21 Mayıs 2014 Çarşamba

Fenerbahçe Ülker – Pınar Karşıyaka serisi analizi

             Beko Basketbol Ligi’nin yarı finalinde Fenerbahçe Ülker ile Pınar Karşıyaka karşılaşıyorlar. Seride üç galibiyete ulaşan takım finalist olacak ve ilk iki maç İstanbul’da oynanacak.


           

Yarı finale nasıl geldiler?


            Normal sezonu 2.sırada tamamlayan Fenerbahçe Ülker çeyrek final serisinde zorlanmadı. Uşak karşısında İstanbul’da oynadıkları maç biraz zorlu geçse de, Uşak’taki maçı 8-9 dakikada bitirmeyi başardılar.


            Pınar Karşıyaka ise beklendiği gibi zorlu geçen bir çeyrek final serisi oynadı. Normal sezonu 6.sırada bitiren Karşıyaka ilk maçta Efes karşısında istediği gibi oynayamadı, ikinci maçın sonunda önemli bir dönüş yaparak kazandılar ve son maçta da ciddi bir mücadele ile kazandılar. Pınar Karşıyaka’nın Efes serisinde çok iyi oynadığını söyleyemeyiz. Angelou ilk maçta çok iyi bir taktik uyguladı ve yüksek tempoda Pınar Karşıyaka’yı oyundan koparmadı ama sonraki iki maçta bunu yapamadı. İkinci maç biraz da Efes oyuncularının ciddiyetsizliğinden kaybedildikten sonra üçüncü maçta da farkı koruyamadılar, son maçta Stephens-Vasilieaidis değişikliği de takıma olumlu katkı yapmadı. Karşıyaka’da gününde olan Dixon’ın yanında Jawad-Hersek de kritik katkılar yapınca Karşıyaka turu geçti.


           

            Saha avantajı

           
            Fenerbahçe Ülker’in evinde farklı bir ritmle oynadığını biliyoruz, kısaca ‘Real Madrid ritmi’ olarak adlandırabileceğim bu sistemde Fenerbahçe ilk yarıda önemli bir tempo yakalıyor ve farkı açmaya çalışıyor. Fark açıldığında rakip cevap vermezse Fenerbahçe maçı koparıyor. Tempoyu yakaladıklarında farkı açamazlarsa veya farkı açtıktan sonra rakip toparlanırsa Fenerbahçe maçtan kopuyor. Bu sistemin ortası yok. (bkz. Maccabi-Real Madrid maçı) Bu sezon Fenerbahçe Ülker ligin zayıf takımlarına karşı bu avantajını çok iyi kullandı. Fenerbahçe Ülker’in normal sezonda bunu uygulayamadığı iki maç var; Pınar Karşıyaka maçı ve Banvit maçı. 22 Aralık’ta oynanan FBÜ-KSK maçında Karşıyaka rakibinin ritm bulmasını engelledi ve maç boyunca Fenerbahçe’yi 70 sayının altında tuttular. Bu sezon ligde Fenerbahçe Ülker’in skor üretmesini engelleyen tek takım oldular.

            Fenerbahçe Ülker’in deplasman performansı ise pek parlak olmadı. Ligde yarı finale kalmayı başaran üç takıma da deplasmanda kaybettiler ve bu maçlarda ortalama 11 sayı fark yediler. Normal sezon ritmiyle play-off ritminin aynı olmayacağı kesin ama Fenerbahçe Ülker’in deplasmanlarda önemli bir handikapa sahip olduğu da kesin.



            Pınar Karşıyaka’nın deplasman performansından bahsedelim önce. Pınar Karşıyaka bu sezon İstanbul deplasmanlarında başarılıydı. Normal sezonda Fenerbahçe-Galatasaray’ı yenerken, Efes-Beşiktaş’a da son çeyreklerde yenildi. Çeyrek final serisinin son maçında Karşyaka Efes’i yenerek bir kritik maçı daha kazanmış oldu. Karşıyaka’nın deplasman performansında yine kritik sayı olarak ‘70’ göze çarpıyor. Pınar Karşıyaka’nın kazandığı veya kazanmaya yakın olduğu deplasman maçlarında rakibini 70 sayı ve altında tuttuğunu görüyoruz. Karşıyaka’nın tutunamadığı tek ciddi deplasman maçında ise Banvit’ten 85 sayı yediğini belirtelim.

            Pınar Karşıyaka’nın iç saha performansı ise mükemmel değil. Ciddi iç saha maçlarına bakıyoruz; Fenerbahçe Ülker-Banvit’i yenerken, Galatasaray-Efes’e yenildiler. Galatasaray maçı haricinde üç maç da uzun süre dengede gitti. Karşıyaka iç sahada deplasmandakinin aksine tempoyu yükseltmeyi tercih ediyor. İç sahada 80 sayının üstüne çıkarak kazanabiliyorlar, Galatasaray maçında 60 sayının bile üstüne çıkamadılar ve kaybettiler.


            İki takımın iç saha-dış saha performanslarını karşılaştırdığımızda Fenerbahçe Ülker’in avantajlı olduğunu ama Pınar Karşıyaka’nın da çok dezavantajlı olmadığını söyleyebilirim. Pınar Karşıyaka Fenerbahçe Ülker’in oyun planını bozabileceğini defalarca gösterdi, ilk iki maçın en az birinde bunu yapmamaları için de bir sebep yok. Fenerbahçe Ülker’in saha avantajına sahip olmasına rağmen seriyi kazanması için İzmir’de bir maç kazanması gerektiğini düşünüyorum.





            Koçlar ve son yıllar

           
            Son yıllarda Fenerbahçe Ülker tarafında ciddi bir istikrarsızlık söz konusu. 2011’de lig şampiyonu olduktan sonra 2012’de çeyrek finalde Beşiktaş’a elendiler. 2013’te Pianigiani ile başladıkları sezonun ikinci yarısına Erdoğan’la devam ettiler. Play-off çeyrek finalinde saha avantajı olmasına rağmen Pınar Karşıyaka’ya yenildiler.

           
            Pınar Karşıyaka ise son iki yılda geçmişe göre çok daha istikrarlı. Hakan Demir döneminde ‘çeyrek final takımı olduğunu gösteren’ Pınar Karşıyaka’da 2012’de takımın başına Ufuk Sarıca geçti. Sarıca’nın ilk sezonunda takım sistemi oturmaya başladı. Play-off’a seribaşı olmadan başlayan Karşıyaka Fenerbahçe’yi eleyip, Galatasaray’a elendi. Bu sezon da normal sezonu benzer bir şekilde oynayan Pınar Karşıyaka, Eurocup’ta başarılı olamadı, Dixon-Diebler’ın yanına Batista’yı transfer eden Pınar Karşıyaka onun haricinde önemli bir yabancı transferi yapmadı. Lyons’da beklediğini bulamayan Karşıyaka Jawad Williams transferinde geç kaldı.


            Takımın son yıllardaki en büyük başarısı da bu sezon geldi. Türkiye Kupası’nda sekizli finallere kalan Karşıyaka sırasıyla Türk Telekom, Fenerbahçe Ülker ve Anadolu Efes’i yenerek kupaya uzanmayı başardı. Özellikle son iki maçta iki Euroleague takımını arka arkaya yenmeleri takdire şayandı. Yarı finalde Fenerbahçe Ülker’e karşı çok ezici bir performans sahaya yansıttılar.


            Fenerbahçe Ülker-Pınar Karşıyaka rekabetinde son iki yılda ciddi bir Pınar Karşıyaka üstünlüğü var. Geçen yıl normal sezonda iki takım kendi sahalarındaki maçları kazandılar, çeyrek final serisinde ise Pınar Karşıyaka kazandı. Bu yıl ise Pınar Karşıyaka rakibini sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de ciddi bir üstünlükle yendi. Bütün maçların ortak özelliği temponun Pınar Karşıyaka’nın arzu ettiği gibi şekillenmesi oldu.


            Koçlar açısından karşılaştırma yapacak olursak; Obradovic-Sarıca eşleşmesinde kariyer olarak Obradovic’in ağır bastığı aşikar. Üç maç üzerinden yorumlamak ne kadar ciddi olur orası ayrı bir tartışma konusu ama Sarıca’nın bu sezon Obradovic karşısında üstün olduğu da aşikar. Bu sezon Obradovic Itoudis’e iki, Sarıca’ya üç maç kaybetti. Özellikle Sarıca karşısında taktiksel olarak yenildiği, Sarıca’nın hamlelerine yeteri kadar iyi cevap veremediği ortada.




            Kadrolar

           
            Fenerbahçe Ülker’in rakibinden çok daha geniş bir rotasyona sahip olduğu ve rotasyonda yer alan tüm oyuncuların da skora katkı verebildiğini görüyoruz. Fenerbahçe Ülker Berk Uğurlu’nun rotasyonun bir parçası olduğu ve Oğuz Savaş’ın sakatlıktan çıktığı son dönemde rotasyon açısından oldukça rahatladı. Emir Preldzic sorunu da şu anda çok fazla büyümedi. Takımın klasik bir beşi olduğunu söyleyemeyiz. Obradovic oyuncularından memnun değil ki genel olarak Bo McCalebb haricinde herkes değişiyor. Bir maçta Bogdanovic-Kleiza bir başka maçta Bjelica-Zoric ilk beşte yer alıyorlar. Fenerbahçe Ülker’in en önemli avantajı yabancı kontenjanından dolayı sıkıntı yaşamaması. Beş yabancı da kadroda yer alıyorlar ve bu maç hangisi tribüne çıkacak derdi yok. İkincisi de Berk-Melih-Ömer-Emir-Oğuz gibi iyi sayılabilecek bir yerli rotasyonuna sahip olduklarından dolayı yerlilerden de önemli katkı alıyorlar. Yabancı oyuncular konusunda ciddi bir istikrar sorunu var. Bogdanovic-Kleiza-Bjelica üçlüsünün üçü de oyunun tamamına konsantre olamıyorlar, üç dakika mükemmel oynayıp sonraki 10 küsür dakikada saçmalayabiliyorlar.

           
            Pınar Karşıyaka’nın ise tam tersi bir rotasyona sahip olduğunu söyleyebiliriz. Pınar Karşıyaka rotasyon açısından ciddi bir sıkıntı yaşamakta ama bunu Dixon-Diebler-Batista üçlüsünün katkısıyla dengelemekte. Dixon’ın iki sezonluk performansını Bo’nun Partizan dönemine benzetmek yanlış olmaz. Pınar Karşıyaka sezon başında önemli bir fırsat yakaladı ve zaten kadroda olan Dixon-Diebler gard ikilisinin yanında Efes’te oynayamayan Esteban Batista’yı cüzi bir ücretle kadrosuna kattı. Batista tam Karşıyaka’nın aradığı pivottu. İkili oyunlarda Aminu kadar etkili ama pas yeteneği Aminu’dan daha üstün, uzun süre oyunda kalabilen bir pivot. Dördüncü yabancı olarak Lyons-Williams getirildi ama ikisinden de sürekli verim alınamadı. Jawad’ın son Efes maçındaki performansı galibiyette önemliydi ama Fenerbahçe serisinde kaç maç böyle verim verebileceğini kestirmek güç. İzmir temsilcisinin yerli rotasyonunda ise ciddi bir sıkıntı var. Soner Şentürk-İnanç Koç-Yunus Emre Sonsırma-Barış Hersek-Mutlu Demir beşlisinden sadece Barış Hersek başarılı bir takımın parçası olmuştu. Diğer dördünün ne zaman, nasıl katkı verebileceğini kestirmek imkansıza yakın. Bir de Can Altıntığ var tabii. Altıntığ bu sezon Hersek’le beraber takımın en istikrarlı yerli oyuncularından biriydi. Efes’le oynanan son maçta oynayamayan Altıntığ’ın sakatlığıyla ilgili olarak resmi bir açıklama yapılmadı, oynarsa takıma önemli katkı sağlayacağı ortada.


            (Burada bir parantez açarak başka bir açıklama yapayım; sezon boyunca Ergin Ataman’ı Türk oyuncuları yeteri kadar değerlendirmediği için eleştirdim, Sarıca’yı ise bu yönde eleştirmiyorum. Bu kafalarda soru işareti yaratabilir. Cevabı şu; Ataman’ın elindeki yerlilerle Sarıca’nın elindeki yerliler aynı kalitede değiller. Ataman Ender-Sinan-Cenk gibi önemli tecrübeye sahip oyunculara ve Göksenin gibi önemli bir potansiyele sahip. Sarıca’nın elinde ise çok düşük seviyede bir yerli rotasyonu var. İlk Efes maçını hatırlarsak, Batista yokken takım ezildi. Son Efes maçında Sonsırma top kaybı rekoruna gidiyordu. Karşıyaka’nın en yüksek profilli yerli oyuncusu Barış Hersek, Galatasaray’ın en düşük profilli yerli oyuncusu Göksenin Köksal desem daha net anlaşılır sanırım)



           
Tahmin

           
            Takımların birinin başında Ufuk Sarıca varsa, serinin düşük skorlu maçlara sahne olacağını öngörmemiz hiç de zor değil. Sarıca Efes’le oynanan ilk maçta tempoyu ayarlayamadı ve takımı maç boyunca geride kaldı. Bu seride iki maç kaybetme lüksü var ama ipleri de rakibine teslim etmek istemeyecektir. Obradovic’in hedefi ise İstanbul’daki maçları kazanmak olacak, özellikle ilk iki maçı. Yüksek tempolu bir maçta Karşıyaka’nın kazanması ne kadar düşük bir olasılıksa, düşük tempolu bir maçta da Fenerbahçe’nin kazanmasını o kadar düşük bir olasılık olarak görüyorum. Burada koçun yanında Fenerbahçeli oyuncuların performansları da önemli. Şöyle ilginç bir istatistik var; ligdeki iki maçta Bjelica-Kleiza-Bogdanovic üçlüsü 27 sayı üretmiş, kupadaki maçta ise bu üçlü 38 sayı üretmiş ama Fenerbahçe yine kaybetmiş. Fenerbahçe’nin seriyi geçmesi için bu üçlünün ortalama 45 sayı civarında sayı bulması veya Melih-Oğuz’un çok ekstra skor üretmesi gerekiyor.











twitter.com/arifsahin1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder