacağını düşünüyorum ama tek maçlık sisteme göre daha adil olacak bu sistem.

            Eşleşmede ilk maç 1 Mayıs Perşembe günü Valencia’da oynanacak. İncelemeye evsahibinden başlayalım:




Valencia



            Finale giden yol


            Valencia iyi bir ilk tur geçirmedi. İlk turda Union Olimpija’ya iki kez kaybettiler, Asvel deplasmanında kaybettiler. İkinci turda Unics Kazan’a iki kez yenilmeleri dışında Stelmet Gora deplasmanında da maç kaybettiler.

            Grup aşaması bittikten sonra vites yükselten Valencia, turnuvanın en formda takımlarından biri olan Khimki’yi zorlu bir serinin ardından eledi. Sonrasında da Alba Berlin ve Nizhny Novgorod’ı elediler.

           
Kadro


Valencia’nın rotasyonu şu şekilde oluşuyor;

Oliver Lafayette – Sam van Rossom
Rafa Martinez  - Pau Ribas
Romain Sato – Vladimir Lucic
Justin Doelmann – Pablo Aguilar
Bojan Dubljevic – JJ Triguero


Valencia’nın kadrosunda bulunan Ksystof Lavrinovic ise kurallar gereği turnuvada forma giyemiyor. Pivot bölgesinde ‘Eurocup Yükselen Yıldız’ ödülünü alan Bojan Dubljevic oynuyor. Dubljevic maçlara genelde benchte başlıyor ama takımın en önemli oyuncularından biri. Ortalama 22 dakikada 14s -6r ortalamalarına sahip.

Amerikalı forvet Doellman 14.5s -4.5r -2.5a ortalamalarına sahip. Çok iyi bir yüzdeyle şut attığını da belirtelim.

Genç Belçikalı van Rossom 9s-3a ortalamalarına sahip. Tecrübeli isimler Rafa Martinez ve Ribas beklenen katkıyı veriyorlar.

Ülkemizde oynamış isimlere bakalım. Lafayette 9s -4a ile oynuyor ve turnuvada 32/33 serbest atış başarısı var. Sato 9.5s -5.5r ortalamalarına sahip ve her zamanki gibi savunma sertliğiyle dikkat çekiyor.


Form durumu


Valencia Eurocup’taki son maçına 9 Nisan’da çıkmıştı. O tarihten bu yana üç İspanya Ligi maçı oynadılar ve üçünü de kazandılar. İlk ikisi zayıf takımlara karşı olsa da son maçta Madrid deplasmanına gittiler ve maçı 105-110 ile kazandılar. Valencia şu anda ligde 26g – 3m ile ikinci sırada ve ligi bu sırada bitirecek gibi duruyor.








Unics Kazan


Finale giden yol


Sezon başında çok iddialı bir kadro kuran Unics ilk turda beklendiği üzere fırtına gibi esti. Banvit’i son saniye basketiyle geçmeleri dışında bütün maçları ortalama 19 sayı farkla kazandılar. İkinci turda Telenet Oostend deplasmanında beklenmedik bir yenilgi alan Kazan kalan maçlarını kazanmayı başardı.


Eleme turlarında ise sırasıyla CEZ Nymburk, TED Ankara Kolejliler ve Kızılyıldız’ı elediler. Kızılyıldız haricinde eleme turlarında ‘dişlerine göre’ rakiplerle eşleştiklerini de belirteyim.



Kadro


Unics’in başında ‘Eurocup’ta yılın koçu’ seçilen Andrea Trincheri var.

Takımın rotasyonu şu şekilde oluşuyor;

Nikos Zisis – Tywain McKee
Andrew Goudelock –
Chuck Eidson – Nikita Kurbanov
Kostas Kaimakoglou – Luke Harangody
Vladimir Veremeenko – Dmitry Sokolov


Görüldüğü gibi, Unics Kazan’ın Valencia’ya nazaran kadro derinliği az. Hatta Kurbanov-Sokolov ikilisini de rotasyondan çıkarabiliriz.

Takımın en skorer oyuncusu Goudelock. Genç Amerikalı 19s -2r -3a ortalamalarına sahip. Çok iyi bir şut yüzdesine sahip.

Şahsen Avrupa’da en çok sempati duyduğum oyunculardan biri olan Chuck Eidson’ın abartılı ortalamaları yok. Eidson’ın sahanın her alanında etkili olduğunu ve gerektiği zamanlarda da sorumluluk aldığını görüyoruz.

Kostas 8s -5r ortalamalarına sahip ama özellikle dış şut tehdidiyle dikkat çekiyor. Takımın diğer oyuncuları da abartılı istatistiklere sahip değiller ama takım olarak çok iyi oynuyorlar.



Form durumu


Unics Kazan’ın ligde iyi bir sezon geçirmediğini söyleyebiliriz. Son dönemde ligde Triumph ve Enisey deplasmanlarında kaybettiler, Spartak Primorie’yi deplasmanda yendiler. Ligde toplamda 8g – 10m ile beşinci sırada yer alıyorlar. VTB Ligi’nde iyi bir sezon geçiren Unics Kazan A Grubu’nu birinci sırada bitirerek yarı finale kaldı.








Valencia – Unics Kazan


İki takım daha önce son 32 grubunda eşleşmişti. Rusya’da oynanan ilk maçta Unics Kazan maç sonunu iyi oynayarak 82-75 ile galip gelmişti. İspanya’daki maçta ise Unics Kazan 73-76 ile galip gelmişti.


Ben finalin de iki-üç ay önceki provasında olduğu gibi geçeceğini düşünüyorum. Unics Kazan zorlansa da şampiyonluğu kazanır diye düşünüyorum.

















sahinarif88@hotmail.com