31 Ocak 2015 Cumartesi

ANALİZ - Beşiktaş Integral Forex

Sistem: Beşiktaş IF geçen sezonki başarısız sezona rağmen yeni sezona da Ahmet Kandemir'le başladı. Yabancılardan Lofton-Broekhoff ve yerlilerden sadece Muratcan Güler takımda kaldılar; oyun kurucu olarak tecrübeli yerliler Engin Atsür-Kerem Tunçeri transfer edildi, Broekhoff'un yedeği olarak Caner Erdeniz ve pota altına Jajuan Johnson-Hilton Armstrong-Muhammed Doğan Şenli transfer edildiler. En önemli soru işaretleri ise kolej eğitimini tamamlayıp gelen Patrick Miller ve Tyler Stone'ın transfer edilmeleri oldu.




Sezon başı ve yabancı değişikleri: Türkiye Kupası Elemeleri'nde zorlu grupta yer alan Beşiktaş kötü bir performans sergiledi. Tek galibiyetlerini Türk Telekom karşısında ikinci yarıda Lofton'ın etkileyici performansıyla aldılar. İlk maçta Miller sakatlık yaşadı, Stone'un yetersiz olduğu rahatlıkla görüldü. Miller yerine birkaç hafta sonrasında John Holland transfer edildi, Stone yerine ise geçen sezon da kadroda yer bulan Kenan Bajramovic transfer edildi.



Holland transferi ve yakalanan ivme: Ligde ilk maçında Darüşşafaka'ya yenilen BJK Eurocup'ta da İstanbul'da Olimpija'ya yenildi ve sonrasında John Holland transferi yapıldı. Holland transferi sonrası Lofton'ın sakatlıktan kurtulması ve daha iyi oynaması ve Johnson'ın da form tutmasıyla Beşiktaş arka arkaya galibiyetler almaya başladı. Zenit deplasmanındaki ve Khimki'ye karşı İstanbul'daki galibiyetler ilk bölümün en önemli galibiyetleri oldu.



İnişli-çıkışlı bölüm: Kasım ortasından itibaren kritik maçlarda zorlanan Beşiktaş mağlubiyetler almaya başladı. Pınar Karşıyaka'yla oynanan lig maçında Lofton'ın orta sahadan attığı üçlükle maçı uzatan Beşiktaş sonrasında Galatasaray ve Khimki deplasmanlarında berbat ilk yarılar çıkardı ve sonrasında durumu dengeleyemedi. Ligde arka arkaya galibiyetler alan Beşiktaş 2014 yılını mutlu bitirdi.



2015 iyi gelmedi: Yeni yılla beraber zorlu bir fikstüre giren Beşiktaş Lofton'ın da formunun düşmesiyle arka arkaya yenilgiler aldı. Ligde Efes-Fenerbahçe-Darüşşafaka yenilgileri, Eurocup'ta Karşıyaka-Paris yenilgileri ve dibe vuran Beşiktaş'ı gördük. Neptunas'la oynanan iki maçta alınan galibiyetler takımın nefes almasını sağladı.




En iyi maçlar: Beşiktaş bu sezon ciddi takımlara karşı fazla maç kazanamadı. En iyi maçları hatırlayalım...



3- BJK vs. KSK: Beşiktaş'ın iyi basketbol oynadığı maçlardan biri olmadı ama kesinlikle hatırlamaya değer bir maç oldu. Maçı uzun süre geride götüren Beşiktaş son saniyede Karşıyaka'nın faul yapmaması ve Lofton'ın orta sahadan bulduğu üçlükle maçı uzatmaya götürdü ve kazandı. 15 Kasım'daki maçta Atsür-Lofton-Broekhoff-Holland-Jajuan takıma galibiyeti getiren aktörler oldular.



2- Neptunas vs. BJK: Beş maçlık yenilgi serisi sonrası 21 Ocak'ta Klaipeda'ya giden Beşiktaş için bu maç silkinme ve Eurocup'ta 'tamam ya da devam' maçıydı. İkinci çeyrekte rakibine sadece 7 sayı atma izni veren Beşiktaş sezonun en iyi savunma performanslarından birini sergiledi ve Lofton-Jajuan önderliğinde hücumda etkili olarak galibiyete gitti.



1- BJK vs. Khimki: Cumhuriyet Bayramı'nda oynanan maç kesinlikle Beşiktaş'ın bu sezon oynadığı en iyi maç oldu. İyi bir kadro kuran ve turnuvanın en büyük favorilerinden biri olan Khimki maça iyi başladı ama bir türlü maçı koparamadı. Son bölümde rakibini sadece 6 sayıda tutan Beşiktaş Holland-Broekhoff ve Lofton'la galibiyete uzandı.




En kötü maçlar:  Sıralayalım...



3- GS vs. BJK: Abdi İpekçi'deki maça gelene kadar genellikle iyi bir sezon geçiren Beşiktaş o maçta tam anlamıyla darmadağın oldu diyebiliriz. Pocius-Micov'dan faydalanamayan Galatasaray ilk yarı boyunca farkı açtı, maç sonunda Beşiktaş geri dönmeye çalışsa da GS toplamda 100 sayıyı bularak maçı kazanmayı başardı.



2- Tofaş vs BJK: 8 Kasım'daki Bursa deplasmanı da Beşiktaş için çok kötü bitti diyebiliriz. İkinci yarının başında farkı 15 sayının üstüne kadar çıkaran Beşiktaş maçı rahat bir şekilde bitirmeyi umut ediyordu ama öyle olmadı, Tofaş Amerikalı oyuncuların etkili performansıyla maçı çevirmeyi başardı.



1- BJK vs KSK: 7 Ocak'taki Eurocup maçı BJK için kabus gibi bir maç oldu diyebiliriz. Lofton'ın etkisiz olduğu maçta KSK ilk çeyrekten itibaren farkı açtı ve skor patlaması yaşadı. Tam altı oyuncu çift haneli sayılara ulaşırken BJK'ın unutmak isteyeceği bir skor ortaya çıktı.




                                         OYUNCU NOTLARI



Engin Atsür: Ligde olmasa da Avrupa'da takımın en iyilerinden biri oldu. Hem ligde, hem Avrupa'da iyi şut yüzdeleri var ama Avrupa'daki maçlarda oyuna daha fazla ağırlığını koyuyor ve gerektiğinde kontrolü eline alabiliyor.



Kerem Tunçeri: Kariyerinin sonlarında ikinci gard pozisyonunda yer alıyor, Engin'in belki de beklenenden daha iyi performans vermesiyle arka plana itildi, asist yönünden etkili olsa da maçlar kopma noktasına geldiğinde her zaman kendisinden beklenenleri sahaya yansıtamıyor.



Chris Lofton: Hem ligde, hem de Avrupa'da takımın en skorer oyuncusu ve Avrupa'da takımın en verimli oyuncusu, bu açıdan Eurocup'ta da sezonun en iyilerinden biri. Ligde ve Avrupa'da aynı süreleri alırken Avrupa'da hem sayı ortalaması, hem de asist ortalaması daha yüksek, birçok maçta da takımını kurtaran oyuncu oldu.



John Holland: Sezona takımsız başlayan Holland sezonun ikinci haftasında Beşiktaş'a katıldı. Takıma ilk katıldığında takımının arka arkaya galibiyetler almasında önemli katkıya sahip oldu ama sonrasında hem Kandemir'in kendisine verdiği dakikalar azaldı, buna paralel olarak da katkısı azaldı. Lofton'ın aksine Avrupa maçlarında sayı katkısı daha da azalıyor ve Lofton da formsuz olunca takımın dış skoreri olmamasına neden oluyor.



Ryan Broekhoff: Bu sezon gerçekten muazzam oynuyor. Ligde etkili şut yüzdeleriyle 11s- 6r- 2a ortalamalarına sahip ve takımın en etkili oyuncusu, istatistiklere yansımayan savunma katkısı ve kritik dakikaları oynama becerisi de kendisinin artıları. Eurocup'ta ise sayı ortalaması düşüyor ama yine çok yönlü katkı veriyor. Broekhoff'u eleştirebileceğimiz nokta bulmak zor, seneye Türkiye'de kalacağını sanmıyorum.


JaJuan Johnson: Bu sezonun beklenmedik çıkışını yakalayan oyuncu oldu diyebiliriz, Lofton gibi ligde de iyi oynuyor ama Eurocup'ta vitesi daha da büyütüyor. Toplamda 13s- 6r- 1b ortalamalarına sahip, dış şutlarda bir uzuna göre ortalamanın üstünde başarı oranı var diyebiliriz, Beşiktaş taraftarının istediği yırtıcılığa sahip, Nizhny'de oynasa Trey Thompkins kadar etkili olabilirdi diye düşünüyorum.


Hilton Armstrong: Önemli NBA tecrübesine sahip olan oyuncu burada istenen katkıyı verebilmiş değil, ortalamaları tek hanelerde kalıyor ve çok fazla top kaybı yapıyor, serbest atış çizgisinden de başarısız; Hilton'ı takım için önemli kılan özellikler tecrübesi ve yedeğinin Doğan Şenli olması diyebiliriz.




Türk Telekom deplasmanı: Maça bazı ağır silahlarını ( Atsür-Lofton-Hilton) kenarda bekleterek başlayan Beşiktaş ilk bölümde maça ağırlığını koyamadı. İlk bölümde pota altında etkili olan TT dış oyuncularının da etkili olmalarıyla ilk yarı sonuna doğru farkı açtı. Dış atışlarda başarısız olan BJK bir daha maça geri dönemedi ve maç genellikle 10 sayı civarında bir farkla gitti ve 79-70 bitti. Beşiktaş'ta maçın iki başarılı oyuncusu yeni transfer Scottie Reynolds (12s- 6a) ve Ryan Broekhoff (15s- 10r) oldular.





Gelecek Maçlar: Ligde Şubat'taki tek maç Royal Halı maçı. Bu dönemde Eurocup'ta ise kader maçları oynanacak; önce Karşıyaka'ya gidecek olan Beşiktaş son maçında ise Paris'i konuk edecek...







sahinarif88@hotmail.com


twitter: @arifsahin1


www.abcspor.com

27 Ocak 2015 Salı

Murray ve Berdych 3 Sette !

Erkeklerde de çeyrek final maçlarının 2'si bugün oynandı. Normal şartlarda günün beklenen maçı olması muhtemel maç Berdych ile Nadal arasındaki maçtı. Ancak yerel kahraman Nick Kyrgios'un Avustrayalılara çok uzun yıllar sonra ilk kez bu kadar heyecan yaşatması Andy Murray-Nick Kyrgios maçını daha ilgi çekici hale getirmişti.

Tomas Berdych-Rafael Nadal: 6-2, 6-0, 7-6

Üzerinde çok yazılıp çizilen, 'Acaba sakat mı ?, Kaslarında dehidrasyon mu oldu ?, Vücut direncinde mi problem var ?' soruları Rafael Nadal'a turnuva boyunca atfedildi. Ancak Tim Smyczek maçından sonra adeta kendi tenisine dönmüştü Nadal. Smyczek maçındaki probleminin de sakatlık değil bir gün öncesinden alması gereken sıvı miktarını ayarlayamaması olduğunu öğrendik. Kevin Anderson karşısında iyi bir görüntü çizmişti ve Berdych ne kadar formda da olsa bu maça Rafael Nadal yine favori olarak çıkıyordu. Tabi bu durumda son 17 maçlarının hepsini Nadal'ın kazanması da büyük etken.

İlk 2 set, özellikle de 2. set tamamıyla Berdych dominasyonuyla geçti. Nadal hiç ama hiç cevap veremedi. İlk sette Nadal'ın yakaladığı 1-2 tane kendisi açısında olumlu sekanslar vardı ama 2 tane break verdiği seti 6-2 kaybetmiş. Sonraki sette de adeta dağılmış, 5-0'dan sonraki oyunda kendi servislerinde adeta teslim bayrağını çekmiş gibiydi. Bagel yemesi ayrı bir olay ama 5-0'dan sonra kendi servisine tutunması sonraki set için büyük bir artı olarak sayılabilirken Berdych seti orada bitirmişti.

3. set 5-6'ya kadar ortada geçti. Nadal bu sette ilk servislerini daha fazla bulmaya ve çok daha rahat servis oyunları geçirmeye başladı. Benzer oyunları yine Berdych'in servislerinde de gördük. Ama 5-6 iken Nadal'ın servislerinde bulduğu maç puanları maçın yakın zamanda sonlanacağının göstergesiydi. Berdych orada bitiremedi ama tie-break'te üst üste bulduğu mini breaklerden sonra tam yerinde çok iyi bir 2. servise giderek yarı finalin yolunu tuttu.

Andy Murray-Nick Kyrgios: 6-3, 7-6, 6-3

Yerel kahraman Nick Kyrgios'un Andy Murray ile olan maçı akşam seansına alınmıştı. Mark Edmondson'dan beridir Avustralya Açık'ta Avustrayalı bir oyuncunun şampiyon olamaması, bu maç öncesi Avustrayalıları Nick Kyrgios konusunda oldukça heyecanlandırıyordu. Maç içinde seyirciden reaksiyon alan, seyirciyi arkasına almayı çok iyi bilen Nick Kyrgios bu sefer Andy Murray karşısında çok fazla direnemedi.

Maçın ilk seti Andy Murray fırnıtası ile geçti. Kyrgios karşısında tecrübesini konuşturan Andy Murray, topu ralli içinde tutarak Kyrgios'un hata yapmasını bekledi ve bunu set boyunca sürdürerek ilk sete 6-3 ile uzandı.

2. setin ortalarına kadar yine kontrol Murray'deydi. Ama setin ortalarından sonra kortta daha iyi görünen, daha iyi hareket eden bir Kyrgios vardı. Biraz daha puanların içinde kalıp, vuruşlarını çeşitlendirmeye başladı. Zaten ilk setten gördüğümüz de baseline'ın gerisinde Murray ile çarpışmanın Kyrgios'a hiç yaramadığı şeklindeydi.2. sette ibre biraz Kyrgios'a doğru kaydı. Burada Andy Murray'in yoğunluğunu bir nebze de olsa kaybetmesi de bir sebepti. Setin tie-break'inde Kyrgios adeta seyirciyle birleşerek momentumu arkasına aldı. Ama olmadık puanlarda yaptığı basit hatalar onu bu setten de etti.

3. set tekrar müthiş servis performasını bulan Andy Murray sete iyi başladı. İlk sete benzer bir şekilde setin ortalarında servis kırarak Kyrgios'un direncini tamamen kırdı diye düşündük ama Kyrgios ilk kez Murray'in servislerini tehdit ettiği oyunda break'i geri aldı. Ancak sonraki oyun servisini geri kırdırınca maç dönülmez bir noktaya geldi ve 6-3 ile bu set de sonlandı.


Emin Kazdaloğlu
Twitter:@Nickonharf
abcspor.com

Bayanlarda Çeyrek Finalistler Güle Oynaya !

Sonunda Avustralya Açık'ta 2. haftayla birlikte ilk çeyrek final maçlarına ulaştık. Aus Open'ın yayın programı dolayısıyla sabah seansının erken saatlerinde bayanların çeyrek finalleri oynandı. Akşam seasına ise yerel kahraman Nick Kyrgios'un maçı konuldu.

Ekaterina Makarova-Simona Halep: 6-4, 6-0


Günün ilk maçında Makarova ile Halep karşılaştı. Turnuva boyunca adeta büyük oyuncu olma alışkanlığını gösteren Simona Halep ne yazık ki benim nezdimde çok da beklentileri karşılayamadı. Çok rahat geçtiği ilk 4 turda set dahi vermemiş ama oyun kalitesi olarak beklentileri de pek karşılayamamıştı. Bu nokta aslında Halep açısında artı sayılabilirdi. Çünkü favori ve büyük oyuncular Grand Slam gibi 2 hafta süren bir turnuvada ilk turdan itibaren oyununu yükselte yükselte finale kadar ulaşmak isterler ama Halep'de durum pek böyle olmadı. İlk tur maçından 4. tur maçına kadar biraz kendisiyle uğraşan, basit hatalarına gereğinden fazla tepki veren ve bu tepkileriyle rakibini oyunun içine sevk eden bir Halep izlemiştik. En iyi oyunundan da uzak gözüküyordu. Nitekim bir yerde patlayacaktı bu durum.

Bu maçta da basit hatalarını hiç sınırlayamadı. Zaten en büyük sorunlarından olan 2. servislerinde problem yaşadı. Burada Makarova'nın da hakkını vermek lazım. Geçen sezonun özellikle 2. kısmında büyük bir çıkış gerçekleştirmişti. İlk önce Wimbledon'da çeyrek final ardından US Open'da ilk Grand Slam yarı finalini görmüştü. Aynı şekilde Montreal'de de iyi bir oyun ortaya koyup yarı finale kadar çıkmıştı. Bu maçta da problemi olan Halep'i yakalamışken servis kırmalarda oldukça yüzdeli oynadı.2. set oldukça dağılan ve 2. servislerinden neredeyse puan çıkartamayan Halep'i 6-4 ve 6-0'la mağlup etti.

Maria Sharapova-Eugenie Bouchard: 6-3, 6-2

Daha önce 3 kez karşılaşan bu ikili (3'ünde de Masha galip) Avustralya Açık'da da çeyrek final karşı karşıya geldi.2. tur maçından sonra daha bir rahatlayan ve daha iyi tenis oynayan Masha ile 4. turda oldukça sarsılan Genie beklenilen seyir zevkini pek de ortaya koyamadılar.

Zaten Bouchard maça adeta başalayamadan servisini kırdırdı. Maçta sadece bir kez tehdit edebildiği ilk setin ortalarındaki servis oyununda da servis kıramayınca setin gidişatı iyice belli oldu. Set sonunda da servis kırarak seti bitiren Masha 1-0 öne geçti.

2. set yine benzer şekilde gelişti. Returnlerde bir türlü istediği istikrarı bulamayan Bouchard'ın aksine istediklerini çoğunlukla sahaya yansıtan Sharapova gerekli anlarda servis silahına başvurarak kendi servislerinde iyi gözüktü. Yine 2 tane break bulduğu bu seti de 6-2 kazanarak yarı finale çıktı.


Emin Kazdaloğlu
Twitter:@Nickonharf
abcspor.com

25 Ocak 2015 Pazar

ANALİZ - Darüşşafaka Doğuş

Yeni Kadro: Geçen sezon Doğuş grubunun sponsor olduğu Darüşşafaka, İkinci Lig'i şampiyon olarak tamamlayarak Birinci Lig'e yükseldi, şampiyon koç Orhun Ene ile yollar ayrıldı ve -bana göre- Türkiye'nin en iyi üç koçundan biri olan Oktay Mahmudi ile anlaşma yapıldı. Lynn Greer, Ersin Görkem, Nedim Yücel, Erbil Eroğlu dışında kadro tamamen yenilendi ve Türkiye Basketbol Ligi'nin en iyi kadrolarından biri ortaya çıktı. Türkiye Ligi'nin tecrübeli oyuncuları Jamon Lucas Gordon, Ersin Dağlı, Gasper Vidmar, Emre Bayav, Ermal Kuqo, Mehmet Yağmur transferlerinin yanına Dünya Kupası'nın yıldızlarından Renaldas Seibutis ile potansiyelli yabancılar John Shurna ve Taylor Brown transferleri yapıldı. Son olarak da, Galatasaray'dan Göksenin Köksal takıma katıldı.

Böylece; çok potansiyelli ve çok derinlikli bir kadro ortaya çıktı. Rotasyona kısaca bakacak olursak;

Lucas Gordon - Mehmet Yağmur - Erbil Eroğlu
Göksenin Köksal - Lynn Greer
Renaldas Seibutis - Taylor Brown
John Shurna - Ersin Dağlı- Metin Türen
Gasper Vidmar - Ermal Kuqo

(tabloyu fazla ciddiye almamak lazım, birçok maçta farklı düzenlerle oynadılar)

Darüşşafaka Doğuş'un sadece Türkiye'de değil, tüm Avrupa'da ''Avrupa Kupaları'na katılmayan en iyi takım'' olduğunu söyleyebiliriz, hatta birçok Eurocup takımından da derinlikli bir kadro kurdular.



Sezon Başı: Türkiye Kupası Elemeleri'nde Efes-Beşiktaş'ın yer aldığı zorlu gruptan çıkmayı başaran Darüşşafaka Doğuş lige de Beşiktaş'ı yenerek başladı. Sonraki beş maçın üçünü kazanan DD Uşak ve Banvit deplasmanlarında yenildi, arkasından beş maçlık galibiyet serisi geldi. (ort.19 sayı fark) Üç maçlık Euroleague takımları serisinde Efes ve GS'ye küçük farklarla kaybeden DD Fenerbahçe Ülker'i deplasmanda devirdi ve ligin ilk yarısını farklı İBB galibiyetiyle tamamladılar.





Önemli Maçlar: Darüşşafaka Doğuş hafta içi maç oynamamanın da etkisiyle ciddi maçlara daha iyi hazırlanma imkanı buldu ve ilk yarıdaki önemli maçları dengede götürdüler.


Eurocup takımlarına karşı 2 galibiyet-1 mağlubiyet alırken, Pınar Karşıyaka maçında sezonun en iyi maçlarından birini oynadılar, kaybettikleri Banvit maçında ise son saniyelerde kaybettiler.


Üç Euroleague ekibiyle arka arkaya karşılaşan DD üç maçı da kafa kafaya götürdü diyebiliriz, Fenerbahçe Ülker maçında zaman zaman farkı açan Darüşşafaka Doğuş önemli bir galibiyete imza attı.


Darüşşafaka Doğuş'un ilk yarıda aldığı diğer yenilgi de Eurochallenge temsilcimiz Uşak Sportif'le oynadığı maçta geldi, kalan maçlarda Darüşşafaka Doğuş'un ortalamala 15-20 sayı fark attığını görüyoruz, takdire şayan bir durum.




Oyuncu Notları:



_ Jamon Lucas Gordon: Türkiye'de oynayan yabancılar arasında en fedakar isimlerden biri olarak göze çarpan Gordon takımın en yüksek verimlilik puanıyla oynayan oyuncusu, asist ve top çalma ortalamalarında da açık ara takım lideri. 11.5s- 5.6a- 2.4tç ortalamalarının yanında her zamanki gibi müthiş bir dış savunma performansı sergiliyor, önceki yıllara göre daha iyi dış şut kullanıyor (8/16) ama (20/34) serbest atış isabeti bir garda yakışmıyor.


_ Mehmet Yağmur: Ortalama 14 dakika süre alıyor ve rotasyonun önemli bir parçası diyebiliriz, asist ortalamasını yükseltmesi durumunda takımına daha faydalı olabilir.


_ Lynn Greer: Mehmet Yağmur'dan ortalama üç dakika fazla sahada kalmasına rağmen, onun beş katı kadar daha fazla etkili oluyor diyebiliriz, 6s- 2a ortalamalarıyla oynuyor, takımın en iyi dış şut kullanan isimlerinden biri, zaman zaman sistem dışına çıksa da takımın ihtiyacı olan isim olduğunu söyleyebiliriz.


_ Göksenin Köksal: Mahmuti'nin sevdiği oyunculardan biri, Mahmuti döneminde Galatasaray'da ilk beşe çıkan Göksenin Ataman döneminde unutulmuştu, bu sezon Darüşşafaka'da rol oyuncusu olarak hak ettiği süreleri alıyor diyebiliriz. İstatistiklere yansımayan savunma katkısıyla ön plana çıkıyor, onun da serbest atış çizgisinden daha başarılı olması gerekiyor.


_ Renaldas Seibutis: Takımın en skorer oyuncusu, 13.5 sayı ortalaması yakalarken %52 ikilik - %50 üçlük - %92 serbest atış ortalamalarıyla muazzam bir performans sergiliyor. 3.5r- 2.6a ortalamaları da var, Dünya Kupası sonrası yüksek formunu sürdürüyor. Olin Edirne lige yükseldiğinde de ilk sezonda başarılı bir performans sergileyip Rytas'a geçmişti, Darüşşafaka Doğuş'u da basamak olarak kullanıp Euroleague'e dönebilir.


_ Taylor Brown: Genç Amerikalı takımda 10s- 5r ortalamalarını geçen tek oyuncu. Dış şutlarda istenen katkıyı sağlayamasa da atletik özellikleri ve takım oyuncusu olmasıyla sivriliyor.


_ John Shurna: 26 dk. ortalamayla takımın en fazla süre alan oyuncusu olan Shurna Seibutis kadar etkili olmasa da benzer şut performansı sergiliyor. %55 ikilik - %52 üçlük - %80 serbest atış ortalamaları var. '90 doğumlu Amerikalı yaz aylarında hangi takıma gideceği merak edilen genç yıldız adaylarından biriydi, Darüşşafaka Doğuş'un onu transfer ederek çok doğru bir iş yaptığını söyleyebiliriz.


_ Ersin Dağlı: Ortalama olarak maçların yarısında oynayan Ersin beklenen katkıyı yapıyor diyebiliriz. %54 saha içi isabetiyle, sert savunması ve orta mesafe şut tehdidiyle her takımın aranan oyuncusu. 7.7s- 5.3r ortalamaları var.


_ Gasper Vidmar: Maçlara ilk beş başlamasına rağmen sadece 19dk ortalamayla oynayan Vidmar 8s- 5r- 2a ortalamalarına sahip. %66 ikilik ortalamasıyla pota altından önemli bir skor opsiyonu ama %45'le serbest atış kullanıyor, bu alanda kendini geliştiriyor ama hala istenilen seviyede değil.


_ Ermal Kuqo: Ligin ilk yarısında 10 dakika ortalamayla bile oynamadı, buna karşılık birçok takımın kadroda bulunmasını isteyeceği, tecrübeli ve takım arkadaşlarına pozitif etki yapan bir isim.




Beşiktaş Maçı: Maç Efes-DD maçına benzer bir şekilde gelişti diyebiliriz. Beşiktaş'ın maça yanlış rotasyonla başlaması ve DD'nin Lucas-Greer-Göksenin dış üçlüsüyle oyunun iki tarafında da etkili olmasıyla fark açıldı. Ermal'in oyunu girmesi ve takımı adına olumlu katkı vermesiyle fark açıldı. İkinci çeyreğin ortasında fark çift hanelere çıktıktan sonra Beşiktaş Reynolds-Lofton oyundayken farkı kapatmaya başladı, ikinci yarıya doğru beşle başlayan Beşiktaş skoru dengeledi ama bir türlü öne geçmeyi başaramadı. Maçın bitimine beş dakika kala maç başabaş giderken Greer'in ağırlığını koyması ve Beşiktaş'ın arka arkaya yaptığı hatalarla Darüşşafaka Doğuş bu sezon rakibini üçüncü kez yenmiş oldu.




Sonraki Maçlar: Türkiye Kupası 8'li finallere kadar görece kolay bir fikstürün olduğunu söyleyebiliriz. TED maçı sonrası Telekom deplasmanı ve Uşak maçı sonrası kupa maçları geliyor.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Avustralya Açık-Erkeklerde Süprize Geçit Yok

Her zaman süprizlere biraz daha kapalı olan erkekler tarafında ilk tur maçlarının ilk kısmında neredeyse hiç süpriz çıkmadı ama birçok yakın, heyecanlı maç oynandı.

İlk önce favorilerden bahsedelim:

Rafa Nadal maça sabah seansında çıkmıştı ve iyi bir görüntü çizdi.1 saat 52 dakikada maçı bitiren Nadal, maçtan sonra Berrer mağlubiyetinin onu sarstığını ama bu galibiyetle tekrar tenise tutunduğunu söyledi.Ayrıca son 4 ayda çok az sayıda maça çıktığını bu yüzden zamanla toparlanacağını da sözlerine eklemişti.

Diğer bir favori Roger Federer 57 winner bulduğu ve özellikle 2 setin 2. kısmında adeta şov yaptığı kortta dans ettiği ve seçmeler sunduğu bu bölümde iyi görüntü çizdi.3. sette biraz rahatlasa da -Lu'nun oyunu da etkiliydi bu bölümde- bu seti de 7-5 kazandı ve 2. tura çıktı.

Diğer favorilerden Andy Murray ve Grigor Dimitrov da turladı.Andy Murray çok iyi servis attığı öaçı Hintli rakibi Bhambri karşısında 3 sette kazandı.Dimitrov ise geçen sezon Nadal'ı yenen Dustin Brown'u etkileyici bir oyunla 3 sette geçti.

Ayrıca 2. turda Andy Murray maraton maç oynayan Marinko Matosevic ile karşılaşacak.

Diğer bir heyecanlı maç da Federico Delbonis-Nick Kyrgios arasında oynandı.Maç günün en son biten maçıydı ve maraton maça gitti.Ne kadar kısa oyunlar oynanasa da maçı kazanan Kyrgios'un 2. turda çok formda bir Ivo Karlovic ile karşılaşacağını düşündüğümüzde işinin zor olacağını söylememiz lazım.


Emin Kazdaloğlu
Twitter:@Nickonharf
abcspor.com

Avustralya Açık-İlk Gün Bayanlarda Yaprak Dökümüyle Başladı

Yeni sezonla birlikte Avustralya Açık'ın ilk gününü de geride bıraktık.Grand Slam takvimi gereği 14 güne sığdırılan bu turnuvada ilk gün yine birçok maç oynandı.Ancak bayanların ilk tur maçları çok büyük süprizlere ev sahipliği yaptı.

Korta çıkan 8 tane seri başı isim daha ilk turda elendi.Bu isimler: Belinda Bencic, Ana Ivanonic, Angelique Kerber, Sabine Lisicki, Anastasia Pavlyuchenkova, Svetlana Kuznetsova, Carla Suarez Navarro ve Lucie Safarova.

Özellikle 5 numaralı seri başı Ana Ivanovic'in elenmesi büyük süpriz oldu.Hele de ilk seti 6-1 ile kazanmışken sonrasında maçtan kopması ve bu seviyelerde yapılmayacak çok sayıda hata yapması onu turnuva dışına itti.Aslında Brisbane'de final görmüş ve sezona formda girmişti.Hatta birçokları tarafından turnuvanın favorileri arasında olabileceği söyleniyordu ama ilk turda turnuva dışında kaldı.

Diğer taraftar Errani, Halep, Bouchard ve Masha gibi seri başları rahat turladı.

Grace Min, Errani'ye oldukça hafif geldi ve tek oyun vererek Errani maçı kazandı.Benzer şekillerde Bouchard ve Halep de maçlarını rahat şekilde tamamladı.

Rod Laver'ın son maçında Masha Petra Martic karşısına çıktı.İlk 2-3 oyundan sonra kortta bildiğimiz Masha vardı ve maçı da 6-4 ve 6-1 ile kazandı.Ama rakibi Petra Martic geçen senenin hemen hemen tamamını sakatlıklarla geçirmiş ve sadece 1 resmi maça çıkmış bir oyuncu.2012'de büyük bir çıkış gerçekleştirip Dünya 40'lı numaralarına kadar çıkmıştı.Oldukça teknik ve yetenekli bir oyuncu ama oyununu daha fazla genele yayması lazım.Doğum gününde Masha'ya kaybetmiş oldu ama tekrar form yakaladığı takdirde WTA sıralamasında yükselecektir.


Emin Kazdaloğlu
Twitter:@Nickonharf
abcspor.com

18 Ocak 2015 Pazar

3'lünün Yeni Üyesi Shaun Murphy !

Shaun Murphy Dafadet 2015 Masters turnuvasını Neil Robertson karşısında 10-2'lik skorla kazanarak büyük 3'lüyü tamamlayan; Ronnie O'Sullivan, Stephen Hendry, Mark Selby, Neil Robertson, John Higgins, Steve Davis, Mark Williams, Alex Higgins, Terry Griffiths'den sonra 10. isim oldu.

Şunu hatırlatmakta fayda var; 2012 finalinde yine bu ikili karşılaşmış ve Neil 10-6 ile Murphy'yi mağlup etmişti.Maç öncesinde 2 oyuncuya da bu durum soruldu ancak 2'side bu finali, o finalin rövanşı niteliğinde görmediklerini belirtmişlerdi.Ancak bu sefer Murphy 10-2 ile Masters'lar tarihinin en farklı final skorunu elde ederek zafere ulaştı.

Şöyle de ilginç bir durumu daha aktarayım: Shaun Murphy turnuva öncesinde kendine Masters'ı kazanmak için 10 yıl kadar bir müddet verdiğini, bu süre zarfı içinde kazandığı takdirde kendini başarılı sayacağını söylemişti.Üçlü yapmak da durumun ayrı bir cabası.

Böylelikle 2005 Dünya Şampiyonluğu, 2008 Birleşik Krallık Şampiyonluğundan sonra 2015'te de Masters'ı kazanarak büyük üçlüyü tamamlamış oldu.


Yarı final maçları değerlendirmesini daha çok maç performansları bazından yapmıştım ama bu final öyle bir maç oldu ki Shaun Murphy silindir gibi ezdi geçti.Öğlen seansında turnuvadaki tüm maçlarına yavaş başlayan Murphy gitmiş fırtınalar estiren Murphy gelmiş gibiydi.Bir tek 2. frame'de biraz masada kalabildi Neil onda da Murphy hiç izin vermedi.Ne olduğunu anlayamadan Murphy bir anda skorda 5-0'ı buldu.

Kabul edelim ki Neil 5-0'dan sonra hiç de fena olmayan bir reaksiyon verdi.İlk önce 80'lik bir seriyle maçtaki ilk frame'ini kazandı.6-1'den sonra da seansı yine bir frame ile noktaladı.Akşam seansında her zaman daha iyi oynayan Neil bu 2 frame umut verici noktaydı.

Ama akşam seasının ilk frame'i maçın kaderini adeta çizdi.Neil Robertson'ı sinen, kazanmaya değil de kaybetmemeye oynayan, fırsatları geri çevirip güvenliye yönlenen bir oyuncu olarak gördük.Aslında bu oyun karakteri onun 2010'daki Dünya Şampiyonluğundan sonra yavaş yavaş ortaya çıkan oyun karakteri.Dünya şampiyonluğu elbet Neil'ı daha da olgunlaştırdı, kabul ama Neil artık masada eskisinden daha az rahat.Her zaman masada bir sorun arayan, vuruş pozisyonunu alıp daha sonra memnun olmayan bir Neil'i çok daha fazla izler olduk.Sanki bu maçın 9. frame'inde de bu durumların etkisi hissedilir gibiydi.Neil'in çok fazla sinmesi en sonunda frame'i Murphy'ye getirdi.

10. frame'de gelen 127'lik bir Murphy serisinden sonra 11. frame'in açılışında maçtan koptuğunun, dağıldığının - ne kadar ifadesiz yüzüyle bir şey hissettirmese de - izlenimlerini veren Neil Robertson, Murphy'nin serilerine hiç ortak olamadı.Hatta masada zaman bile geçiremedi.Rahatlayan Shaun Murphy lakabının hakkının vererek sihirli vuruşlarla masayı sürekli işledi.

Son frame'de şampiyonluk potundan sonra masayı tamamen temizleyemese de şampiyonluğu sonuna kadar hakeden Shaun Murphy 2015 Masters şampiyonu oldu.


Emin Kazdaloğlu
Twitter:@Nickonharf
abcspor.com