4 Eylül 2015 Cuma

Rüya Görüyoruz ...

Geçen sene UEFA Avrupa ligindeki Beşiktaş-Asteras Tripolis maçlarını hatırlıyor muyuz ? Dünkü maç hikayesi ve basında çıkanları bakımından adeta o maçın kopyasıydı. 10'larca gol pozisyonu yakaladık, topu bir türlü içeri atamadık derken maçın muhasebesini yapmaktan uzak kalıyoruz.

Olimpiyatta oynanan ve 1-1 ile sonuçlanan Asteras-Beşiktaş maçında Beşiktaş'ın en az 8 tane net gol pozisyonu yakaladığını iddia ediyorduk. Gerçek anlamda değerlendirirsek yaydan veya ortaya düşen toplara vurmak dışında gerçekten net sayılabilecek bir pozisyonları yoktu. Gökhan'ın golü dahil %100 sayılabilecek bir pozisyonları olduğunu hatırlamıyorum. Son 2 dakikada da gol yiyerek Beşiktaş 1-1'e razı olmuştu.

Konunun aslında Beşiktaş ile hiç alakası yok. Maç sırasında maçı anlatan spikerler ve yanlarındaki yorumcular isteyerek mi istemeyerek mi yapıyorlar emin değilim ama televizyon karşısındakileri resmen aptal yerine koyuyorlar. Dün birçok sefer acaba başka kanalda başka bir maç mı oynanıyor düşüncesine kapıldım. Çok iyi oynadığımızı 20 tane gol pozisyonu bulduğumuzu söylüyorlardı. Halbuki ilk hatırı sayılır pozisyon olan Volkan'ın altı pasın önünden düzeltip vurduğu, 2. yarıda boş kaleye Hakan Çalhanoğlu'nun gol yapamadığı 2 pozisyon dışında gerçek anlamda bir pozisyonumuz yok.

Gol pozisyonunu Letonya gibi takımlara karşı yayın 5-10 metre önünde yanlara pas yaparak yakalayamazsınız. Topun hızı amatör küme maçlarındaki gibiyken de yakalayamazsınız. 2 tane pastan sonra kanatlara inip gelmesi beklenen orta ile hiç yapamazsınız. Hele de bizim gibi her anlamda yan top zafiyeti olan bir ülke hiç yapamaz, yapamadı da.

Artık ülkedeki futbol antrenörlerinden, teknik adamlarından, yöneticilerinden ve her türlü akıl danışmanlığı yapanlarından umudu kesmiş durumdayım. Yıllardır ne savunma yapabiliriz, ne rakibi boğabiliriz ne de orta sahada pas oyunu oynayabiliriz. Letonya gibi bir takıma karşı rakip sahanın ilk metrelerinde top çevirmemizin hiçbir anlamı yok bunu da belirtelim.

Savunma, hücum dedim. Peki taç atabiliyor muyuz taç taç ! Korner atabiliyor muyuz, peki dün kaç tane ortada isabet sağladık. Ben hiç hatırlamıyorum.

Daha da önemlisi rakip 11 kişi kapanmış bizi beklerken ne bir dripling ile ortaya giren var, ne bir dikine oynayan var. Hep yan pas yan pas. Topu ayağına alan tüm oyunculara bakarsanız hepsi bir kahramanlık peşinde ama her biri risk almaktan aciz. Hatta riskin nerede alınacağını hatta ve hatta rakip ceza sahası etrafında riskin ne anlama geldiğini bildikleri bile şüpheli.

Letonya belki maç sonunda beraberliğe sanki Avrupa şampiyonasına katılmışçasına çok sevindi. Haklılar da. İstedikleri oyunu oynadılar ve istediklerini aldılar ama Letonya teknik direktörünün aklında o atamadıkları Hakan Balta'nın bir anda bittiği pozisyonlar kesinlikle kalmıştır.

Maç boyunca iyi oynadığımız kesinlikle söylenemez. Üstün müydük tabiki üstündük. Zaten Letonya karşısında başka bir futbol düşünülemez. Ama kesinlikle iyi oynamadık, öyle ahım şahım pozisyonlar bulmadık ve bence istediğimiz futbolu da yansıtamadık. Letonya'nın istediği buydu ve uyguladılar. Kalecilerinin zaman zaman yaptığı yan top hatalarına rağmen, zaman zaman ceza sahasında seken toplara rağmen gol atabilme başarısını gösteremedik.

Biraz da yönetenlere değinmek istiyorum. Maçtan önce güzel atmosfer, Konya şehri, 40 bin taraftar ve bu taraftarlara dağıtılan 40 bin bayrak... Her şey güzel: kabul ama niye bir Türk milli takımı forması 120 TL. Bunu anlamak çok güç. TFF başkanı Demirören gerçekten bu işlerden anlamıyor. Yani bir milli takım formasını 15-20 TL yapsan ne olur ! O 40 bin taraftara bayrak yerine forma dağıtsan ne olur. Sonra niye kendi takım formasıyla geldi diyorsunuz. İnsanlar inadına gelirler tabi !

İşin özü kendimizi dev aynasında görüyoruz. Hala büyük bir rüyadayız. Bir an önce uyanıp ne olduğumuz anlamamız, yapabileceklerimiz doğrultusunda hareket etmemiz gerekiyor.


Emin Kazdaloğlu

Twitter:@Nickonharf

abcspor.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder